Yozlaşmaya karşı Neşet Ertaş’ın sözleri

Recep Yılmaz |

Ardında bıraktığı eserlerin sözlerinde hep insan ön planda oldu. Her mısrasında insan sevgisi, kardeşlik duygusu hissedildi ve yalnızca ayrımcılığın, ötekileştirmenin, yozlaşmanın düşmanı oldu Ertaş.

Temsil: Emrullah Çıta

Temsil: Emrullah Çıta

Garip mahlasını kullanan ve Abdal geleneğinin 20.yy temsilcilerinden Neşet Ertaş, 1938 yılında Çiçekdağı ilçesinde başladığı hayat mücadelesine müziğe ve halk edebiyatına kazandırdığı yüzlerce eserin tasavvufi hazzını yaşayarak nokta koymuş ve 2012 yılında gözlerini yummuştu. Ölümsüz eserleriyle, yaşam felsefesiyle halkın gönlünde hiç yummadı o gözlerini.

Çocukluğunda başlayan müzik hayatı, kendi biyografisini kaleme aldığı eserinde şu şekilde dökülmüştü dilinden.

“Dizinde sızıydı anamın derdi

Tokacı saz yaptı elime verdi

Yeni bitirmiştim üç ile dördü

Baban gibi sazcı oldun dediler”

Ustası, babası Muharrem Ertaş’tı. Ondan aldığı usta-çırak eğitimiyle ve Türkmen-Abdal geleneğiyle yoğrulan Ertaş ilk sazını bağrına bastığından beri hiç bırakmadı. Onun beslendiği kültürde saz çalmak, türkü söylemek sıradan bir uğraş değil, adeta ibadetti. Dadaloğlu’nun avazı, Karacaoğlan’ın beyitleri, Pir Sultan’ın deyişleri, Muharrem Usta’nın bozlakları… Beslendiği bu kültürün adeta 20.yy senteziydi. Kendinden önceki Alevi-Bektaşi ozanları gibi onun da vurgularında aşk ve sevgi en öndeydi. Onun için de eserlerini hep aşkla çalıp söyledi.

“Ey erenler hak aşkına

Kalkın semaha dönelim

Gönüldeki dost aşkına

Kalkın semaha dönelim

Dargınlık gitsin aradan

Hoş görsün bizi yaradan

Üçer beşer bir sıradan

Kalkın semaha dönelim”

Ardında bıraktığı eserlerin sözlerinde hep insan ön planda oldu. Her mısrasında insan sevgisi, kardeşlik duygusu hissedildi ve yalnızca ayrımcılığın, ötekileştirmenin, yozlaşmanın düşmanı oldu Ertaş. Bunu da kendine has üslubuyla ve yöresel ağzıyla şu şekilde söyledi.

“O hakkı tanımaz kul kandıranlar

İnsanlığın kıymetini ne anlar

İnsanlık varlığınan olur sananlar

Zengin isen ya bey derler ya paşa

Fukaraysan Abdal derler ya Cingan haşa”

Hayatın zorluklarını, yokluklarını arabeske değil aşka, tezeneye, saza döktü. Yeri geldi aşk dedi; yeri geldi ayrımcılık yapanlara, ötekileştirenlere sazıyla ince göndermeleri oldu.

“Dinle sana bir sözüm var

Kimseyi hor görme kardaş

Kim nasıldır Allah bilir

Kötüleyip yerme kardaş”

 

“Ulu arıyorsan, analar ulu

Sevmişiz gönülden, olmuşuz kulu

Analar insandır, biz insanoğlu

Aslı bozuk deme, gel şu insana”

Yaşadığı yokluk, yoksulluk, kimsesizlik sanatına da etki etmişti. Öksüz kaldıktan sonra 3 aylık kardeşinin gıdasızlıktan ölmesini ve üstüne babasının askere gitmesini şu mısralarla anlattı.

“En küçük kardaşı kayıp eyledik

Onun için gizli gizli ağladık

Üstelik babamı asker eyledik

Yine öksüz yetim kaldın dediler”

Savaşların, yıkımların gölgesinde olup bitenlere sessiz kalamayacaktı elbette. Bilimin halka karşı değil, halk için kullanılmasını istiyor ve özlem duyduğu o yurdu şu şekilde anlatıyordu.

“Can yakmadan atom gücü

Birleşsinler tüm bilimci

Dilerim olsun sahici

Dünyada silah kalmasın

 

Dünya cennettir insana

Eşit olsun sana bana

Kıyılmasın hiçbir cana

Analar ağlamasın”

Yüzyıllardır gericiliğin, bağnazlığın pençesinden kurtulamamış bir insanlığa sesleniyor, yol gösteriyordu. Engin gönlüyle cahilliğin ancak bilimle yenileceğini hissediyor ve dilinden dökülüyordu bu hissi.

“İsterim ki şu dünyada

Hiç kimse cahil kalmasın

Okusun ilmin kitabını

Cahilden akıl almasın

 

Kendi kendin yetenlere

İlim tahsil edenlere

İlme doğru gidenlere

Cehalet mani olmasın”

Kendisini hiçbir zaman ezenlerin, sömürenlerin yanında görmedi. Yaşar Kemal “Bozkırın Tezenesi” adını taktı ona. Bozkırın sanatçısı, halkın ozanıydı. Ve 2006 yılında verilen devlet sanatçısı ünvanını kendine has üslubuyla “Ben halkın sanatçısıyım ne gerek var efendim,” diyerek reddetti.

Sazından, sözünden akan sahicilik tüm Anadolu’yu ve hatta sınırları aşarak uzak diyarları bile etkileyecekti. 2010 yılında UNESCO tarafından “Yaşayan İnsan Hazinesi” ilân edilen Neşet Ertaş’a 2011 yılında İTÜ Devlet Konservatuarı’nca fahri doktora ünvanı verildi. 25 Eylül 2012 tarihinden beri halkının gönlünde, memleketinin bağrında yaşıyor. Bize güzelliği, sevgiyi, insanlığı sevdirdiğin için, yozlaşmaya karşı halk kültürünü sevdirdiğin için teşekkürler Bozkırın Tezenesi… yazisonuikonu



Yorum yok

Ekleyin