Üç aslan parçasına bayram tebriği

|

Bugün Ali İsmail, Abdocan ve Ahmet Atakan’ın bayram günü. Ğadir Hum.

Üçler: Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Abdullah Can Cömert

Çizimler: T. Tolunay

Bugün Ali İsmail, Abdocan ve Ahmet Atakan’ın bayram günü. Ğadir Hum. Ğadir Hum, Muhammed’in kendinden sonra halifeliğe Ali’yi seçtiğini ilan ettiği yerin adı. Muhammed öldükten sonra bilindiği gibi Mekke’li tüccar kesiminin söylediği oldu. Sonrasında İslamiyet içinde sonu gelmez bir iktidar savaşı başladı. Bu kadar tartışmalı bir konu için iki cümle kısa gelebilir ama Ali’nin hakkının yendiğini düşünenler, tarih boyunca bir isyan geleneğini felsefesiyle, kültürüyle, örgütlenmesiyle sürdürebildiyse Ğadir Hum’un önemi daha da anlaşılır. “Haklılıktan ölüyoruz” diyoruz ya bazen. İşte o haklılığın beslendiği kaynaklardan biridir bu olay.

Ğadir Hum, biz Kürt ve Türk Aleviler için değerli olsa da hiçbir zaman Arap Aleviler için taşıdığı anlamı taşımadı. Minnina’lar için Ğadir Hum, özellikle bin yıldır İslam’ı kasıp kavuran Selefi gericiliğine karşı tutundukları, kuşaktan kuşağa aktardıkları bir gelenek.

Akdeniz’in sahil şeridine ve bu şeridi çevreleyen dağlara sıkışan Arap Aleviliği yüzyıllarca sıkı iç eğitim ve örgütlenme ile kendini katliamlara karşı korudu.

Ğadir Hum’da en bariz ifadesini bulan kültür, Arap Aleviliğini, büyük Sünni Arap kitlesinden ayırıp ayrı bir ulus aşamasına taşımasa da onu, eriyip gitmekten korudu. Ğadir Hum, çölün ortasında, yol kenarındaki beş ağaçlık bir gölgeydi. O gölgenin altında Muhammed, elini Ali’nin omzuna koymuş ve onu seçtiğini tüm halka ilan etmişti. Onlar bu şahitliği hala sürdürüyorlar.

Bir halkı halk yapan sadece toprak, ekonomi falan değil, biraz da böyle inanca, tarihe, psikolojiye karışmış bir kültür.

Ama ondan fazlası da var. Semboller. Halk kültürünü bu sembollerle yaşatıyor, kuşaktan kuşağa aktarıyor. Denilebilir ki bu üç yiğit bugünün sembolleri oldu.

Cumhuriyet, Arap Alevilerin elinden de pek çok şeyi almıştı. Yeni cumhuriyet yüzünü batıya dönmüş, Ortadoğu ile aramıza zihinlerimizden geçen bir duvar örülmüştü. Arap Aleviler duvarın bu tarafında kalmadılar, aksine duvar onların üzerinden geçti. Malum sonradan, tartışmalı bir referandum ile Türkiye tarafından ilhak edildikleri için olsa gerek “tek millet, tek devlet” kısmını biraz hızlandırılmış ama yeterince asimile olmuş bir şekilde geçtiler. İçlerine kapandılar.

“Kart-kurt-kürt” safsatasının Antakya Araplarına uyarlanmış hali onların aslında Eti kökenli olduğuydu. Etiler de sözüm ona Türk olduğuna göre sorun kalmamıştı. Antakya‘nın adı da bu bahaneyle Hatay olarak değiştirildi.

Gezi, Arap Alevilerinin de kaderini değiştirdi. İkinci vatanları Suriye‘ye açılan savaştan kaynaklı öfkeli ve kaygılıydılar. Sınırlar kendilerine kapanırken cihadçılara ardına kadar açıldı. Yetmedi. Akrabalarını kesen cihadçılarla sokakta, hastanede, okulda yüzyüze geldiler. Ekonomik olarak ellerindeki pek çok şeyi kaybettiler.

Reyhanlı aslında bardağı taşıran son damlaydı onlar için. Gezi’de öfke sel olup aktı. Antakya’da, Armutlu’da, Adana/Akkapı’da ve oldukları her yerde.

Gezi’ye hangi kesimden yoğun katılım oldu? Bu soruya hiç tereddütsüz Aleviler ama ille de Arap Aleviler demek gerek. Kolay değil üç dağ parçasını toprağa vermek. Halk, haftalarca yediden yetmişe ayaktaydı. Gezi onların kabuğunu kırdı, varlıklarını herkese gösterdi.

Daha önceleri en fazla salon toplantılarıyla kutlanan, evlerden sokağa dışarıya yeni yeni çekingen adımlar atmaya başlayan Ğadir Hum bayramı da bunun dışında kalmadı.

Başka şehirlerdeki Alevi halk da bu bayramın farkına vardı. Mesela on yılların Alevi mahallesi Tuzluçayır‘da ilk defa Gezi sonrasında Cemevi’nin karşısına Ğadir Hum bayramımızı kutlayan bir pankart asıldı. Pankartta bayramın anlamını açıklayan bir de ibare vardı. Doğma büyüme Alevi 60 yaşındaki annem “Oğlum bu Ğadir Hum nedir?” diye bana sordu, “Araştır” dedi.

Ben her gün önünden geçtiğim o pankarta afişlere ne zaman baksam aklıma genç kardeşlerimin yüzü geliyordu, halen de öyle. Arap Alevilerini konu alan kitaplar yaygınlaştı, bir dergi ile hepimize kendi dillerinde Ehlen/Merhaba dediler. Bunu neye borçluyuz. Direnişe, kendi dillerinde söylersek muqaweme‘ye borçluyuz.

Kürt halkının direnişi Kürt halkının uluslaşmasını nasıl sağladıysa, Hrant Dink‘in katledilmesi Anadolu Ermenilerini kendi kültürlerine nasıl yönlendirdiyse burada da bir benzeri olmuş, onların canını vermesi halkı, kültürünü korumaya, yüceltmeye yöneltmişti. İnsanız, elimizde ne var ki tarihimizden başka.

Gezi bu ülkenin gördüğü en politik ve geniş halk hareketiydi. Ondan sonra hiç bir şey eskisi gibi kalmadı. Ne katılanlar ne de karşısındakiler. En yakınından başlayarak her şeyi değiştiriyor direniş. Direniş sürdüğü müddetçe de değişim sürecek. Bazen ağır ağır bazen de on yılların boşluğunu birden kapatır gibi hızla.

Ali İsmail, Ahmet Atakan ve Abdocan, bayramınız kutlu olsun. Rahat uyuyun. yazisonuikonu

@s_altunoglu

 



Yorum yok

Ekleyin