Toplumsal ilişkilerimizde “değersiz kılma”nın dayanılmaz ağırlığı

İsmail Topkaya |

Cumhurbaşkanından, en alt katmandaki insana kadar herkesin uygun bulduğu bir başkasına hakaret ettiği, rencide ettiği, aşağıladığı, kötülediği, değersizleştirdiği toplumsal bir yaşam ilişkisi girdabında dönenip duruyoruz.

İllüstrasyon: Jean Jullien

İllüstrasyon: Jean Jullien

Neredeyse herkes mutlaka bir başkası tarafından ya bir hakarete, ya bir aşağılamaya, ya da bir ötekileştirmeye uğramış durumdadır. Ya da tam tersi hepimiz olmasa bile çoğumuz bir başkasını rencide etmiş, değersizleştirme ya da önemsizleştirme davranışı sergilemiş durumdayızdır.

Buradaki en önemli işleyiş ise “gücü gücü yetene” kuralsızlığının sistematiğidir. Kendinden daha güçsüz olana her şeyi yapabilirsin. Üstelik yasalarınız, yönetmelikleriniz, yönergeleriniz ve bunlara ilişkin tüm adli ve kolluk pratiğiniz de buna olanak sağlayan bir işleve sahipse durum vahim demektir.

Toplumsal statüler, ekonomik zenginlikler, geleneksel ve törel kurallar, dayatmalar, devlet erkine sahip olma ve benzeri ayrıcalıkları kullanarak bir başkasını değersizleştirmeye dayalı toplumsal ilişkiler, söz konusu toplumu mutsuz kılan toplumsal bir yaşama modelidir ve post-modern bir ilkelliği içinde barındır.

Toplumsal statüler, ekonomik zenginlikler, geleneksel ve törel kurallar, dayatmalar, devlet erkine sahip olma ve benzeri ayrıcalıkları kullanarak bir başkasını değersizleştirmeye dayalı toplumsal ilişkiler, söz konusu toplumu mutsuz kılan toplumsal bir yaşama modelidir ve post-modern bir ilkelliği içinde barındır.

Böylesi bir toplumun bireyleri en azından gündelik yaşamlarında yorgunluk,  isteksizlik, iş doyumu yetersizliği, yaşama sevincinde azalma, toplumsal yaşamdan uzaklaşma mağdurlarıdırlar. Dahası, hırsızlığın, taciz ve tecavüzlerin, sapkın diğer sosyal davranışların da nedenleri arasında böylesi toplumsal ilişkilerin rolü yadsınamayacak kadar büyüktür.

Kendini önemsiz ve değersiz hisseden insanlardan daha tehlikeli başka bir canlı türü yoktur.

Ülkemizde “gücü gücü yetene” işleyişi ile çoğu kişi bir başkasına “haddini bildirme”, “dersini verme” “alay etme”, “aşağılama” gibi değersiz kılma hastalığına yakalanmış durumdadır. Aslında iyi analiz edildiğinde bu toplumsal bir sapma içinde bulunduğumuz gerçeğidir.

Birisi seni değersiz kılarken, sen de bir başkasını değersiz kılıyorsun. Eğer kendinden güçsüz bulup, önemsiz kılacağın ve değersizleştireceğin birisini bulamazsan vay haline. Bu bir moda gibi, fakat bu modayı izlemek için mutlaka “altında” birilerinin olması gerek. Tıpkı “üstündekiler” olduğu gibi.

Cumhurbaşkanından, en alt katmandaki insana kadar herkesin uygun bulduğu bir başkasına hakaret ettiği, rencide ettiği, aşağıladığı, kötülediği, değersizleştirdiği toplumsal bir yaşam ilişkisi girdabında dönenip duruyoruz. Üstelik bundan dolayı ciddi bir verimlilik ve kişisel sağlık kaybına da uğruyoruz.

Kendini önemsiz ve değersiz hisseden insanlardan daha tehlikeli başka bir canlı türü yoktur.

Bir toplumda yer alan ve yaşayan insanlar ait oldukları toplumsal sınıf, statü, din, mezhep, renk, dil, engellilik, özürlülük, cinsiyet, yaş, coğrafya, düşünce ve/veya her nedense önemsiz kılınmaya ve değersizleştirmeye uğramıyorlar ya da ne kadar az uğruyorlarsa o toplum o denli sağlıklı ve uygar bir toplumdur.

Bu ülkede “değişim” için bir yerden başlamak gerekiyorsa,  başlanması gereken yer işte tam burasıdır. “Yeni Türkiye” diyenlerin yeniden kastedecekleri şey bu olmalıdır aslında. Düzenin ve ekonomik sistemin insanı değersizleştiren işleyişi bir tarafa, insanların insanları mutsuz kılmalarını engelleyecek toplumsal ilişkiler sistematiğini kurumsal hale getirmek.  Bu sınıfsız toplum falan istemek ve bunu başarmak kadar ütopik bir şey değildir. Bu her insanın incinebileceği bir onuru ve bir gururu olduğunun kabul edilmesi ve bunun toplumsal ilişkilere yansımasının yasalar ve bu yasaların uygulaması ile teminat altına alınmasından geçer.

Yeni Türkiye’yi kurmak incinmemiş insanlar ve bu insanlardan oluşan bir toplum oluşturabilmekten geçer.yazisonuikonu

*İsmail Topkaya, ÇOMÜ Eğitim Fakültesi İlköğretim Böl.

 



Yorum yok

Ekleyin