Tarih boyunca Kâbe faciaları

Aydın Tonga |

Buna göre Mescid-i Haram’ın altındaki labirentlere şehir su şebekesinden borular vasıtasıyla tonlarca su sıkılacak ardından da bu suya elektrik verilecektir. Düşünüldüğü gibi de yapılır. Sonuç mu; onlarca kişinin cesedi Kâbe’de sular içerisinde bulunur.

11020566-large

Dün bir Kâbe faciasına daha tanık olduk. Zira Kâbe de yaşanan ilk facia değildi bu. Geçmişten bugüne binlerce insan Kâbe ve çevresinde vuku bulan olaylar sonrasında feci bir biçimde can vermiştir. Tarihin bu kara sayfalarına eğilmeden önce son olayda neler olup bittiğine kısa bir göz atalım.

Fotoğraf: Dün yaşanan faciadan, AP

Fotoğraf: Dün yaşanan faciadan, AP

Dün Mina’da “şeytan taşlama” yolunda iki ayrı yaya grubunun kesişmesi sonucu yaşanan izdihamda en az 753 hacı ezilerek can verdi, 887 de yaralı var. Gerekli güvenlik önlemleri almamakla suçlanan Suudi Sağlık Bakanı ise faciadan ölenleri sorumlu tutarak “Talimatlara uysalardı bu trajedi yaşanmazdı” dedi.

Bundan hemen önce yaşanan facia 12 Eylül’deydi. Hadise, 50-55 metre yüksekliğinde bir vincin insanların üzerine düşmesi ile ortaya çıkıyor. Sonucu biliyorsunuz 107 ölü, 238 kişi yaralı. Peki, o vinç orada ne mi arıyordu? Çünkü Kâbe alanı genişletiliyordu. Buna göre 50 bin kişilik olan tavaf kapasitesi 200 bine, 400 bin olan cemaatle aynı anda namaz kılma kapasitesi de 1,5 milyona çıkarılacaktı. Olayın ardından Bin Ladin Grubu’ndan bir mühendisin söylediği iddia edilen şu söz ise yaşananları ve yaşanacakları özetliyordu adeta: “takdir-i ilahi.”

“Olay Kâbe’de gerçekleşince “takdir-i İlahi”ye başvurmamak olmazı herhalde”, diyelim ve yaşanan facialara “şeytan taşlama” ayinleriyle devam edelim. Müslümanların ağrılıklı olarak kabul ettiği “şeytan taşlama” ayini, Kâbe’ye düzenlenen hac ibadetinin bir parçasıdır. Maksadı ise adı üzerine “dinlerin kadim düşmanı” olan şeytanı taşlamaktır. Fakat gelin görün ki, şeytan kendisini taşlatırken bile insanlara kötülük etmeyi ihmal etmemiş! Öyle ki, bu ayinler sırasında, 1994 yılında 270, 1998 yılında 119, 2001’de 35, 2003’de 14, 2004’de ise 244 hacının yaşanan izdiham ve kargaşada can verdiği kayıtlarda yer almaktadır.

Şeytan taşlama bölgesi olarak bilinen Mina’da, hacıların kaldığı bir kampta, 1997 yılında çıkan yangın sonrasında 343 kişinin hayatını kaybetmesi ise, Kâbe ile akıllarda kalan bir başka facia gerçekliğini gözler önüne serer.

Hac tarihinin en büyük facialarından biri ise şüphesiz 1990 yılında yaşanmıştır. Olay, Mekke tünelinde yaşanan izdiham sonrasında vuku bulur. İzdihama neden olan olay ise şeytan taşlamak için hareket eden bir grupla, şeytan taşlamaktan dönen bir grubun El Muaysem tünelinde karşılaşması ve tünelde havalandırma sisteminin devre dışı kalmasıyla gerçekleşir. Ortaya çıkan görüntü korkunçtur. Çünkü yaşanan bu elim hadise sonrasında tam 1462 kişi feci şekilde can verir.

Gayri müslimlerin Mekke’ye girişi nasıl sağlanacaktır? Kısa sürede bu soruna da çözüm bulunur. Önce sorunu aşmak için bir fetva çıkarılır, ardından kendilerine Kelime-i Şahadet okutulur.

Bölgede yaşanan ölümler sadece şeytan taşlama, “kaza” ya da benzeri sebeplerle ortaya çıkmamıştır. Siyasi ve dini çatışmalardan dolayı da pek çok insan Mekke’de yaşamını kaybetmiştir. Örneğin 1987 yılının Temmuz ayında İran’lı hacıların Mekke’de düzenlediği protesto sonrasında kimi rakamlara göre 402 kimi rakamlara göre ise 600 kişi öldürülmüştür.

1979 yılında kendilerine “Mehdiciler” adını veren bir gurubun, Kâbe’yi işgal etmeleri ile başlayan ve akabinde yaşanan olaylar ise bugün bile insanı dehşete düşürmektedir. İşgalin nedenine gelince, o gruba göre Suudi Arabistan rejimi bir kukladır ve yıkılmayı hak etmektedir. Hadiseye dönersek, Kâbe işgali iki hafta sürer. Bu iki hafta içersinde önce Mekke boşaltılır. Ardından şiddetin yasak olduğu Kâbe’deki işgali bastırmak için kan akıtılabileceğine dair fetva çıkarılır. Fakat Kâbe hala işgal altındadır. Hem de Müslümanların işgali altında!

Yaklaşan feci son ise uzakta değildir. İşgali durdurmak için yardım istenen kuvvetler ise oldukça şaşırtıcıdır. Zira Fransız özel birlikleri ve CIA timleri de yardımcı kuvvetler arasında yer almaktadır. Fakat ortada bir sorun vardır. Gayri müslimlerin Mekke’ye girişi nasıl sağlanacaktır? Çünkü o askerlerin Mekke’ye girişi yasaktır. Kısa sürede bu soruna da çözüm bulunur. Önce sorunu aşmak için bir fetva çıkarılır, ardından kendilerine Kelime-i Şahadet okutulur. Ve artık Kâbe kurtarılmaya hazırdır! Kurtarma planı ise daha baştan dehşet verici bir biçimde hazırlanmıştır.

Buna göre Mescid-i Haram’ın altındaki labirentlere şehir su şebekesinden borular vasıtasıyla tonlarca su sıkılacak ardından da bu suya elektrik verilecektir. Düşünüldüğü gibi de yapılır. Sonuç mu; onlarca kişinin cesedi Kâbe’de sular içerisinde bulunur. Resmi rakamlara göre dışarıda 127, içeride ise 117 kişin öldüğü açıklansa da gerçek sayının çok daha fazla olduğu belirtilir. Canlı olarak ele geçen ve sayıları 62 ile 170 kişi arasında değişen “işgalci” ise ibret olsun diye sekiz ayrı şehirde önce kolları, sonra bacakları, hala hayatta kalanlarınsa başları kesilerek infaz edilir.

Son iki örneği de çok daha gerilerden İslam tarihinin ilk yüzyılından vermek istiyoruz. Bilindiği üzere Muaviye’nin oğlu Yezid’in halife seçilmesi üzerine Mekke ve Medine başta olmak üzere pek çok yerde isyan çıkar. Bu isyanlar sırasında Medine’de 4000 ile 10 bin kişi arasında insanın öldürüldüğü belirtilir. Mekke’de ise Kâbe’nin duvarları yıkılır, ahşap kısımları ve örtüsü yanar.

Çatışmalar Yezid sonrasında Mervan ve Abdülmelik dönemlerinde de devam eder. Öyle ki, Abdülmelik, Abdullah b. Zübeyr isyanını bastırmak için, işlediği katliamlarla tarihe nam salan Haccac b. Yusuf isimli komutanını Mekke’ye gönderir. Olaylar sırasında Kâbe’de iki kez saldırıya uğrar ve ağır hasar görür. Dahası Kâbe içine sığınanlar bile katledilir.

Kâbe ve Mekke bölgesinin tarihi hiç şüphesiz bir yazının sınırlarını aşacak büyüklükte ve önemdedir. İslam inancının iktidar savaşlarını görmek ve bu savaşlardan günümüze dair sonuçlar çıkarmak için anılan tarihe daha da fazla eğilmemiz gerektiğini ifade ederek yazımızı burada noktalayalım.yazisonuikonu

Hac: Bir ibadetin dönüşümü



Yorum yok

Ekleyin