Tamam haklıyız ama çok şey yapmasak

Hayri Tunç |

Bugün gerilla veya devrimciler bir direniş içerisinde ise bu devletin yaptığı katliamlar ve baskılardan dolayıdır. Suçluyu çok açık bir şekilde haykırmadığınız sürece siz de devlet kadar katil olursunuz…

hayri tunç20 Temmuz Suruç Katliamı birçok açıdan aslında bir dönüm noktasıydı. Ellerinde oyuncakları olan, çoğu genç 300 insan Kobanê sınırında bir basın açıklaması yaparken bombalı bir saldırıya uğradı. 31 insan katledildi.

Sonrası hem Türkiye hem de Kürdistan için uzun süredir halkların biriktirdiği öfkenin patlaması oldu. Sokaklarda binlerce, onbinlerce insan, yüzlerini dahi görmedikleri bu çocuklar için polisle, askerle, sivil faşist paramiliter çetelerle savaştı. Savaştı diyorum çünkü yaşanılan tek kelime ile buydu. Seçim öncesi yoğunlaşan faşist saldırılara karşı uzun bir süre dirayetli duran halk ve devrimci örgütler bu katliam ile birlikte bir direnişin ortasında buldular kendilerini. Devlet hem katlediyor, hem cenazelere saldırıyor hem de ağıtlarını yakmak isteyen halka saldırıyordu.

Daha Suruç’un acısı yaşanırken Rojava‘dan ölüm haberleri geliyordu. Kürdistan’da ve Türkiye’de ev baskınları, gözaltılar, işkenceler yaşanıyor, zulüm her anımıza iyice siniyordu. Günay Özarslan’ın katledilmesi ile başlayan ve Gazi Mahallesi’nde 4 gün süren bir direniş gelişti. Direniş sürerken 13 YPG-YPJ savaşçısının cenazesinin Habur Sınır Kapısı’ndan geçirilmediği, bunu protesto eden gençlere polisin Gazi Mahallesi’nde halka saldırısı gibi acımasızca saldırı haberleri gelmeye başladı.

Ve seçimlerle beraber, Erdoğan‘ın başkanlık arzusu açık bir şekilde her şeyin üstüne geçmeye başladı.

Saldırının şiddeti ne kadar büyürse direniş de onunla paralel büyüyordu

Devletin son dönemde arttırdığı katliam ve saldırılara karşı HPG‘nin ve devrimci hareketlerin halkı ve kendilerini savunmak amaçlı cevapları başlayınca artık kimin nerede durduğu da ortaya çıkmaya başladı.

Seçimler öncesi, neredeyse bütün güçleri ile HDP’yi savunanların bazıları, gelişen süreci anlamayarak HDP’ye karşı cephe almaya, HPG’nin saldırılarını kınamaya ve HDP’nin kınaması için baskı yapmaya başladı.

Seçimler öncesi, neredeyse bütün güçleri ile HDP‘yi savunanların bazıları, gelişen süreci anlamayarak HDP’ye karşı cephe almaya, HPG’nin saldırılarını kınamaya ve HDP’nin kınaması için baskı yapmaya başladı. Bunun yanında bir de, sanki KCK, HDP’yi istemiyor gibi bir algı ile, KCK’ye karşı HDP savunuculuğu yapmaya başlanıldı. Ancak nedense bu kişilerin çoğu devletin gerçekleştirdiği katliamlar karşısında bu kadar dirayetli bir tavır hiç sergilemedi.

Gazi Mahallesi’nde bir hafta boyunca bütün mahallenin gaza boğulmasına, bir ibadethanenin polisler tarafından uzun namlulu silahlarla basılmasına, bir cenazenin 3 gün boyunca morgda kalmasına, 13 cenazenin 4 gün boyunca bir tırın içinde bekletilmesine ses etmeyenler, bu saldırılara cevap olarak yapılan bir saldırı sırasında bir polisin yaşamını yitirmesine karşı neredeyse ortalığı ayağa kaldırdılar.

Oysa onlar da çok iyi biliyordu ki; bütün saldırılar her daim bir cevabı barındırır içinde. Aslında sorunumuz da tam burada başlıyor!

Bu kadar saldırı ve bu saldırılara yönelik tepkiler olurken insan nerede durmalı?

Tepkimizin demokratlığı bizi nereye sürükler?

Faşist bir saldırıya tepki göstermenin kriteri nedir?

Sadece 20 Temmuz – 31Temmuz arasında yaşanılanlara bakıldığında görülecektir ki; devletin öldürdük dediklerinden sadece 2’si çatışma alanında yaşamlarını yitirmiştir.

20 Temmuz günü Suruç’ta katledilenlerde, 24 Temmuz’da Bağcılarda katledilen Günay Özarslan’da, Cizre’de katledilen Hasan Nerse‘de, Ağrı‘da katledilen 3 Kürt gençte silah yoktu. Ortada silahlı bir çatışma yoktu. Polis açık bir şekilde bu insanları katletti.

Bugün gerilla saldırılarına tepki gösterenler, gerillayı ya da sokaklarda polise karşı direnenleri suçlu hatta “Erdoğan’ın emrinde” gösterenler devletin bugüne kadar ki pratiklerini bilmiyorlar mı? Hatta bugüne kadar ki pratiğini falan da bırakalım, sadece seçimden bugüne kadar ki süreçte devletin yaptığı operasyonları, katlettiği sivilleri, tutukladığı devrimcileri görmüyorlar mı?

Etliye sütlüye karışmadan, “aman bana bişey olmasın da” gibisinden düşüncelerle yapılan her eylem, gösterilen her tepki aslında direk gelir, tepkiyi göstereni vurur. Bugünler çok önemli günlerdir çünkü. Böyle günlerde saflar daha net belli olur, kimin nerede durduğu daha açık ortaya çıkar. Savaşın yoğunluğunu hissettirdiği bu tip dönemlerde, ne şiş yansın ne kebap şeklinde tavırlar ya da “ben tarafsızım” şeklinde yönelimler hiçbir işe yaramaz. Söylenen her söz, atılan her adım sizin tavrınızı ve tarafınızı belli eder.

Bütün eylemler bir neden sonuç ilişkisi içinde doğar

Bugün gerilla eylemlerinin yoğunlaşması, devletin özellikle son süreçte arttırdığı baskının bir ürünüdür. Bunu görmeden ve buna bir tepki vermeden sadece gerilla eylemlerine tepki gösterip, gerillanın yanlış yaptığını söylemek sizi demokrat değil sistem yanlısı yapar.

Suçluyu çok açık bir şekilde haykırmadığınız sürece de siz de devlet kadar katil olursunuz.

Demokrat tavır denilen şey, iki tarafa da aynı mesafede durmak değil, gerçeğin yanında olmak demektir. Gerçeği görmezden gelip, “biz iki tarafa da aynı mesafedeyiz” söylemiyle yaşamda yer bulamazsınız. Cenaze yakmak için yol kesen, hastane basan bir güruhu görmezden gelip, “ama onlar da polis öldürmeseydi” derseniz siz demokrat olmaz, korkak olursunuz!

Bugün, Türkiye ve Kürdistan’da yaşanılanların tek sorumlusu bu faşist zihniyeti besleyen devlet aklıdır! Kimsenin bu sonuçlardan gerillayı ya da sokaklarda kolluk güçlerinin baskı ve saldırılarına karşı direnen devrimcileri suçlamak gibi bir düşüncesi olmamalıdır. Devletin baskılarının bir patlamaya zemin hazırladığını görmemek kör olmakla eşdeğerdir.

Birbirleriyle askeri düzeyde mücadele eden iki güç yok ortada! Askeri hedefleri vuran devrimci örgütler ve gerilla ile onlara misilleme olarak gidip hiçbir suçu olmayan sivilleri vuran devlet ve paramiliter faşist güçleri var.

Lafı çok uzatmaya gerek yok aslında; 20 Temmuz sonrası durduğunuz yer çok net, çok açık olmalı sadece. Ya katliamlardan yanasınızdır ya da özgürlükten. Bu kadar basit işte. Öyle “ama iki taraf da hata yapıyor” gibisinden yaklaşımlarla, “tarafsız bakmak gerek” gibi sözlerle hiçbir yere varamazsınız. Bugün gerilla veya devrimciler bir direniş içerisinde ise bu devletin yaptığı katliamlar ve baskılardan dolayıdır.

Suçluyu çok açık bir şekilde haykırmadığınız sürece de siz de devlet kadar katil olursunuz… yazisonuikonu

@hayritunc

Korkudan korkmak



Yorum yok

Ekleyin