Sözün başladığı yer

Emre Ertop |

Söz eylemini yitirmedi. Aslolan doğru sözü söylemektir. Aslolan politik mücadeledir.

suruc-katliami-srnk
Acı ve yas, öfke ve dirençle bir arada olduğu zaman anlam kazanır. Yine de burası Türkiye. Sıcağı sıcağına yapılan “soğuk” değerlendirmelerin beklemesinin gerektiği ülke.

Sözün bittiği yerde değiliz. O yere hiçbir zaman varılmayacak. Çünkü söz bitmez. Her defasında yeniden üretilir. Ve biz susarsak bizim sözümüzü bir başkası, bambaşka bağlam ve düzlemde söyleyecektir.

Söz eylemini de yitirmedi. Eğer yitirdiyse yapılması gereken tek  şey kalıyor. Bu, kendimizi kudurmuşların arasına atmak ve yem etmekten başka bir şey değil oysaki.

Suruç Katliamı’nın, solun yumuşak karnı olma tehlikesiyle karşı karşıyayız bugün. Bu acımasız eylem, hem Kürt Ulusal Hareketi’ni, bu katliamın bizzat sosyalistlere yapılması ile marjinalleştirmek istiyor. Hem de sosyalistlerin, emperyalist savaşa karşı halkı uyarabilecek tek gücün, uluslararası plana ilk elden karşı çıkmasını engelliyor.

Suruç Katliamı’nın, solun yumuşak karnı olma tehlikesiyle karşı karşıyayız bugün.

Kürt Hareketi’nin otuz yıllık refleksi, onun marjinalleştirilemeyeceğinin garantisi gibi. Onu geçelim. Asıl düğüm sola ve savaş karşıtı konumlanışa atılıyor.

Bağlamından koparılmış bir IŞİD karşıtlığı, Suriye‘ye emperyalist müdahalede doğru konumda olmamızı engelleyecektir.

Her defasında IŞİD’i yaratanlara ve IŞİD’i kullananlara çubuk bükülmeli. “Çubuk bükmek”, bize Lenin‘in armağanıdır.

“Her iç savaş bir dış savaştır.”

Türkiye siyasetinde önemli bir değişiklik olmazsa iç savaş kaçınılmaz. Aklımızı kaybettiğimiz an, biz ve Türkiye halkı da bu savaşın kaybedeni olacaktır. Aklımızı  kaybettiğimiz an, bizi daha büyük acıların bekliyor olacağını unutmamak gerek.

Oysa olası iç savaşın seyrini değiştirmek mümkün ve gerekli.

Fabrikalar durmalı. Halkın, Suriye politikasındaki tedirgin tutumu barış mücadelesini yerli yerine oturtarak kararlılığa evriltilmeli. Cepheye gönderilen askerlere kadar, barışı savunma politikasının mayalanması sağlanmalı.

Katliamla hesaplaşalım. Hesaplaşmak boynumuzun borcu, ancak bir başka bağlam ve düzlemde.

Tek yol yeniden ve yeniden halka, sınıfa, doğru siyasetle gitmekten geçiyor.

Geriye dönüp baktığımızda doğru sözü söyleyebildik mi?

Tüsiad‘la el sıkışmak,  parlamenter mücadeleden etkili bir şekilde yararlanmak için, işçi sınıfının parlamentolarda ancak devrimci proleter partiler tarafından temsil edilmesi gerektiğini görmezden gelmek miydi doğru olan?

Katliamla hesaplaşalım. Hesaplaşmak boynumuzun borcu, ancak bir başka bağlam ve düzlemde.

“Filozoflar bugüne kadar dünyayı yorumladı, aslolan dünyayı değiştirmektir.”

Aslolan doğru sözü söylemektir. Aslolan politik mücadeledir.

Bu gerçek, yorumlama çabasının hafife alınmasını gerektirmiyor.yazisonuikonu



Yorum yok

Ekleyin