Siz varın yüz yıl yaşayın, biz onurlu ölüyoruz

Gizem İbak |

Bazı zamanlar tüm hücrelerinizin ipinden boşanan boncuk misali yere saçıldığını hissedersiniz. Ve bu paramparça oluş hâlinde “yaşadım diyebilmek için” acıyı, öfkeyi, kini ve dâhi mutlak kazanma inancını alır heybenize “devam” dersiniz. Devam yaşamaya! Zafere kadar!

Suruç katliamı için eylem

Onurdan, namustan, adaletten yana olan bağışlanamaz suçlarımızla ne vakit başımızı yastığa koyacak olsak birileri ölür mü acaba korkusuyla dalıyoruz uykuya. Ve doğan her yeni gün bir felâket, katliam haberiyle başlıyor. İnsan düşmanın da namuslunu arıyor ve o zaman namuslu olmanın ne zor şey olduğunu kavrıyor.

Başını yastığa her koyduğunda birileri ölür mü acaba sancısını göğüs kafesinde taşıyanlar koyuldular yola. Kobanê’ye yeni bir hayat taşımaktı amaçları ve kendi aydınlıklarından bir parça bırakıp, sarmaktı barbarlığın açtığı yaraları. Ancak iyiden güzelden yana olanların payına hiç düşmüyor ecel ilen ölmek bu topraklarda…

Dün gece bu saatlerde Suruç’a yaklaşmış olmanın heyecanı sarmıştı belki bedenlerini. Ve belki de bir türkü dillerinde, coşku ve inanç taşıyan. Şimdi, bir kağıt boyunca listelenmiş isimleri. Bir ekmeği bölüştükleri masadan demincek kalkmışlar ve şimdi gazete kâğıtları kapanmış üstlerine. Belki, kahvaltı yaptıkları masanın üzerine serdiklerinden arta kalan gazete kâğıtları. “Tesadüfen” hayatta kalanlar şu an, hayatta kalmış olmanın iyi mi kötü mü olduğunu düşünüyorlar. Ve hep yanık kokusu diye bahsediyorlar. Daha demincek halaya durdukları bahçede yine o halaya duranların yanık kokusu. Biz o yanık kokusunu Maraş’tan, Sivas’tan, 19 Aralık’tan tanıyoruz. Bundandır yakanın kim olduğunu çok iyi biliyoruz!

Alican Vural

Alican Vural

Yazıyı kaleme aldığım şu saatlerde şehit isimleriyle fotoğrafları netleşiyor gittikçe. Her baktığım yüze “ekmek yedik, kardeşiz” demek geliyor içimden. Hiç tanımasam da; öfkemizin, inancımızın, hasretimizin kardeş olduğunu bildiğimden.

Gittikçe daralıyor mezar taşlarında doğum ve ölüm hanesi arasındaki mesafe. 1997 yılında yani daha demincek doğan Alican Vural Kobanê’ye yardım götürmek isterken şehit olanlardan. Ve Alican kazınıyor aklımıza, mağazada görüp parası yetmediği için alamadığı parka ile çektirdiği hatıra fotoğrafıyla.

 

Bazı zamanlar tüm hücrelerinizin ipinden boşanan boncuk misali yere saçıldığını hissedersiniz. Ve bu paramparça oluş hâlinde “yaşadım diyebilmek için” acıyı, öfkeyi, kini ve dâhi mutlak kazanma inancını alır heybenize “devam” dersiniz. Devam yaşamaya! Zafere kadar! Ve dilinizde bir acı slogan, sonu “ölümsüzdür” ile bağlanan.

Şehit Namırın!yazisonuikonu



Yorum yok

Ekleyin