Servet eşitsizliği

Economist |

Thomas Piketty’nin “Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital” kitabı ve bu kitaba eleştiri yazan Matthew Rognlie üzerine
(Çeviri: Işık Kıribrahim)

zenginlik ve fakirlik

Brezilya’nın başkentinden. Yoksul mahalleler ile zengin mahalleyi bir duvar ayırıyor

Editörün notu: Economist Dergisi’nde Piketty‘nin “Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital” kitabı ve bu kitaba eleştiri yazan Matthew Rognlie üzerine bir yazı yayınlandı. Işık Kıribrahim‘in çevirisiyle yayınlıyoruz.

Yirmi birinci yüzyılda NIMBY’ler 1

25 Mart 2015, 12:08 C.R. /Londra

Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital” yayımlandığından beri yazarı Thomas Piketty eşitsizlik üzerine yazmış olduğu bu kitabıyla ilgili çok sayıda takdir topladı. Şu ana kadar kitabın 1,5 milyondan fazla kopyası satıldı. Argümanları Nobel ödüllü iktisatçılar ve politikacılar da dahil olmak üzere bir çok kesim tarafından övgüye mazhar oldu. Gazetede kitaptaki veriler ve argümanlarla ilgili olarak karşı çıkışlar da gündeme getirilmesine rağmen, geçtiğimiz yıl Financial Times ticaret kitabı ödülüne layık görüldü. Prospect dergisinin 25 Mart tarihli nüshasında, Bay Piketty 2015 yılı Dünya Düşünürleri listesinin en üstünde yerini aldı (listenin üstünde isminin birlikte anıldığı Yunanistan’ın deri ceketli ekonomi bakanı Yanis Varoufakis, Naomi Klein ve Russell Brand de not edilmelidir). Ancak Piketty’nin kitabına karşı hiç beklenmedik bir yönden yeni bir meydan okuma geldi.

20 Mart tarihinde 26 yaşındaki MIT (Massachusetts Institute of Technology) yüksek lisans öğrencisi (fotoğrafta gördüğünüz) Matthew Rognlie, Economic Activity başlıklı konferansın Brookings Panelinde yeni bir makale sundu. Her ne kadar bu makale ilk önce 459 kelime uzunluğunda bir blog yorumu olarak sunulmuş olsa da, bazı saygın iktisatçılar bu eleştiriyi Piketty’nin eserine yapılan en önemli ve esaslı eleştiri olarak değerlendirmekteler.

Matthew Rognlie

Matthew Rognlie

Kitabında, Piketty sermayenin uzun vadede getiri oranının ekonomik büyümeyi aştığını iddia eder ve bu dinamiği r>g eşitliği ile ifade eder. Zaman içerisinde, milli gelirin sermaye sahiplerine (zenginlere) giden kısmı, emeğe (geri kalan herkes) giden kısmına göre artış gösterdikçe eşitsizlik artmaktadır. Aynı zamanda, yakın geçmişte sermayenin getirisinin ekonomik büyüme oranları düşüş eğiliminde olmasına rağmen dikkat çekecek derecede istikrarlı seyrettiğini ve bu trendin gelecekte de bu biçimde devam edeceğini savunur.

Rognlie bu iddialara üç temel eleştiri getirmektedir. Birincisi, sermayenin uzun vadede getiri oranının Piketty’nin öne sürdüğünün aksine yükseliş eğiliminde olmadığı, azalan verim kanununa bağlı olarak düşme eğiliminde olduğudur. Modern sermaye araçları ve örnek vermek gerekirse yazılım programları geçmişe göre daha hızlı biçimde değerini kaybetmektedir: metalden imal edilmiş devasa bir matbaa makinesinin çalışma ömrü eskiden on yıllar boyunca sürebiliyordu oysa günümüzde yeni bir veri tabanı yönetimi yazılımının modasının geçmesi ve artık kullanılmaz hale gelişi en fazla birkaç yıl içinde gerçekleşebilmektedir. Her ne kadar servetin brüt getirisi artış eğiliminde olsa da, sermaye sahiplerine büyük paylarda gerçekleşen kazanç akışının yeniden yatırıma dahil edilmesi gerektiği için net getirisinin arttığı söylenemez.

Rognlie araştırmasında bir ikinci bulgu ışığında Piketty’nin servetin getirisi üzerinden gelecek için aşırı tahminde bulunduğunu iddia ediyor. Zaman içerisinde iktisadi sistemin emekçilerin yerine örneğin robotları koyarak sermaye araçlarını ikame edememesi durumunda getirinin de zorunlu olarak düşüşe geçeceğini kaydediyor. Zaten tarihsel veriler de bunun Piketty’nin düşündüğünden daha zor olacağını göstermektedir.

Ve nihai olarak Rognlie’nin üçüncü tespiti sermaye gelirinden elde edilen milli gelirin büyüyen payının tüm sektörlere eşit biçimde dağıtılmadığıdır. Konut dışı sermayenin getirisi gerçekte 1970 yılından beri dikkat çekici biçimde sabit bir seyir izlemiştir. (Tabloya bakınız) Piketty’nin savlarının aksine, sermayenin büyüyen orandaki getirilerinden inişli çıkışlı seyreden emlak fiyatları sorumludur.

info-graf-konut

Rognlie’ye karşı öne sürülen eleştiriler de mevcuttur. Görünen o ki, Rognlie teknolojinin eşitsizliği artırmaya yönelik değiştirme gücünü (örnek vermek gerekirse söz konusu dönüşüm işgücü, maliyetinin ikame edilebilirliğini artırarak ya da pahalı şehirlerde yaşama talebini artırarak gerçekleşmektedir) hafife almaktadır. Ancak kârdan alınan payın daha fazla bölümünün kira geliri sağlayan kişilere değil de ev sahiplerine gittiği doğrultusundaki gözlemleri önemlidir. Piketty tarihsel bulgulardan hareketle, sermayenin birkaç kişinin elinde birikmesini önlemek amacıyla bireysel servet üzerine %2 oranında küresel vergi konması gerektiğini öne sürmektedir. Ancak artan zenginliğin en önemli kaynağı konut kaynaklıysa daha iyi odaklanmış bir yaklaşım gereklidir. Politika yapıcılar, ev sahiplerine yatırımları karşılığında olağanüstü getiriler sunan konut inşasını engellemek üzere planlama düzenlemeleri ve NIMBY tavrı ile uğraşmalıdır.

Rognlie’nin görüşlerinin Piketty’nin kapsayıcı anlatısı ile ne denli çelişkili olduğu bakış açılarına göre farklılık gösterebilir. Piketty’nin çok satan kitabı içinde konut kaynaklı geliri merkeze almadığı açıktır. Ancak ayrıcalıklı bir sınıf olarak elitlerin ellerinde tuttukları siyasal gücü (planlama sistemlerine rağmen) ekonomik çıkarlar için kullanıyor oluşları Piketty’nin görüşleriyle tamamen uyumludur. Günümüz itibariyle iyi durumdaki ev sahipleri, fötr şapkalı kapitalistler ya da serbest yatırım fonu yöneticilerine göre, artmakta olan gelir eşitsizliğinde daha fazla sorumluluk sahibidir. Ancak onların NIMBY tavrı Piketty’nin öngörüleriyle büyük ölçüde uyum içerisindedir.

Çeviri: @kara_remembers

  1. NIMBY İngilizce’de “not in my backyard” tabirinin karşılığı olarak kullanılmaktadır ve benim arka bahçemde, yakınımda olmasın yeter anlamına gelmektedir.


Yorum yok

Ekleyin