Sendika ve dayanışma

Çetin Koçyiğit |

Hatice öğretmenin yaptığı basın açıklaması anayasal ve sendikal bir haktır ve karşılığı açık, keyfi bir faşizm olmuştur. Hatice öğretmenin hak araması ve direnmesi meşrudur ve bu meşruiyeti sendikamızca da maddi ve manevi olarak desteklenmek zorundadır.

Hatice Yüksel Çadır Direnişinin 30. Açlık Grevinin 10. gününde

Hatice Yüksel Çadır Direnişi’nin 30. Açlık Grevi’nin 10. gününde

Hatice Yüksel Eskişehir’de gözaltına alınan beş kişinin serbest bırakılmasını istemek için basın açıklamasına katıldığından dolayı gözaltına alınmış ve sonrasında açığa alınmıştı. İşine iade amaçlı başvurularının reddedilmesi nedeniyle 30 gün önce Eskişehir-Porsuk Bulvarı’nda direniş çadırı kurarak eyleme başlamış; bu eylemini 16 Haziran’da açlık grevine dönüştürmüştü.

Ne yazık ki sendikamız Eğitim Sen bu süreçte üyesi Hatice öğretmeni yalnız bırakmıştır! Her türlü desteği vermesi gerektiği halde -kendi tüzüğünü de yok sayarak- maaş kesintisini ödemediği gibi üyesini sahiplenen bir basın açıklaması bile yapmamıştır. Yetmez gibi Eskişehir Eğitim Sen şubesinin yardım talepli yazısına Genel Merkez’den trajikomik bir yanıt verilmiştir. Bu yanıt trajik olduğu kadar anlamlıdır da aslında; çünkü sendikanın (ve genel olarak sendikacılığın) hangi noktalara kadar gelmiş/getirilmiş olduğunun net bir göstergesidir. Geçmişte tanık olduğumuz benzeri olaylarda sendikamız üyeleriyle dayanışma göstermekteydi. Özellikle Genel Merkez’in yazısının altında imzası bulunan Genel Sekreter Sakine Esen Yılmaz’ın gözaltına altına alındığı ve tutuklandığı dönemlerde sendikanın tüm olanaklarıyla dayanışma gösterdiğini hepimiz biliyoruz ki doğru olan da budur. Ama sendikamız nedense bir süredir üyeleri arasında çifte standart uygulamaktadır.

‘Yasal’ zemin…

Tüzüğümüzün3/o maddesi, Demokratik ve meşru haklar kullanılırken zarara uğramış üyelerimize yardım amacıyla dayanışma ve grev fonu oluşturur. Sendika ödentilerinden bu fon için % 5 pay ayrılır. Demokratik ve meşru haklar kullanılırken zarara uğramış üyelerinin maddi hak kayıplarını karşılar.’ maddesi çok açıkken; ve yine tüzüğümüzün sendikanın amaçları kısmında;

a) Evrensel değerleri gözeten ve yerel farklılıkları zenginlik olarak kabul eden bir emek örgütü olarak savaşsız ve sömürüsüz bir dünya hedefiyle ülkemizde ve dünyada her türlü baskıcı yönetime karşı demokrasi ve dayanışma kültürünü savunur. ya da

b) İnsan hakları ve temel özgürlüklerin bütünlüğü içinde, din, dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce farkı gözetmeksizin bütün üyelerinin ekonomik, demokratik, akademik, sosyal, kültürel, hukuksal, siyasal, mesleki özlük hak ve çıkarlarını koruyup geliştirmeyi, üyelerine insanca bir yaşam düzeyi sağlamayı savunur. gibi çok açık maddeleri varken; neden Eğitim Sen Mali İşler Dairesi Yönetmeliği’nin ‘13/1 tüzük gereği oluşturulan dayanışma fonundan; Eğitim Sen ve şubelerin sendikal ilke ve politikalar çerçevesinde, örgütsel bütünlük ve demokratik merkeziyetçilik ilkesine uygun olarak yapılan eylem ve etkinliklerden dolayı …görevinden uzaklaştırılanlara ücretlerinin 1/3 kadarı … ödenecektir.” maddesinin arkasına sığınılmaktadır?

Ayrıca, ‘Üyemiz hakkında disiplin soruşturulması başlatılması ve görevden uzaklaştırılmasına neden olan “Basın Açıklaması”, Genel Merkezimizin ve Şubelerimizin örgütsel bütünlük ve demokratik merkeziyetçilik ilkelerine uygun olarak aldığı bir karar uyarınca gerçekleştirilmiş bir eylem-etkinlik olmadığından, üyemizin maaş kayıplarının dayanışma fonundan karşılanması mümkün gözükmemektedir.’ denilmektedir.

Sorular, sorular, sorular…

Buradan çıkan sonuç ne olmalıdır? Eğitim Sen ne demek istiyor bize? Buyurun beraber düşünelim:

  • Size göre geçerli olan yukarıda belirttiğimiz sendikanın amaçları mıdır, yoksa mali işler yönetmeliğinin bir maddesi mi? Tüzükler sendikaların ana yasasıdır ve yönetmeliklerin üzerinde bağlayıcıdırlar.
  • Eğitim Sen bu güne kadar kaç üyesine dayanışma fonundan ödeme yapmıştır? Bu ödemelerin hepsi mali işler yönetmeliğinin 13/1 maddesine uygun mudur? Bizim bildiğimiz en az onlarca bu maddeye aykırı ödeme
  • Burada amaçlanan benden’sen yardım yaparız mantığı mıdır? Değilse neyi amaçlamaktasınız?
  • Özellikle dayanışma fonundan yararlandırmama yazısının altında imzası olan kişinin bir kadın olması, aynı sorunları birçok kez yaşamış ve bu fondan yararlandırılmış olmasına rağmen kadın dayanışmasını bile üyesine göstermekten aciz kalmasını nasıl açıklarsınız?
  • Bundan sonra üyeleriniz sendika dışında basın açıklaması yapamayacaklar mı?
  • Basın açıklaması yapmak anayasal bir hak değil midir? Bir sendika anayasal hakların karşısında durabilir mi?

Bu ve benzeri sorular daha da uzatılabilir. Eğitim Sen yöneticilerini bir an önce ‘akil’ davranmaktan vazgeçmeye davet ediyoruz. Sendikamızın üyeleri arasında çifte standarda son vermesini istiyoruz. Yoksa yönetimler geçicidir; yarın siz gidersiniz başkaları gelir ve sizin uyguladıklarınızı size yapar. Sizlerin de bunu isteyeceğini/kabulleneceğini sanmıyoruz.

Sonuç olarak, Hatice Öğretmen’in yaptığı basın açıklaması anayasal ve sendikal bir haktır ve karşılığı açık, keyfi bir faşizm olmuştur. Hatice öğretmenin hak araması ve direnmesi meşrudur ve bu meşruiyeti sendikamızca da maddi ve manevi olarak desteklenmek zorundadır. Buna karşı duran ve saçma yönetmelik maddelerinin arkasına saklananlar üyelerine hesap vermek zorundadırlar.

Hatice Öğretmen yalnız değildir!yazisonuikonu



  1. nihat okumuş

    Ekonomik demokratik mücadele örgütleri meşru tüzel kişiliklerini yasa, kanun, tüzük ve yönetmeliklerde sergilemenin ötesinde eksiksiz ve kusursuz değildir. Eksiksiz ve kusursuzluğun temeli yanlızca yazılı metinlerde değil bağnaz kafalardadır da. Yazılı metinler aşılmak içindir. Eğitim sen, yönetmeliğin nice nice aşıldı buradaki bağnaz,anlamsız duruşun ne? Özeleştiri vermelisiniz.


Yeni yorum ekleyin.