Seçimleriniz bittiyse devrime dönebilir miyiz?

|

Umut dövüşenlerde. Onlar susarsa, işte o zaman depresyona girebiliriz. Şimdilik seçim işlerini bırakıp devrim işlerine dönelim, asıl gündemimize. Bize iyi gelecek.

(Çizim: T.Tolunay)

(Çizim: T.Tolunay)

Her seçimde aynı hikâye.

Oylara yüklenen büyük anlamlar. Ülke şöyle değişecek, böyle değişecek vaatleri. Hiçbir şey değişmeyince de gelsin Aziz Nesin alıntıları, gitsin yurtdışına çıkış planları.

Şimdi bir nefes alıp olup bitenleri film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçirelim mi?

*

Gezi, Berkin’in cenazesiyle bitti. Tayyip varsa bir sorunumuz sandıkta halledelim demişti. Sol cenazeden çıkar çıkmaz sandıklara koştu.

Yerel seçimlerde seçtiğimiz muhtarlar ve belediye başkanları pek bir işe yaramadı, Gezi’nin ateşini peyderpey söndürmekten başka.

Sonra cumhurbaşkanı seçimlerine odaklandık. Ateş biraz daha söndü. Demirtaş’ın aldığı oylar %10 sınırına yaklaştıkça eylem planları azaldı, seçimle düzeni değiştirme hayalleri coştu.

7 Haziran’da bir aşılsa kaderimizi değiştireceği söylenen barajlar, beklenenin çok üstünde bir oranla yıkıldı. Sonuç: HDP’nin stajyer bakanlarla kısa bir süre destek verdiği AKP azınlık hükümeti. Bir de ölen insanlarımızın sayısındaki artış.

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hırsızlıklarından biri patladı. Soma’da madenler patladı. Cizre, Gever defalarca patladı. Suruç’ta, Ankara’da IŞİD bombaları patladı.

Biz öldük, Kürt hareketi ve onun tarafından özümsenen sol bize habire sandıkları gösterdi.

Bak “bu” seçimde her şey değişecekti. Bak “bu” seçimde AKP sandığa gömülecekti. Bak “bu” seçimde diktatörlük yıkılacaktı.

Deliliğin en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır,” demişti Einstein. Bizimkiler daha az şey yapıp daha çok şey kazanmayı umdular.

Çok sevdikleri Emma Goldman’ın “Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı” sözünü unutturup Lenin’e vecizeler uydurdular. Güya “Sandıkları yakacak kadar gücünüz yoksa boykotun da bir anlamı yoktur,” demişti tarihin en büyük devrim ustası.

Sonunda yine Aziz Nesin’e döndüler: Aptal %60. Faşizmin, diktatörlüğün, padişahlığın, totaliterliğin (artık meşrepleri hangi kavramı caiz görüyorsa onun) seçimle değişebileceğini iki yıldır vazedenler değil de halk aptal. Peki.

Seçim sonucu okumaları çok popüler. Bana sorarsanız seçim işleri ile devrim işlerini birbirine ayırmıyorsanız siyasetin s’sini bilmiyorsunuz demektir. Siyaset ile seçim arasındaki ilişki aşk ile para arasındaki ilişkiye benzer. Pek alakaları yoktur ama çoğu insan bunu bilmez. Tam da bu yüzden bir sözde-ilişki kendini gerçek-ilişki gibi hissettirir.

Devrim işleri ile ilgilenenler bile bu yanılsamaya kapılıyorsa vay halimize, ama ah vah etmeyi bırakalım, gerçek siyaset açısından ne denli önemsiz olursa olsun seçimler bize ne söylüyor, ona bakalım.

*

Bence 1 Kasım seçimlerinden çıkan 4 sonuç var:

  1. AKP, hegemonyasını tamir ediyor. Ve bunu biraz da bizimkilerin seçim fetişizmi sayesinde yapıyor. Çünkü faşizmin gölgesi altındaki adaletsiz bir seçim sisteminde sandık, her zaman faşizmin işine yarar. Gezi’nin madara ettiği AKP, gücünü seçimlerle ve bombalarla, yani rıza ve şiddet ile toparladı.
  2. Radikal demokrasi tabanını sağlama aldı. HDP’nin %10 civarındaki oyunun geçici olmadığı anlaşıldı. Gezi’nin hasadını toplayan, Kürt hareketine yedeklenen sol sayesinde HDP ve dolayısıyla -kapitalizm paradigmasını temel alan- radikal demokrasi oldu.
  3. Bombalar işe yaradı. Büyük büyük vaatleri sarayın tek hamlesiyle boşa düşen HDP, bomba tehdidiyle son derece düşük profilli bir seçim kampanyası yürüttü. Ortada gerçek bir siyasal alternatif görmeyen halkın hatırı sayılır bir kesimi de “Lanet olsun, kim gelecekse gelsin de ortalık durulsun” kinizmine teslim oldu.
  4. Devrimin tasfiye mekanizması işliyor. Kürt hareketi kendisiyle ittifak yapan herkesi asimile eder dediğimizde kızıyorlardı. Marksist-Leninist soldan gelip de dört seçimdir oy kovalayan hareketlerin hiçbirinin artık HDP ve radikal demokrasi dışında bir siyasal varlık şansı yok. 90’ların devrimci hareketlerinin birçoğu bugün seçim kampanyaları dışında fiiliyatta etkisiz durumda.

Bir umudumuz, yoksul mahallelerin ve Kürt kasabalarının dövüşenlerinde. Onlar kanat çırpmayı bırakırsa, işte o zaman depresyona girebiliriz. Şimdilik seçim işlerini bırakıp devrim işlerine dönelim, asıl gündeme. Bize iyi gelecek.

Bu topraklar ne faşist iktidarlar gördü. Faşizm seldir, devrimciler kum. yazisonuikonu

@prometeatro



Yorum yok

Ekleyin