Sakine Esen Yılmaz’a açık mektup

Necla Turgut |

KESK tarihi içinde, (siz de dahil olmak üzere) yüzlerce yönetici ve üye tutuklandı, bazıları görevlerinden uzaklaştırıldı. KESK’e bağlı sendikalar dayanışma fonundan, bu arkadaşlara destekte bulundu.
Hatice Yüksel’in durumunda farklı olan ne?

hatice_ogretmen_suresiz_aclik_grevinde

Bugün elimize e-posta yoluyla bir açık mektup geldi.

Hatice Yüksel, Eskişehir’de gözaltına alınan beş kişinin serbest bırakılmasını istediği için gözaltına alınmış ve sonrasında görevinden açığa alınmıştı. Başvurularının reddedilmesi nedeniyle 27 gün önce Eskişehir-Porsuk Bulvarı’nda direniş çadırı kurarak eyleme başlamış, 16 Haziran’da da açlık grevine dönüştürmüştü.

Biz de Gezite olarak konunun muhatabına ulaşmasını sağlamak için bu açık mektubu yayımlıyoruz.

Sayın Sakine Esen Yılmaz,

[caption id="attachment_17020" align="alignright" width="333"]hatice-yuksel Hatice Yüksel‘e ilişkin Eğitim-Sen‘in Eskişehir Şubesi’ne gönderdiği yazısı[/caption]

Genel Sekreteri olduğunuz EĞİTİM SEN İstanbul 2 No’lu Şube üyesiyim. Size bu mektubu yazmamın nedeni, 4 Haziran 2015 tarihli, 2015/200 sayılı, konusu Hatice Yüksel olan EĞİTİM SEN Eskişehir Şubesi’ne gönderdiğiniz yazı. Yazıyı sosyal medyadaki paylaşımlarda gördüm. Gerçek olup olmadığını öğrenmek için iki gün genel merkez telefonları üzerinden size ulaşmak istedim. Toplantılarda olduğunuz bildirildi. Ulaşamadım. Sonrasında da tekzip eden bir yazıya ulaşmadığım için bu yazının gerçek olduğunu düşünerek yazıyorum. Eğer yazının doğru olmadığını açıklarsanız, yazdıklarımı tekzip ederim.

Üyesi olduğum sendikaya ilişkin düşüncelerimi kamuya açık zeminde paylaşıp -paylaşmama konusunda uzun süredir bir iç hesaplaşma yaşıyorum. Hatice Yüksel ile ilgili kurumsal tutumunuz, bu hesaplaşmayı bitirdi.

Neden bir iç hesaplaşma yaşadım?

1977 yılında (tesadüftür ki sizinde doğduğunuz yıl) lise öğrencisi iken ilk kez bir mitinge katıldım. Toplumsal mücadeledeki muhalif kimliğimin miladı diyebilirim. Ülkemizde her muhalifin doğal(!) olarak yaşadığı gözaltılarım, tutukluluklarım, örgüt ilişkilendirmelerim oldu. Muhtemelen geleceğimde de olacaktır. Endişem kimliğime uygun olmayan bir örgütle (Ahmet Şık, örneği gibi) ilişkilendirilmektir. Yirmi bir yıllık öğretmenim. Kamu emekçilerinin sendikal mücadelesindeki sürecim 1990’da Eğit-Der‘e dayanır. Eğitim Sen‘deki sendikal mücadelem sendika üyesi aidiyeti çerçevesindedir. Muhalif biri olarak toplumsal mücadele içerisinde öğrendiğim, örgüt içi işleyişte eleştiri-özeleştiri kurumu içinde sorunların çözüleceğine dair olan inancımdır. Hala da bunu doğru olduğuna inanıyorum. Ne var ki çok uzun zamandır sizin de, benim de çok iyi bildiğim; sendikalarımızdaki temsiliyet ve karar süreçleri, demokratik, kitle ve sınıf sendikacılık ilkelerinin uzağında. Yaşadığım sayısız pratik deneyim sonucunda, ki Hatice Yüksel buna son örnek, sendika ile aramdaki hukuk sadece kağıt üzerinde. Bundan sendikal mücadelenin dışında olacağım sonucu çıkmasın. Olduğum yerdeyim. Bugüne kadar suskun kalmamın bir diğer nedeni ki en önemlisi, bu mücadelede yaşamları ile bedel ödemiş olan eğitim emekçilerinin anılarına gölge düşürmemek.

Neden size özel yazıyorum?

Beni kişi olarak bilemeyebilirsiniz. Bu çok doğal. Sizinle ilk temasımız 2011’deki Eğitim Sen ve KESK kongrelerinde oldu. O dönemde basında da yer alan KESK genel merkezindeki bir taciz olayından dolayı KESK’li bir grup kadın EĞİTİM-SEN ve KESK kongre süreçlerinde bu olayı protesto etmiştik. Siz de aday olduğunuz halde (yönetimlerin siyasal grupların pazarlıkları üzerinden belirlendiğini sizin kadar ben de biliyorum) bize destek olmuştunuz. Bu tavrınız beni umutlandırmıştı. Zira o zamanlar KESK’in sorunlarının kadınların mücadelesi ile aşılacağını düşünüyordum. Sonraki süreçte bu konuda da hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü sendikalarımızda kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık, çoğunluk kadınları amiyane tabirle evin “beslemesi” olmaktan kurtarmıyordu. Hatice Yüksel örneğindeki gibi.eskisehirde-aciga-alinan-hatice-yuksel-aclik-grevi-baslatti-neden-alindi-22461

Sizi özel kılan diğer neden de 28 Haziran 2012’de bir örgüt(!) operasyonu kapsamında KESK’li kadınlara yönelik sizin de arasında olduğunuz KESK’e bağlı sendikaların onlarca yönetici ve üyesi, ülke gerçeğine uygun olarak hukuksuz, keyfi bir şekilde gözaltına alınmanız ve tutuklanmanızdı. Yine o süreçte cezaevlerinde sizin de katıldığınız kitlesel, uzun süren açlık grevi eylemi ülke gündemindeydi. Asgari düzeyde demokrat bir kimliğin göstermesi gereken desteği elbette ki verecektim. Bu süreçte hep yanınızda oldum. Açlık grevinde iken gönderdiğiniz mektubu şube kadın meclisimizde okuduk. Mücadelenizle onur duyduk.

Sayın Sakine Esen Yılmaz,

Bu mektuba vesile olan altında sizin de isminizin olduğu yazının ikinci paragrafında sendikanın ilgili tüzük maddesine atıfta bulunularak deniliyor ki “Demokratik ve meşru haklar kullanılırken zarara uğramış üyelerimize yardım amacıyla dayanışma ve grev fonu oluşturur. Sendika ödentilerinden bu fon için %5 pay ayrılır. Demokratik ve meşru haklar kullanılırken zarara uğramış üyelerinin maddi hak kayıplarını karşılar.”

Devamında,“Tüzük gereği oluşturulan dayanışma fonundan: Eğitim Sen ve şubelerin sendikal ilke ve politikalar çerçevesinde örgütsel bütünlük ve demokratik merkeziyetçilik ilkesine uygun olarak yapılan eylem ve etkinliklerden dolayı görevinden uzaklaştırılanlara ücretlerinin 1/3 kadarı” ödenecektir.

Yazının üçüncü paragrafında Hatice Yüksel’e ödeme yapılmamasını nedeni olarak, ” Üyemizin görevinden uzaklaştırılmasına neden olan basın açıklaması, genel merkezimiz ve şubelerimizin örgütsel bütünlük ve demokratik merkeziyetçilik ilkelerine uygun olarak aldığı bir karar uyarınca gerçekleştirilmiş bir eylem, etkinlik olmadığından, üyemizin maaş kayıplarının dayanışma fonundan karşılanması mümkün gözükmemektedir” şeklinde açıklanmış.

O halde soruyorum:

  1. KESK tarihi içinde, yüzlerce yönetici (siz de dahil olmak üzere) ve üye tutuklandı, bazıları görevlerinden uzaklaştırıldı. KESK’e bağlı sendikalar dayanışma fonundan, bu arkadaşlara destekte bulundu. Doğru olanda bu. Yaşadıklarımız gelecekte de benzer hukuksuzlukların artacağını gösteriyor. Bence fondaki oran arttırılmalı. Bu çerçevede Hatice YÜKSEL’e ödeme yapılmamasına gerekçe gösterilen durumla, daha önce ödeme yapılan durumlardaki farkı anlayamadım. Açıklar mısınız?
  2. Tüzük maddesindeki demokratik ve meşru hakkını kullanırken ibaresi ile düşünürsek, Hatice Yüksel‘in basın açıklamasına katılmasını meşru görmüyor musunuz?
  3. Bu mektubu yazdığım an itibari ile Hatice Yüksel‘in katıldığı basın açıklaması ve sonucunda uğradığı hukuksuzluğa karşı çadır direnişinin 27. açlık grevinin 7. günü. Destek amacıyla kendisini ziyaret ettim. Görev yaptığı ilçede tek EĞİTİM SEN üyesi olduğunu öğrendim. Yaklaşık 130 bin üyesi olan EĞİTİM SEN’in genel sekreterisiniz. Ayrıca kadın sorunlarına, kadın mücadelesine olan duyarlılığınızı sendika yayın organlarından ve basından izliyorum. Ülkemiz kadınları için kaynatılan cadı kazanın ateşi gün be gün harlanırken, bir kadın olarak üstelik te bulunduğu ilçenin tek üyeniz olan Hatice Yüksel’in onurlu direnişi sizin ve KESK Kadın Meclisi’nin desteğini, dayanışmasını hangi gerekçelerle hak etmiyor?

Ezcümle eğer mektubum yayımlanmaya değer bulunursa mutlaka haberdar olursunuz. Elbette ki sorularıma herkese açık bir şekilde yanıt istiyorum. Yine yaşadığım pratik üzerinden sorularıma yanıt verileceği konusunda pek umudum olmasa da yanılmayı çok istiyorum.

Saygılarımla.

Necla TURGUT

Eğitim Sen İstanbul 2 Nolu Şube üyesi



Yorum yok

Ekleyin