Romanya’yı Marian’la gezerken…

|

Rehberimiz Marian Abi’nin yakında Türkçe bir şiir kitabı yayımlanacak. Bize Çavuşesku dönemini anlattı.

Bukres

İsmi Marian’mış yaşını göstermeyen 67’lik rehberimizin. Üniversitede Türkoloji okumuş, sonraki yıllarda birkaç yıl da Türkiye’de askeri ateşe olarak görev yapmış. Sonra emekli olmuş. Şairmiş, yakında bir kitabı Türkiye’de raflarda olacakmış. Romanya’da Türk şiiri üzerine antoloji yayınlamış.

Romanya’ya hoş geldiniz dedikten sonra kendisini kısaca bu şekilde tanıttı Marian Abi.

Turun ilk iki günü rehberliğimizi yaparken ülkesinin tarihi, sosyal kültürel, siyasal, ekonomik vb. özellikleri hakkında bilgilendirmeye çalışıyordu bizi.

İlk olarak, “Eski Şehir” dedikleri ve daha çok, Bükreş‘in eski ve yakın tarihine ait önemli binalarının bulunduğu bölgeyi gezdik. Gezi esnasında bina ve yapıların hangi dönem ve ne amaçla yapılıp kullanıldığını anlatan Marian, söz konusu dönemlerin politik egemenliğinin yol açtığı gelişme ve sonuçları da aktarıyor, özellikle sosyalizm dönemi ile günümüz Romanya’sı arasında kıyaslamalar yapıyordu.

Şu gördüğünüz bina Çavuşesku döneminde bakanların çalışma yaptıkları bir bina idi. Şu gördüğünüz binada, Çavuşesku döneminde yabancı devletlerden gelen konuklar ağırlanırdı.”

Çavuşesku ve sosyalist dönemden söz ederken adeta iç çeker gibi oluyordu.

Şu kilise yakın zamanda oluşan bir ihtiyaç için yapıldı. Komünistler dini önemsemiyorlardı. Ama yasaklamıyorlardı. Çavuşesku’dan sonra çok kilise yapıldı.”

Bir ara Romanya‘nın güzelliklerinden söz ederken ormanlara değiniyor: “Çavuşesku döneminde Romanya’nın %30’u ormandı son yıllarda ormanlarımız hızla yok ediliyor,” derken duygusallaşıyor, “Eee ne yaparsın, hayat işte,” diyerek susuyordu

Marian’ın suskunluğu uzun sürmedi: “Romanya Çavuşesku döneminde güçlü bir ekonomiye sahipti. Hiçbir devlete ihtiyacı yoktu. Kendi otomobil markamız vardı. Kapitalizmle birlikte zenginler ve fakirler ortaya çıkmaya başladı. Fabrikaların başında olan bakanlar az bir parayla fabrikaları alıp patron oldular… Eeeee, ne yaparsın hayat…”

Marian, kapitalist restorasyon sürecini, kapitalizmin azgın sömürü çarklarını anlatıyor. Kamu kuruluşlarinin uluslararası sermayeye nasıl peşkeş çekildiğini aklatırken önünden geçtiğimiz bir binayı işaret ediyor: “Çavuşesku çoğu konuşmalarını şu binanın balkonundan yapardı. En sonda oradan helikopterle kaçmıştı. Çavuşesku işçilere çok güveniyordu. O nedenle helikopterle ülkenin en büyük fabrikasına gitmeye çalıştı. O fabrikaya gidebilirse işçilerle birlikte isyancıları yenebileceklerini düşündü. Helikopter havalandıktan sonra pilota telsizle bir emir geliyor ve helikopter Çavuşesku’nun istediği fabrikaya gitmiyor.”

Marian iç çekerek sözünü bitirdiğinde fotoğraf molası veriliyor. Otobüs uygun bir yerde durunca iniyoruz. Kafiledekilerden biri Marian’a doğru yürürken ben de yaklaştım “Dayı sen bu Çavuşesku’yu seviyo’n herhalde,“ diye soran adama cevap vermeden bir an susan Marian’ın yanına gittim. Soru soran kişiye “Çavuşesku, kendisini yargılayan mahkemeye ‘Sizi tanımıyorum, beni ancak işçi sınıfı yargılar’ demiş ve kurşuna dizilirken de boyun eğmemiş yiğit bir insandır. Aynı şekilde eşi de yiğit bir kadındı. Marian Abi’nin de pek çok vatandaşı gibi Çavuşeskuyu sevmesi çok normal,” dedim.

Sözlerimi bitirirken sol elimi Marian’ın omuzuna koyup “Değil mi abi?” diyerek gülümsememe ses çıkarmadan, ama yine gülümseyerek karşılık verdi. Marian’a “Sen Çavusesku’yu seviyorsun galiba” diyen adam, ses tonumdan dolayı olsa gerek-, “Öyle mi, ben bilmiyordum,” diyerek uzaklaştı yanımızdan.

Marian’a Romanya yakın tarihini biraz bildiğimi, sosyalist olduğumu söyledim. Gözlerinde ışıltı, yüzünde gülümseme “Sen bilirsin zaten o zaman,” dedi. Sonra aklıma o şarkı geldi: “Olmasaydı sonumuz böyle” dedim. “Eeee, hayat” dedi Marian. yazisonuikonu

7 maddede Romanya karşı-devrimi



Yorum yok

Ekleyin