Rojava’da devrim mi, şeriat mı? (Güncellendi)

|

Bir konu, Rojava Devrimi diye çizilen çerçeve dışındaysa, bu çerçeveyi zorluyorsa ya da tümden zıtsa, suskunluk-inkar-üste çıkma döngüsü başlıyor.

Rojava'da topraklarını ve halklarını savunan savaşçılar

Rojava’da topraklarını ve halklarını savunan savaşçılar

PYD, Suriye’deki cihatçılarla yeni bir anlaşma imzaladı. Anlaşmaya göre Şamlılar Cephesi bünyesindeki örgütler Efrin’de şeriat mahkemeleri kurabilecek, örgütlenebilecek ve faaliyet yürütebilecek.

Bu ilk anlaşma değil, daha önce de anlaşmalar yapmışlardı. PYD, Suriye‘de kimle ne anlaşma yapsa, ne ilişki geliştirse, sınırın bu tarafına haber farklı geliyor ya da hiç gelmiyor.

Böyle netameli bir konuysa önce sessizlikle karşılanıyor, sonra inkar ediliyor, konuyu öğrenip soranlara hakaret ediliyor, aşağılanıyor, bu aşama yerini savunma ve üste çıkma çabasına bırakıyor.

Oysa olay basit, yaptıysan savunacaksın, yok yanlışsa özür dileyip düzelteceksin.

Konu cihadçılarla yapılan anlaşmalar olabilir, Barzani ile yapılan ve kantonların özerk yapısına zarar veren Duhok anlaşması olabilir, Suriye devleti ile kurulan dostane ilişkiler olabilir, Kobanê’de gönüllü savaşçı kılığında gezen Batılı özel harekatçılar olabilir.

Bir konu, Rojava Devrimi diye çizilen çerçeve dışındaysa, bu çerçeveyi zorluyorsa ya da tümden zıtsa suskunluk-inkar-üste çıkma döngüsü başlıyor. Zaten sıkıntı da bu. Aslında ortada bir devrim yok. Bu olaylar bize ulusal bir hareketin yerel bir otorite kurma mücadelesini anlatıyor.

Suriye'deki Kürtlerin nüfusa göre dağılımı. Yüzdeler Kürtlerin oranını gösteriyor

Mor bölgeler Suriye’deki Kürtlerin yaşadığı yerleri, yüzdeler Kürtlerin nüfusa oranını gösteriyor

Bu inişleri ve çıkışları ile gelişen bir süreç. Öne doğru bir adım atıldığında bunu göklere çıkartıyorlar, geri bir adım olduğunda ise olmamış gibi davranıyorlar. Olsun yine de ileri bir gidiş var denilebilir.

Keşke öyle olsaydı. Bir adım ileri atıp, iki adım geri atıyorlar. Efrin, Kobanê gibi değil daha avantajlı bir alan. Gerillanın gerektiğinde kimseden izin almadan gidebileceği bir coğrafyaya sahip. Kobanê gibi düz ovalık değil. Savunması daha kolay. Yanı başında Nubbül ve Zehra beldeleri 2-3 yıldır kuşatılmış bir ada gibi cihatçılara direniyor.

Yani anlaşmanın zorunlu olduğu kısmı ikna edici değil. Üstelik her yeni anlaşma, bir öncekinden daha kötü maddelerle dolu.

Efrin savaşın başından beri görece sakin kaldı. Ağırlıkla Halep‘teki Kürtlerin göçünü aldı. Türkiye’ye geçmek istemeyen ama Halep’te de kalmakta zorlanan insanların tercih ettiği bir yerdi. Yani şeriat mahkemesi veya benzeri uygulamalar talep edecek bir kitle bile yok orada.

Şamlılar Cephesi henüz yeni kurulmuş bir çatı örgüt. Kobanê’de aylarca direnilen IŞİD‘ten farksız bir dizi örgütlenmenin toplamı. Asıl hedefleri Halep’i düşürmek. İçlerinde ABD’nin ‘ılımlı’ saydığı ve resmen desteklediği Hazm Hareketi de var.

Suriye’nin kuzey cephesindeki örgütlerin Türkiye ile ilişkisi ayyuka çıkmışken, bu anlaşmanın İmralı‘daki masadan bağımsız bir gelişme olması mümkün değil.

YPG-Şamlılar Cephesi anlaşması

YPG-Şamlılar Cephesi anlaşması

Tayyip Erdoğan, Kobanê kuşatıldığında sıranın Efrin’e geleceğini söylemişti. Burada ABD ve Türkiye açısından önemli olan Suriye’deki PYD’yi kendi çizgisine yaklaştırmak, Suriye’de hareket sahasını genişletmek.

Bunun bir ayağı da Kobanê’deki zafer. Kobanê’de IŞİD’e karşı askeri olarak bir zafer kazanıldı, ancak siyaseten bu zafer, ipotekli bir zafer. Denize düşen ve yılana sarılan bir PYD gördük. Üstelik denize kimin düşürdüğünü de hepimiz biliyoruz.

Müteahhitin yolladığı yıkım ekibi çıkar çıkmaz, müteahhit seslendi, zafer kutlaması yapanları aşağıladı ve “Kim yapacak Kobani’yi?” dedi. Demirtaş ise TOKİ‘yi çağırdı. Sonrası yine bir sessizlik.

Emperyalizm, PYD’nin Şam‘a cephe almasını istiyor, üzerine daha sağlam basabileceği yerli bir güce ihtiyacı var. PYD ise ABD’ye doğru bir adım daha attı.

Siyasette kestirip atmak kolaydır. PYD’ye de kolayca işbirlikçi diyen çıkar mı, çıkar ama belli ki ABD açısından daha katedilecek mesafe var. ABD, Salih Müslim‘e uzun zamandır vize vermiyor.

Nedense Rojava konuşulurken ABD ve AKP farklı yerlere konuyor. Geçenlerde bir ödül töreni oldu ABD’de. Muhtemelen bir sonraki genelkurmay başkanı olacak Hulusi Akar‘a Suriye ve Kobanê sürecinden dolayı ‘Liyakat Lejyonu’ madalyası verildi.

Bugün tüm dünyanın, adını ağzına pis bir şeymiş gibi aldığı Guantanamo, Küba’nın bir parçası. Daha doğrusu parçasıydı.

Kübalı yurtseverlerin 1800’lerin sonunda Jose Marti önderliğinde başlayan mücadelesi katliamlarla hız kesmişti. ABD biraz da bu boşluğu değerlendirerek İspanya‘ya karşı Kübalı’ların yanında olduğunu belirtti. 1492‘de İspanya’nın Latin Amerika’da ilk girdiği yer, aynı zamanda en son çıktığı yer oldu.

Artık Küba bağımsızdı, ama bunu ABD’ye borçlu olduğunu unutmaması için 1903 Platt Anlaşması imzalandı. Küba bu anlaşma ile ABD’nin ilk sömürgesi oldu. Guantanamo ise bu anlaşmaya göre ABD’nin kullanımına bırakıldı. ABD, 60 yılda İspanya’nın yüzlerce yılda verdiği zarardan daha büyük zarar verdi Küba’ya, daha fazla can aldı. Bugün Guantanamo halen işgal altında.

Tabi şimdilerde işler böyle kaba olmuyor, farkındayız. Mümkünse daha ince işleniyor bağımlılık ilişkileri. Halkların tam kurtulduk derken başka bir belaya düşmesi bundan. Daha ağır bedeller ödeyecek olmaları da… yazisonuikonu

@s_altunoglu

Daha önce yapılan anlaşmalar ve gelişmeler üzerine

Rojava devriminin cenaze namazına buyrun

Kobanê süreci ve ABD yardımı üzerine

Hayaller Stalingrad, gerçekler Washington

Musul elçilik rehinelerinin bırakılması ve IŞİD’e verilen tanklar üzerine

Rehinelere karşı Kobanê mi?

Yazıya cevaplar ve karşı cevaplar

ETHA‘ya

Anlaşma haberleri yayılınca ‘üste çıkma’ aşamasına geçtik. Anlaşmanın çarpıtılarak aktarıldığını iddia ediyor ETHA. Şu linkten okunabilir.

Cihadçılarla yapılan anlaşma üzerine yazılan çizilenlerde doğru olan tek şey, “bir anlaşma yapılmış” olmasıymış, ama anlaşmanın içeriği, anlaşmanın tarafları vb. bilgileri hep çarpıtmışız.

Bu konuda yazanlar kendi adlarına cevap verecektir. Nitekim anlaşma metninin çevirisinde esas aldığım Hasan Sivri‘nin tumblr hesabından verdiği cevap, şuradan okunabilir.

Arzu Demir, “yazılanlar külliyen çarpıtma, tek bir şey hariç” deyince akla kendisinin gazeteciliği geliyor. Daha önce Mustafa Ceylan‘ın vurulması hakkında söylediği herşey -biri hariç- yalan çıkmış Arzu Demir, haber-yorum dersleri veriyor. O dönem yazdıklarında doğru olan tek şey Mustafa Ceylan’ın vurulmuş olmasıydı, diğer yazdıkları hep çarpıtma ve yalan çıktı.

Anlaşmanın karşı tarafı Şamlılar Cephesi bileşenlerinin hepsi cihadist değilmiş. Youtube’de, internette bu örgütlerin kendi açıklamaları, eylemleri var. Dileyen bakabilir.

Evrensel Gazetesi’ne

Diğer bir çarpıtmacı da Evrensel Gazetesi oldu.

Yazdıkları yazı şu adresten okunabilir

Beni el çabukluğuyla Aydınlıkçı ilan edivermiş. Beyinlerini ulusal bir kavgaya siyasi ikbal karşılığında ipotek edince sonuç bu oluyor. Sol kavramlarla düşünme bir yana bırakılmış. Kürt ulusal mücadelesini mi eleştiriyorum demek ki Aydınlıkçıyım. Kafa ikisinin arasında gidip geliyor.

Üstelik benim “Efrin ve Rojava’da şeriat ilan edildi” dediğimi iddia ediyor. Yalan söylüyor. Yazdığım yazı yukarıda. Yazının asıl meselesi emperyalizmle ilişki ise hasıraltı ediliyor.

YPG ve Efrin‘dekilerin şakşakçılara, çarpıtmacılara mı ihtiyacı var?

Devrimlere şakşakçı gerekmez.

 



Yorum yok

Ekleyin