Roboskî: «Bu sessizlik öldürür»

|

Bizi kolay öldüren bir şey varsa, o bombalardan çok, Anadolu’nun Guernica’sına Anadolu’nun yarısının sessizliğidir. Katliamın hemen ertesinde yazılan bir Türkçe-Kürtçe şarkının öyküsü.

Roboskî’nin ertesi… (Artık Roboskî bir yerin değil bir vaktin ismi. Aslında bir katliamın.) Ölülerimizi taşıyacak katırımız yoktu, bir şarkı sürelim demiştik Uludere dağlarına…

Franco Guernica‘yı saklayabildi mi ki? İktidarın bütün oyalamaları döken kanı perdelemeyi başaramamış, katliam herkesçe duyulmuştu. Yüreğinde kan, göğsünde vicdan akan herkesi kucaklamış olan öfke,  bende bir ağıt olarak patladı.

Uludere: Bu Sessizlik Öldürür‘ün sözleri ve müziği birlikte geldi, arabada eve doğru ilerlerken şarkının çoğu tamamlanmıştı bile. (Basit bir mobil uygulamayla kaydedip hızlı bir kliple yayına giren Türkçe-Kürtçe şarkı yukarıda. Şarkının hazırlanışındaki teknik ayrıntılar için bkz. bu yazının ilk hali.)

İki ustadan selam eden şarkı

İlkay Akkaya’nın Umut albümündeki yorumu

Vurun ulan vurun, ben kolay ölmemdemişti Ahmed Arif. Ömrünü başkalarının ömürleri için kısa kesenler, Hegel’in insan olmanın temel niteliği olarak saptadığı “bir ideal için ölme”yi göze alanlar gerçekten de kolay ölmüyor. Hiç ölmüyorlar desek, yeri.

Bir başka şair abimiz, İbrahim KaracaDevrimciysen niçin ölürsün biliyor musun, hayatı çok sevdiğin için,” diye açıklıyor bu hali. Ölen aslında çok sevdiği hayatı yeniden ürettiği, onu değerli kıldığı için “kolay ölmüyor.”

Ancak insan aynı zamanda son derece kolay ölen bir varlık. Malumu ilam değil bu: “Biz ölüyoruz vurunca.” Hudut dağlarında günde birkaç on liraya gündelik hayatlarının bir parçası olarak ölüm labirentlerinden geçip duranlar, savaş uçaklarıyla bombalanınca nasıl ölmesin? Şarkı “Ben ölürüm vurunca“yı, Ahmed Arif’e nazire olsun diye değil, onu tamamlamak için diyor. Çünkü  faşist gramerin 33 Kurşun‘u Roboskî’den başka sözle bağlayacak bir cümlesi yok.

Mazlum-Der'in Uludere Ağıdı'nın sözlerinden yaptığı rozet

Uludere Ağıdı’nın sözleri bir rozette

Ölmeden bir yıl önce Ahmed Arif’in imza gününe gitmiştim.Türkçe şiir yazan hemen herkeste Nâzım etkisi okunabiliyor, sizin şiirlerinizde yok,” dediğimde bana ters ters bakıp şöyle dedi: “Nâzım Hikmet’ten etkilenmeyen bir Türkçe şiir organik olamaz.” Uludere‘yi Nâzım’a Kızçocuğu bağladı.

Japon kızı gibi bizim insanlarımızın da belki önce saçları tutuştu ve kuşkusuz, onun gibi, canları yandı kavruldu. F16 bombaları onları küle değil, paramparça cesetlere çevirdi.

Ama bizi kolay öldüren bir şey varsa, o bombalardan çok, Anadolu’nun Guernica’sına Anadolu’nun yarısının sessizliğidir.

Ya da bu sessizliklerin birikip patladığı bir yer vardır, adı Gezi‘dir mesela, adı Kobanê’dir… yazisonuikonu

@prometeatro | Ozan Baran

Uludere’de Katledilenlere Ağıt

[kutu]

Şarkının çeşitli “video-cover“ları var:

  • Aziz Ekinci’nin nazal bir sesle yorumu şurada,
  • Amed’deki 10 Gözlü Köprü’de iki arkadaşın, yine bir gitarla yaptıkları kayıt şurada,
  • İlkay’ın bir konserindeki yorumu şurada dinlenebilir.
  • İlkay’ın Umut albümünde şarkıyı birlikte yorumladık. Bu yorumun çeşitli videolarından birine şuradan erişilebilir.
  • Şarkının İngilizce sözleri de şarkının youtube sayfasında mevcut.
  • Murat Şimşek gitar (ve rüzgâr) eşliğinde söylüyor
  • Mehmet Saka’nın uygulanan delay/echo dolayısıyla dinlenmesi güç olmuş gitarlı yorumu
  • ROMED’in bağlama, efektler ve şiir eşliğindeki yorumu
  • Koma Nefel’in müzikal olarak üzerine düşünülmüş bir yorumu
[/kutu]
Nakarat:
Way dayê way dayê
Ez kuştim ser çîyayê way
Çima nayê dengê min 
Xwuşk û birayê canê min
Bibîhse şîna min (*)

Vurun ulan vurun
Ben ölürüm vurunca
Uludere dağlarında
Kalırım kurda kuşa
--- Nakarat


Saçlarım tutuşur
Canım yanar kavrulur
Beni bombalar öldürmez
Bu sessizlik öldürür
--- Nakarat

(*) "Ah anam, vay anam 
Dağların başında öldürüldüm 
Neden gelmiyor sesim 
Canımın kardeşi, kızkardeşi 
Duy ağıdımı"

Söz-Müzik: Barış Yıldırım (Ozan Baran)
Video: Ozan Yıldırım



Yorum yok

Ekleyin