Rakı sofrasında hassas bir konuşma

Özcan Eroğlu |

− Servet abartma, dedim. Nasıl hassasiyet lan bu. Hem rakı sofrası kur, hem ölenlere ağıt yak. Oh, ne güzel memleket!

My Winnipeg filminden

My Winnipeg filminden

− Sikerim lan dünyasını da, yaşamasını da. İçine sıçayım, bu nasıl hayat. Hadi biz ölelim. Zaten ne hayatımız, ne sevenimiz var. Sevemiyoruz da. Daha doğrusu beceremiyoruz.

Bizim Servet böyledir. En son söylemesi gerekeni en başta, en başta söylemesi gerekeni de en son söyler. Yıktı attı bir anda sofrayı. Masanın üstünde gazeteler çeşitli rakamlarla Ankara’da ölenlerin sayısını veriyor, arkada televizyonda haberlerde ölenlerin hayat hikayesi, olayı dramatikleştirmek için kullanılıyordu.

Kadehi tek dikişte bitirdi, aldı yere çarptı. Bir anda tüm bakışlar bize çevrildi. Hasan telaşlandı.

− Lan manyak mısın oğlum! Dayak mı yedireceksin durduk yere?

− Yiyelim oğlum, dedi Servet. Yeter lan. Karısı kucağında, kızı yanlarında ölmüş adam vardı lan. Babası ölmüş, evladı ölmüş, anası ölmüş, yakını kaybolmuş, arkadaşı bir daha gülemeyecek adam vardı lan. Sen de dayak ye.

− Servet abartma, dedim. Nasıl hassasiyet lan bu. Hem rakı sofrası kur, hem ölenlere ağıt yak. Oh, ne güzel memleket. Bak çağırdınız bir şey oldu sandım kalktım geldim. Kalkın ulan. Bunca dert arasında sizle mi uğraşacağım?

− Uğraşacaksın, dedi Servet. Uğraş ulan. Uğraş ki biz de böyle olmayalım. Lan oğlum ben öleceğimden çok korkuyorum. Öyle ölmekten değil ha. Bi boka yaramadan ölmekten. Babam etliye sütlüye karışmaz bir adamdı. İşporta yaparken otobüsün altında kaldı, öldü. Anamı dostu öldürdü. Girilmedik mesele, dövülmedik kavga bırakmadık. Ama benim içim hiç rahat etmedi. Ya yatakta öleyim istiyorum, ya da işe yararken. Bizle mi uğraşacakmış! Uğraşacaksın ulan! En çok bizle uğraşacaksın. Ölüyoruz oğlum biz. Pişmanlıktan ölüyoruz. İki gündür kendini yedin ne yapsam diye. Eylemden eyleme koştun. Bak oğlum, biz gözünün önünde ölüyoruz. Bizle uğraş. Ama yok. Biz kimiz ki. Çok düşündüm. Sen bizi kandırdın oğlum. Bu hale sebep sensin. Asıl biz mi seninle uğraşacağız lan?

Servet, çok düşündüm diyorsa inanmamak gerekir. Çünkü hiç düşünmemiştir. Ama en iyi fikirler, en samimi düşünceler hep düşünmediğinde gelir diline. Serseri mayın gibi bir patlar ki, benim diyen yazar öyle güzel anlatamaz.

Uzun süredir mahallede değildim. Sonra geldim iş güce, kendimizi geliştireceğiz diye okumalara, çalışmalar için başka mahallelere takıldım kaldım. Kendi çevremi unuttum. Aslında unutmak istedim. İnsan bazen kendini yaratan yerde kendisi gibi olmadığını hissediyor. O zaman çekip gitmek istiyor, ama çoğu zaman yapamıyor. Ben yaptım, ama geri döndüm. Galiba bir kavşakta fazla döndüm. Şimdi geldiğim yerdeyim ve Servet isimli mayına fena halde bastım.

Servet duvardaki resme film izler gibi bakıyor, suratı tam gülecekken ağlayacak gibi oluyordu. Resimde bir serçe dikenli tel üzerinde dikene bakıyor, bir ayağı havada bassam mı basmasam mı tereddütlü duruyordu.

− Ben dedi Servet, önceden emaneti hiç ayırmazdım yanımdan. Düşmanımız çok. Allah var, hiç günahsıza ilişmedim.

− Hadi oradan lan, dedim. Maval okuma. Siz değil misiniz lan, bizim mahalleden kızı seviyor diye adam döven? Millet alacağını alamayınca gidip borçluyu döven?

− Bi boku düzgün anlasan ya. Aslında seni dövmek lazımdı ya, geçti. Kızı ben sevmişim, alacağını alamayan adam zor durumda, borçlu ibnelikten ödemiyormuş, sana ne di mi. Siz yapınca iyi, biz yapınca itlik, serserilik. Sokturma iyi niyetine. Neyse. Onu demiyorum. Eskiden emanet taşırdım. Ama hiç kimseye sokmamıştım mereti. Sağlam bi şeydi. Halis çelik. Bi gün yerde bi serçe gördüm, debeleniyor. Öldü ölecek. Bi filmde görmüştüm, adam yerde böyle bi kuş görüyor, acı çekmesin daha fazla diye boynunu koparıyordu. Aldım kuşu, nasıl çırpınıyor. Kalbi fırlayacak. Çektim aldım kafasını. Üç gün uyuyamadım. Her yer kan gözüktü, kuş hiç bırakmadı peşimi. Dedim ulan Servet, kuşu öldürünce böyle oldun. Hem de günahsızsın bu konuda. Yine de haline bak. Sen kim adam vurmak, dahası öldürmek kim. Attım emaneti. Sonra hep bilek gücü ile girdim kavgaya. Onu hatırladım. Bunlar nasıl yaptı. Onca insana…

− Bu böyle kalmaz be Servet, dedim. Hesap sorulur. Devran elbet dönecek. “Hangi geceyi gördün sabah olmadık” demiş adam.

− Kimle ? Kim değiştirecek oğlum? Ayrıca her günün sonu da gece.

− Biz ulan. Ama burada içerek olmaz. Böyle koyvermek olmaz. Üzülme, öfkelen. Her şeye öfkelenen Servet, şimdi neden üzgün lan? Soru sor, cevap ver. Kimse bize durduk yere bir şey vermez Servet. Biz alacağız.

"Ya anlatacaktın ne var ne yok, ya da hiç karışmayacaktın bize. Karışmasan umursamazdık. Vah vah eder geçerdik. Şimdi geçemiyoruz. Sudan karşıya geçeceğiz. Yüzün demişsin, yüzme öğretmemişsin." (Fotoğraf: Ferhat Demirtaş)

Ya anlatacaktın ne var ne yok, ya da hiç karışmayacaktın bize. Karışmasan umursamazdık. Vah vah eder geçerdik. Şimdi geçemiyoruz. Sudan karşıya geçeceğiz. Yüzün demişsin, yüzme öğretmemişsin.” (Fotoğraf: Ferhat Demirtaş)

 

− Nasıl? Dur anlatma. Zamanında neler anlatmıştın. Hepsini yapacaktık. Sonra sen çektin gittin. Bizi sallamadın. Biz daha mı az değerliydik? Neden kimse gelmiyor buraya? Burada neden kimse anlatmıyor? Sen kandırdın bizi. Ya anlatacaktın ne var ne yok, ya da hiç karışmayacaktın bize. Karışmasan umursamazdık. Vah vah eder geçerdik. Şimdi geçemiyoruz. Sudan karşıya geçeceğiz. Yüzün demişsin, yüzme öğretmemişsin. Şimdi kalkmış kendi kayığınızı yapın diyorsun.

− Yapma yahu. Bana kim öğretti? Ben nasıl yaptım?

− Mevzu sen değilsin. Ne diyordun? Mevcut koşulların somut tahlili. Afili laf. Leş gibi bi mekanda oturmuş içiyoruz şimdi. Etrafına bak öyle konuş. Mevzu biziz.

− Peki. Sen söyle ne yapayım?

− Anlat ulan. Geçiştirme bizi. İlaçların içinden çıkan kâğıtlar gibi konuşuyorsun. Biz okumuyoruz oğlum onları. Biz ağıttan bıktık. Dayanamıyoruz. Ya taşlaşacağız, ya taşacağız.

− Tamam ulan. Bana da bi bardak verin. Taşacağız!

Sabaha kadar her şeyden konuştuk. Servet anlattı, saçmaladı, ağladı, coştu, derin tahlillerin en babasını yaptı, kitabın ortasından konuştu. Sonra ben aynısını yaptım. Sabah eve gidip uyuduk. Kalktığımda Servet yatağını toplamış, gitmişti.

My Winnipeg filminden

My Winnipeg filminden



Yorum yok

Ekleyin