Ödüllü insan avcılığı yasal olarak başladı

|

Vahşi Batı filmlerinden aşina olduğumuz, Wanted ilanlarıyla yapılan ödüllü insan avcılığının 2015 Türkiye versiyonuyla karşı karşıyayız. Şerif tepemizde, cebimizden çaldığı paralar elinde, “bana karşı gelenlerin yerini söylerseniz size biraz para veririm” diyor.

insan avcısı
Bugün Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmelikle yasal olarak ödüllü insan avcılığı başlatılmış oldu.

Neymiş bu Yönetmelik, önce ona bakalım biraz.

Yönetmeliğin amacı; “3713 sayılı Kanun kapsamına giren suç faillerinin yakalanmasına yardımcı olanlara veya yerlerini yahut kimliklerini bildirenlere verilecek para ödülünün miktar, usul ve esaslarını düzenlemektir” diye açıklanıyor.

Bir muhbire kaç para ödül verileceği “sağlanacak bilgi, aydınlatılacak suç veya ihbar edilecek fail dikkate alınarak Ödül Komisyonu tarafından” belirlenecekmiş.

Bu Ödül Komisyonu da “emniyet işlerinden sorumlu İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısının başkanlığında; Emniyet Genel Müdürünün belirleyeceği üç üye, Jandarma Genel Komutanının belirleyeceği üç üye olmak üzere toplam yedi üyeden” oluşacakmış.

Eee bu ödül verilecek paralar kimin cebinden çıkacak derseniz, Yönetmelik’te onun da cevabı var: “Ödüllendirmeye ilişkin giderler İçişleri Bakanlığının bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.” Yani senden, benden alınan vergilerden, bizim cebimizden.

“Türkiye, terörle mücadelede tarihi bir ilke imza atıyor” diye gururla, şevkle, heyecanla duyuruyor bu haberi Sabah Gazetesi mesela, Yahya Bostan diye birinin imzasıyla, “Her birinin başına 4 milyon”cümlesini başlığa taşıyarak.

Haber bu, her gazete yazacak elbet ama kimileri böyle şehvetle, isterik çığlıklar içinde yazıyor işte. Neyse mevzu o değil, medya bildiğimiz medya.

Mevzu şu: memlekette yasal olarak parayla insan avı başlatılmış durumda.

İnsanlar için av mevsimi

Bu Yönetmelik’le soyularak, sömürülerek, emeği çalınarak üç kuruşa muhtaç hale getirilen insanlar, para kazanmak için başka insanların üzerine salınıyor.

Vahşi Batı filmlerinden aşina olduğumuz, Wanted ilanlarıyla yapılan ödüllü insan avcılığının 2015 Türkiye versiyonuyla karşı karşıyayız. Şerif tepemizde, cebimizden çaldığı paralar elinde, “bana karşı gelenlerin yerini söylerseniz size biraz para veririm” diyor.

Egemenlerin temel korkusu insanların birlik olması, birlikte hareket etmesidir. Çünkü egemenlerin parası çok olsa da sayıları azdır.

Bu “karşı gelenlere” devlet yasalarında “terörist” deniyor , sanırsınız 2-3 kişi ama öyle değil, herkesin her an “terörist” ilan edilebildiği bir ülkede yaşıyoruz. Hakkını arayan, köyünde deresine, madende emeğine, okulda bahçesine, gazetede kalemine sahip çıkan “terörist” sayılabiliyor. Sadece bu yıl içinde “Cumhurbaşkanına hakaret”ten dava açılan kaç kişi oldu bilmiyorum.

Egemenlerin temel korkusu insanların birlik olması, birlikte hareket etmesidir. Çünkü egemenlerin parası çok olsa da sayıları azdır. Halkın ise parası olmasa da sayıları çoktur. Bir araya gelmeleri onları alaşağı etmeye yeter. Bu yüzden egemenler, devlet yapısını, onun ordusunu, polisini, savcısını kendi kasalarını ve çıkar çarklarını korumak için kullanırlar. Halkı da mümkün olduğunca bölmeye ve birbirine düşman etmeye çalışırlar.[Tweet ” Muhbirlik onursuzluktur “]

İşte ülkemizde de suyun başını tutanlar insanları milliyetlerine göre, mezheplerine göre, nereden yakalarlarsa oradan bölmeye çalışıyorlar. Ama öyle bir çaresizlik içindeler ki, yetmiyor bu.

İstiyorlar ki; mahalle mahalle, sokak sokak insanlar birbirinin arkasından kuyusunu kazsın, sokağındaki komşusuna, işyerindeki arkadaşına, yolda gördüğü delikanlıya “ispiyonlayacak bir şeyi var mı?” diye baksın, “ulan şöyle bildiğimiz biri olsa da ihbar edip parayı bulsak” diye aklından geçirsin ve birilerinin cesedinin üzerine basarak yükselmeyi hayal etsin.

İstiyorlar ki; mahalle mahalle, sokak sokak insanlar birbirinin arkasından kuyusunu kazsın, “ulan şöyle bildiğimiz biri olsa da ihbar edip parayı bulsak” diye aklından geçirsin ve birilerinin cesedinin üzerine basarak yükselmeyi hayal etsin.

Çünkü egemenlerin kendisi ancak cesetlerin üzerine basarak ayakta durabiliyor.

Biliyorlar ki bu insanlar birleştikleri zaman kendileri yok olacak.

Bugün çıkan Yönetmelik de bu yönde çıkarılmış bir muhbir vatandaş yönetmeliğidir.

Muhbirliği, ispiyonculuğu, çocuklarımıza “ayıp” diye öğretiyoruz biz. En iyi anneler, öğretmenler bilir; çocuklar bir arkadaşlarını ispiyonladıklarında bunun yanlış bir davranış olduğunu anlatırlar.

İnsanları muhbirlik gibi onursuz bir işe özendiren bu yönetmeliğin asıl amacı “faillerin yakalanması” filan değildir.

Bu yönetmeliğin ve bu kafa yapısının asıl amacı halk içinde birbirine karşı güvensizlik oluşturmak, para için birbirini satan insanlar ülkesi yaratmak, arkadaşlık, dostluk, sadakat, vefa, fedakarlık gibi temel insani duyguları çürütmek, insanları sadece parayla hareket eden varlıklar haline getirmektir.

İnsanların ruhlarını satın almaktır.

Çünkü böyle bir ülkeyi yönetmek daha kolaydır.

Yalnız bitirirken şunu da söylemek lazım; bu “muhbir vatandaş” olayı yeni çıkan bir şey değil. İktidarlar her dönem vatandaşlardan muhbir olmalarını istemiştir. Ama bunu “vatan için, millet için, Allah için” vb gerekçelerle yapmalarını istiyorlardı. Demek şimdi o kadar köşeye sıkıştılar ki sonunda paraya kıymaya karar verdiler.yazisonuikonu



Yorum yok

Ekleyin