O son fotoğraf…

Ahmet Yapar |

Hafızamızdaki fotoğrafta gülüşünü yok ettiğiniz bu güzel çocukların yanında, IŞİD militanlarının iğrenç sırıtışı ve sizin yalanlarınız da olacak;

sonfoto

Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
akar suyun
meyve çağında ağacın,
serpilip gelişen hayatın düşmanı…
sana düşman, bana düşman,
düşünen insana düşman,
vatan ki bu insanların evidir,
sevgilim, onlar vatana düşman. 1

 

Sömürü düzeninin yarattığı yoksulluğun, insanların çektiği acının, yaşadığı yasın ve hüznün fotoğrafı neden çekilir?

Dünyanın en önemli anlarında genellikle acının, katliamın yaşandığı yerlerde hüzne, ağıda, ayrılığa şahit olup kısmen tesadüfi şekilde çekilmiş ve hafızlarımıza kazınan fotoğraflar vardır. Bu fotoğraflara kapitalizmin düzenlediği yarışmalarda mühim ödüller veriliyor.

İnsanlığın vicdanını sorgulayan acı ve ölüm temalı fotoğraflar deklanşöre bir anda basılıp sunulmamıştır elbette. Sömürü düzeninin kurgulayıp hayata geçirdiği savaş, kıtlık ve göç gibi olaylarda yani insanlığın, vicdanın, adaletin bittiği anlarda çekilen bu fotoğraflara bakıp hüzünlenir, iç geçiririz. Oysa bu durum göründüğünden çok daha farklı ve trajiktir.

Emperyalizm ve kapitalizm bu vahim olayları bizzat yaratır; insanları yaşamın en aciz yanına iter ve bir köle gibi yaşayışını, yoksullukla geçirdiği ömrünü fotoğraflar. Kendi yarattığı fotoğrafa muhteşem bir gece düzenler ve yine kendi(ne) ödül verir. Yani böyle bir olayı yarattığı için bizzat kendini burjuvazinin önünde ödüllendirir!

Örnekler…

1994 yılında fotoğraf dalında Pulitzer ödülü kazanan Kevin Carter’ın çektiği fotoğraf… Zayıflıktan ölmek üzere olan siyah küçük kız çocuğu ile yakınında tüneyen akbabayı yansıtan bu fotoğrafta kızın birkaç kilometre ilerdeki Birleşmiş Milletler yardım kampına gitmek istediği sanılmaktadır.

Fotoğraf: Kevin Carter, Sudan, 1994

Fotoğraf: Kevin Carter, Sudan, 1994

 

Carter’ınki gibi fotoğraflara günümüzde sıkça şahit oluyoruz.

Bunun en yakın örneği Suriye’nin kuzeyindeki çatışmalar nedeniyle Tel Abyad’dan kaçan Suriyelileri şehre geri götürmek isteyen İŞİD militanlarının Türkiye sınırındaki pişkin sırıtışlarıyla çekilen fotoğrafıdır.

Türkiye-Suriye sınırı, 13.06.2015

Türkiye-Suriye sınırı, 13.06.2015

 

Çoğunluğu yakın tarihlerde çekilmiş bu fotoğrafların bir önemi yok. Zira ödüllendirmeyi bir yana bırakalım; sömürü düzeninin yarattığı yoksulluğun, insanların çektiği acının fotoğrafı niçin çekilir?

Tarihin saklayacakları onlardır

Ortak pek çok fotoğrafımız var. Bütün fotoğraflarda beraber çıkmışız. Aynı derin çehre içinde, mahzun bakış, yorgun düşmüş göz kapağı, yüzümüzde öfkeden belirmiş çizgilerle birbirimizden haberimiz olmasa da o fotoğraftayız işte. Zulmün fotoğrafında, acının resminde; hep aynı yerde. Bu fotoğraflarda ölümsüzleşmiş yasımız. Bunun en büyük ve dürüst şahididir tarihimiz, coğrafyamız

Düzenin gazetelerine boy boy manşet olmuş bu fotoğraflar armağan kalır abilerimizden, ablalarımızdan, anamızdan, babamızdan sonra gelenlere. Ve gelenler ki bayrağı devralmanın sevinciyle öyle güzel gülerler, fotoğraftaki hüzünlü anlara inat, yenmek için o lanet kederi.

Fotoğraflarda kalan yasın, acının, hüznün üzerine kardeşlik, barış, özgürlük koyarlar ve enternasyonal bilinçle hiç tanımadıkları insanlara yardım için yollara düşerler. Çünkü herkesten iyi bilirler o fotoğrafların neden/niçin/nasıl çekildiğini. Düzenin o fotoğrafları sunumuna, yanlı haber yapmasına inat fotoğrafın gerçekliğini anlatmak için yeni fotoğraflar çekerler. Ve tarih onları hep o güzel gülüşleriyle onlardan sonra gelene göstermek için saklar.

Kobanê ile dayanışmaya, yardımlaşmaya, çocuklara oyuncak götürmeye giden devrimciler

Kobanê ile dayanışmaya, yardımlaşmaya, çocuklara oyuncak götürmeye giden devrimciler

 

Hayata düşman olanlar, güzel gülüşlü çocukların gülüşlerini, bohçalarındaki, heybelerindeki oyuncakları çaldıkları gibi çalıyorlar hayatlarımızı; dillerinde hiç bitmeyen, bir türlü eskimeyen hoyratça söylenmiş yalanlarıyla…

IŞİD militanlarının sınırda verdikleri yüzsüz sırıtışın dile-kemiğe bürünmüş halinden başka bir şey değil işte! Öyle pervasız, öyle kalleşçe… Öyle bir dillenme, vücut bulma şekli ki bu hırstan, nefretten gözü dönmüş adamların Roboski’de katırları öldüren, dillerinde “Allah Allah” nidalarıyla halka ateş açan, tekbir sesleriyle Suruç katliamını protesto edenlere saldıran, Soma’da evladını, arkadaşını, babasını yitirmiş madenciye tekme tokat sallayanların bedeni işte!

IŞİD öfkeden bir araya gelmiş insan topluluğudur” dediler; “Suriye’den dört füze atarız Türkiye’ye, Suriye ile savaşa gireriz” dediler. Reyhanlı patlamasından sonra “Sünni vatandaşlarımız öldü” dediler. IŞİD’e tırlarla mühimmat gönderdikleri ayyuka çıktı, yine mağdurdular! Suruç’daki patlamanın ardından yine bir şeyler söylediler, olayı kınadılar. Öyle yalansınız ki sizin kınamanız, rahmet dilemeniz kadar yalan ve samimiyetsizdir!

Türkiye’nin güneyinde bir devlet kurulmasına izin vermeyiz” diyenler, Suruç’daki katliamı gerçekleştirenlerin piknik yapmasına, Cuma namazı çıkışı mitingler düzenlemesine izin veriyordu. ABD-Türkiye işbirliğiyle Kırşehir’de teröristlere eğit-donat adı altında askeri eğitim veriyordu. Katliamcı düzeninizde var olan o iğrenç adamların sınırdaki pişkin sırıtışlarını ve o güzel çocukların üzerine örttüğünüz gazete kâğıtlarını hiçbir zaman unutmayacağız!

Suruç katliamından sonra gülüşleri çalınanlar, Suruç/Urfa, 20.07.2015

Suruç katliamından sonra gülüşleri çalınanlar, Suruç/Urfa, 20.07.2015

 

Hafızamızdaki fotoğrafta gülüşünü yok ettiğiniz bu güzel çocukların yanında, IŞİD militanlarının iğrenç sırıtışı ve sizin yalanlarınız da olacak; bizler ve bizden sonra gelenler o fotoğraflara bakacak. Elbet bir gün kanını döktüklerinizin kanında boğulacaksınız!

Mutluluğun resmini çizdiğimiz, fotoğrafını çektiğimiz günlere özlemle.yazisonuikonu

  1. Nazım Hikmet, Piraye için yazılmış 21-22 Şiirleri, 6-7 Aralık 1945


Yorum yok

Ekleyin