Ne zaman ortaklaştıracağız acıları ve umudu?

Ufuk Emre Bektaş |

Bir sporcunun gol attıktan sonra verdiği asker selamını ayakta alkışlayacak kadar ‘’vatanperver’’, bodrum katında mahsur kalan insanları almaya giderken engellenen ambulansın sirenini duymayacak kadar sağırız.

Käthe Kollwitz, "Dayanışma" (1932)

Käthe Kollwitz, “Dayanışma” (1932)

Ne zaman ortaklaştıracağız acıları ve umudu?

Bunca yok oluş ve vahşet yaşanırken ne zaman fark edeceğiz insan olduğumuzu, vicdanımız olduğu gerçeğini ve insanlığa karşı olan ortak sorumluluğumuzu?

Bizi nelerin beklediğini tahmin ederken aslında çıkışı bulacağımız asıl soru bizim hâlâ acıyı ve umudu ortaklaştırmak için neyi beklediğimiz.

Daha ne kadar zulüm gerekiyor, ne kadar katliam, kaç savaş, kaç ölüm gerekiyor? İçinden geçtiğimiz bu ölüm ve acı kokan günlerde daha ne kadar yok sayılmamız ve aşağılanmamız gerekiyor?

Yitip gidenin yasını tutamadan bir diğerinin acısını yüreğimize işleyen bu anlayışın karşısında duyduğumuz mahcubiyet ve belimizi dahi doğrultamayacak kadar sırtımıza yüklediğimiz utanç duygusu mu kurtaracak bizi?

Başkalaştıran, asimile eden, yok sayamazsa bile yok edecek kadar hoyrat olanlar ve olan biten bunca kötülüğün yanında yer alarak sorumluluğu olmayan bir savaşa çanak tutanların ülkesindeyiz.

Bunca olumsuzluğa rağmen hâlâ yaşananları olağan bir durummuş gibi aksettiren ya da yaşanmıyor gibi yansıtan medyasından tutun da kahramanlık örneği gösterirmişçesine okulların, sınıfların tahtalarına intikam yemini yazan korkakların ülkesindeyiz.

Barışa ses vermek ve soluk olmak isteyen insanların zihinlerinin istila, bedenlerinin tutsak edilmeye çalışıldığı bir dönemde sessizliğin, duyarsızlığın ve vicdansızlığın hayatımızı kuşattığı günlerdeyiz.

Bir sporcunun gol attıktan sonra karşı tribüne verdiği asker selamını ayakta alkışlayacak kadar ‘’vatanperver’’, bodrum katında mahsur kalan insanları almaya giderken engellenen ambulansın sirenini duymayacak kadar sağırız.

Buzdolabında muhafaza edilen bedenlere susacak kadar insan sevgisinden uzak, sınırda günlerce bekletilen Aziz’in cenazesine küfredecek kadar zift karası ve Tahir Elçi için sevinecek kadar aşağılığız.

Ölümü bu kadar yakından hisseder ve yaşarken acıların olağanlaştırılmasını engellemek, umudu ve acıyı ortaklaştırmak, mücadeleyi daha toplumsal noktaya getirmek bizlerin elinde. Ya o korkunç sessizliğin sonsuzluğuna kapılacağız ya da bu karanlığa karşı birlikte direnmeyi, birlikte mücadele etmeyi başararak birlikte yaşama kültürünü zihinlere kazıyacağız.

Karanlığı ‘’birlikte’’ yıkabilmek ümidiyle… yazisonuikonu

@ufukemrebektas



Yorum yok

Ekleyin