Maviye çalar gözlerim

Zeki Ardıç |

Ve mahşer günü geldiğinde bizleri ya da sizleri, Kürdistan topraklarında yaşayan bütün mavi gözlüler sorguya çekecektir. Denir ki: sorgu melekleri Münker ve Nekir de mavi gözlüdür. Ve belki de o, mavi gözlü-sarı saçlı bir Kürttür.

richat

Richat Structure (Eye of the Sahara) – flickr.com

Hiçbir yemiş, salkımında kaldığı gibi kalmıyor. Salkım salkım kuruması ve dibine dökülmesi, zaman sarkacına bağlı. Ve doğa ahenkle, renk cümbüşüyle bir lebi derya… Renkler! Uğruna öldüğümüz, öldürdüğümüz, anlam dünyamızın fenomenleri.

Her renk, ona yüklenen yaşanmışlıklarla anlam bulur. Lakin, sadece bu da yetmez. Renkler ve sesler kadar, ışığın dalga boyları da rengin kendisini oluşturur. Biliriz ki, gökyüzünün ve denizin rengi mavidir. Gökyüzünün mavi görünmesinin temel nedeni, açık atmosferde güneş ışığının Rayleigh Saçılımı’na uğramasıdır (İngiliz fizikçi Lord Rayleigh). “Fizik kuralları” deyip geçelim.

Merak iyi bir hazinedir. Ve iyi bir soru, verilmiş birçok cevaptan daha iyidir. Renkler arası gelgitler kadar, renklerin uyumu da önemlidir. Nasıl ki, “Her yemiş, salkımında kaldığı gibi kalmıyor” dedik; acaba günü geldiğinde renksiz bir dünya da olacak mı? Veya böyle bir zaman dilimini tayin edebilir miyiz?

Mavi idi asıl konu! Üç ana renkten biridir mavi. Dalga boyu en kısa olanı… Bir tarafı sarıya çalar, diğer tarafı turuncuya. Ve köken olarak Arapça “mai” kelimesinden türemiştir.

Yani, bir tarafı tepeden tırnağa Avrupa kokarken, diğer tarafı yediden yetmişe Afrika kokar. Oysa “ma”, Arapçada “su” anlamındadır. Kâşgarlı Mahmud‘un Divân-ı Lügati’t-Türk adlı yapıtında, çaqır (çakır) ve gök (kök) sözcükleri mavi anlamında kullanılmıştır.

Daha derin açıklamalar dilbilimcilerin ve tarihcilerin işidir. Amacım, tereciye tere satmak değil; haşa.

Ve hiçbir yemişin salkımında kaldığı gibi kalmaması, hâlâ gerçekliğini koruyor. Mavi bir markadır örneğin. Yerelden evrensele bir jean. Çoğumuzun özenle giydiği bir markadır mavi. Özenle, dualarımızla kapı eşiklerine astığımız; nazardan şerden korusun diye bileğimize, aracımıza, sevdiğimiz her şeye takıp takıştırdığımız bir objedir mavi. Jean demişken, unutmamak gerekir ki, silikozis hastalığı da taşlanmış kot hastalığıdır.

Anadolu’da bu hastalığa, ondan dolayı hayatını kaybedenlere binaen “Dul Bırakan Hastalığı” denir. Ne büyük bir deryadır Anadolu. Ne kadim bir suskunluktur. Koynunda akrepler, çıyanlar kadar; ahular, ceylanlar uyutan…

Psikolojide mavi, mutluluğu temsil eder. Mavi gök kubbe altında bu kadar mutsuz insana rağmen mutluluk! Bir ironi adeta. Belki de bundan ötürü, Amerikan siyahîlerinin kendi Mağripliliklerine adadıkları Blues müzik, bu ironiye atıfta bulunur. Blues, hüzün demek olduğu gibi, mavidir de. Çünkü mavi burada, hüznün ta kendisidir. Bitmek bilmez köleliğin, portakal bahçeleri ve pamuk tarlalarının sadık çalışanları; itaatkâr ve biatkâr siyahîlerin ifade tarzı Blues. Modern zamanların ikon ve hit müziği Mavi.

Bilime göre mavi göz bir mutasyona bağlıdır ve yaklaşık olarak beş bin yıllık bir genden kaynaklanır. Asıl soru şudur: “Yakın ve uzak tarihin sürgün ama bilakis mağdur ve bir yerde mağrur halkı Kürtler, mavi gözlü müdür?”

Edebiyatta da mavi vardır. “Halit Ziya Uşaklıgil”in “Mai ve Siyah”ı örneğin… Bu eserde Halit Ziya Uşaklıgil; Ahmet Cemil karakteri üzerinden bir dönemi, gönence varmak için verilen mücadeleyi, aşkın/sevginin motive edici yanını (ve dolayısıyla mutluluğu yani maviyi) işlerken, sonuç kısmında hayallerin ve çabanın hüsranla sonuçlanmasını siyahla ilişkilendirmiştir. Anasını yanına alıp Anadolu’ya yol almadan son defa İstanbul’a bakar ve şöyle der Uşaklıgil: “Vaktiyle bütün ışıklar ona elmas gibi görünüyordu, fakat şimdi her yer simsiyah.”.

Batı edebiyatı klasiklerinden Stendhal ise, renkleri edebiyatta “Kırmızı ve Siyah” ya da yayın evine göre “Kızıl ve Kara” şeklinde işlemiştir. Burada, kırmızı, tutkuyu ve aşkı; siyah ise ölümü ve vazgeçişi temsil eder. Ve bir tarih, Julien Sorel karakteri üzerinden işlenir. “Her neyse” demek işten bile olmasa da konu bütünlüğünün içten içe kaydığı da aşikâr. Özcesi mavi idi. Ve hâlâ “Hiçbir yemiş salkımında kaldığı gibi kalmıyor.”.

Mavi, ulusların bayraklarını da süsler; gönenci ve mutluluğu ifade ettiği için olsa gerek. Denize kıyısı olan ülkelerde bolca işlenmiş olmasıyla bilinir. Örneğin; Hindistan’da laikliği, Yahudilerde ise gök ve deniz rengi olduğundan olsa gerek, Tanrısallığı temsil eder. Ve bütün Türkî devletlerde, mavi ve mavinin tonları kullanılmıştır. Bu anlamda ecdadımızdan farklı bir noktadayız! Camilerimizi süsleyen o güzelim çiniler ve motifler, mavi ve tonlarıyla bezelidir oysa.

Maviye ilişkin çok şey söylenebilir, tıpkı renklerin hepsine dair olduğu gibi. Kırmızı için tabii ki başka bir alan. Yaşamsal sıvımız ve ona atıfta bulunan her türlü beşeri halimize dair çokça müşkülat olduğu aşikâr.

Amma velakin, bu aralar mavi takılır dimağıma. Alır götürür beni bir başka âleme. Duyulardan azade bir yere…

Bilime göre mavi göz bir mutasyona bağlıdır ve yaklaşık olarak beş bin yıllık bir genden kaynaklanır. Asıl soru şudur: “Yakın ve uzak tarihin sürgün ama bilakis mağdur ve bir yerde mağrur halkı Kürtler, mavi gözlü müdür?”

Velev ki olsun veya olmasın, elitist ve ırkçı yaklaşımlara inat, öyle olduğunu varsayarım. Çünkü bu cenaha göre, dağlı ve barbar, kavruk benizli bir halka mavi göz çoktur. O gözler seçkincidir, seçkinlere aittir. Bilinir ki, MuşVanBitlis civarlarındaki Kürtlerde, mavi göz yaygındır. Gariplik yok bunda. İster Medler deyin, ister Pers, ister Ermeni, ister bir başka kavim; Kürtler, Hint-Avrupa dil grubu içindedir. Ve bu dil grubu halkları, sarı saçlı-mavi gözlüdürler. Mavinin Zerdüştlerde ve Ezidîlerde (Tavus kuşu) ne anlama geldiği ise, bir başka konu.

Sonuç olarak denir ki: sorgu melekleri Münker ve Nekir de mavi gözlüdür. Ya da biri mavi görünüşlü (Hâlâ giden-gelen olmadığından), diğeri siyah görünümlüdür. Ve mahşer günü geldiğinde bizleri ya da sizleri, Kürdistan topraklarında yaşayan bütün mavi gözlüler sorguya çekecektir. Ve siz, sonsuz bir korkuyla görmemiş olmayı dilerken, Münker ve Nekir; uzun olduğu varsayılan saçlarını sürüyerek, gözlerinden yıldırımlar, seslerinden şimşekler savurarak, azı dişleriyle kabre vurarak:

“-Rabbin kimdir?

-Dinin nedir?

-Size gönderilen peygamber kimdir?” diyecektir.

Ve belki de o, mavi gözlü-sarı saçlı bir Kürttür. yazisonuikonu

Acı ve mağduriyet ‘çılgınlığı’



Yorum yok

Ekleyin