Makbul vatandaşa sorular

Selçuk Duran |

Aslında bu ülkede bu katliama da sevinebileceklerin olabileceğini biliyorduk. Ama bu kadarını biz de tahmin edemedik. Alçaklığın bu kadar sıradanlaştığını ve kitleselleştiğini kestiremedik.

makbul-vatandas

Boşluğa hatta çukura seslenmenin bir karşılığı var.

Belki sana seslenmenin de bir karşılığı vardır.

Sen makbul vatandaş…

Linç rejimlerinin görünmeyen suç ortağı

Cinayetlerde katillerin, tecavüzlerde sapıkların tarafını tutan.

Katliamlarda can verenlere “onlarda oraya gitmeselermiş”, “ne işleri varmış”, “hak etmişler” diyen.

Bizi en çok da sizler öldürdünüz biliyor musunuz?

Kaybettiğimiz o güzel insanların acısıyla nasıl baş edeceğimizi düşünürken, sessiz sedasız yaralarımızı sararken, ya da boğazımıza gelen öfkemizi haykırmaya çalışırken bizi en çok sizlerle aynı havayı solumak boğuyor. Eğer canımızı acıtmak için bunları yapıyorsanız, kendinizle övünebilirsiniz. İnsanlık adına birer utanç abidesi olmayı son derece sıradan bir biçimde, kötülüğün sıradanlığı içinde başararak fazlasıyla canımızı acıtıyorsunuz.

Makbul vatandaş. Anlaşılan o ki bu linç rejiminde bir hayli mutlu-mesut yaşıyorsun. Zira hakkını aramak-emeğine sahip çıkmak, barışı savunmak, eşitlik ve adalet talep etmek gibi dertlerin olmadı. Bu nedenle devletin şiddeti ile birebir karşılaşman pek ihtimal dahilinde değil. Seni bir yere kadar anlıyorum. Kendini güçsüz savunmasız hissedebilirsin, söz konusu talepleri ve hakları savunan sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını ya da partileri yetersiz bulabilirsin. Belki de ne olursa olsun devletin otoritesine itiraz etmemek gerektiğine inanıyorsundur. Bunların hepsini anlarız. Saygı da duyarız. Sonra yoksulluğun diz boyu olduğu bir ülkede sana yapılan aile yardımlarını önemseyip iktidarlara minnet duyabilirsin. Büyük çıkar ilişkileri içerisinde belki payına düşen küçük-büyük rantlar vardır, onu kaybetmek istemeyebilirsin. Bunları bile anlarız. Ama bu kadar iki yüzlü, bu kadar zalim olmandan biz utanıyoruz artık.

Makbul  vatandaş . Biliyorum ki öncelikle Elhamdülillah Müslümansın sonra da Türksün.  Önce bol miktarda muhafazakar sonra da ateşli bir biçimde milliyetçisin. Ama bak bu ülkede neler oldu. Bunların hiç birine tepki göstermediğin gibi katilleri alkışladın, maktullere kin ve nefret kustun.

Sadece son bir kaç ayda neler oldu?

Bu ülkede gencecik bir kadının çıplak bedeni teşhir edildi.

Sonra daha geçen günlerde bir genç adamın cansız bedeni devletin resmi aracının arkasında sürüklendi. Üniformasında kendini bulanlar yaptı bunu da…

Bu ülkede son bir kaç ayda onlarca çocuk resmi kurşunlarla can verdi. Annelerinin kucağında vuruldu bazıları.

Bu ülkede bir anne 13 yaşındaki kızının cenazesini günlerce evinden çıkaramadı. O anne kızının ölü bedenini kokmasın diye günlerce buzla ovaladı.

Sonra bu ülkede mezarlıklara bombalar yağdırıldı.

Ve işte bütün bunlara rağmen inadına barış diyen insanların bedenleri parçalandı.

İki canlı bomba “makul şüpheli” olarak görülmedi. Çünkü sanırım onlar da sana çok benziyordu Makbul Vatandaş.

Biliyorum bu katliamın üzerine söyleyebileceğin tek söz bu saldırı milli birlik ve beraberliğimize karşı yapılmıştır minvalinde bir takım zırvalar olacaktır. Artık bunu bile söylemek zül geliyor sana.

Aslında bu ülkede bu katliama da sevinebileceklerin olabileceğini biliyorduk. Ama bu kadarını biz de tahmin edemedik. Alçaklığın bu kadar sıradanlaştığını ve kitleselleştiğini kestiremedik.

Konya’da ölümlerin ardından susmasını bilemeyen güruh senin de duygularının bir bölümünü ifade etmiş olmalı Makbul vatandaş.

Sen sadece bu linç rejiminin suç ortağı değilsin.

Aynı zamanda bin yıl sürecek bu ahımızın da bir başka muhatabısın…

Komşun açken tok yatmaya çoktan alıştırdılar seni.

Ama bari komşun ölürken karşısında “sırıtacak” kadar alçalmasaydın.

Sahi Makbul Vatandaş sorayım artık, Din-İman dedikleri nedir sizde?

Dur ben sana tarihten bir hisse aktarayım da bu işin evveliyatını ve bugününü daha iyi anlayalım.

Seyyid Nesimi’yi duymuşsundur. Büyük ozan. Büyük tasavvufçu. Hallac-ı Mansur gibi “Enel Hak” dediği için Halep’te tutuklanır Nesimi. Nesimi’yi idama mahkum eden kadı, Nesimi için yazdığı fermanda şunları söyler “Bu öyle murdardır ki, kanının değdiği yer yıkamakla temizlenmez, orayı kesip atmak gerekir. Sonra cellat bıçağı vurur. Nesimi’den fışkıran kandan bir damla, Kadı’nın parmağına da sıçrar. Tabi Kadı parmağını kesmez. Nesimi ölmek üzereyken şu sözleri söyler: “Sen şeriat uğruna parmağını bile kesmezsin, halbuki görüyorsun ki biz inancımız yolunda kendi kanımızla yıkanıyoruz.”

İşte makbul vatandaş…

Senin sorunun bu… İnancın çıkar ilişkileri için ayaklar altına alınsa da, inancın üzerinden her türlü sömürü yapılsa da susuyorsun.  Hakikatten İnancını bütün dünyaya rezil eden korkunç bir örgüte beslediğin sempatinin yarısını bu ülkede barış isteyenlere gösteremiyorsun.  Bu yüzden bizler barış için kendi kanımızla yıkanırken sen hayatın boyunca insan olmanın onuru nedir onu hiç bilemeyeceksin.

Zulm ile çok abad oldun be makbul vatandaş…

Peki ahirin ne olacak?yazisonuikonu

 

 

 



Yorum yok

Ekleyin