Mahkeme hep bize düşman, katile dosttu

|

Anlamsız bir suçlamayla yurtdışına çıkmak zorunda kalan yazarımız Abdocan Cömert’in mahkemesine giden ailesini yazdı. Bir ölüm acısı, 37 saat, 2600 km yol ve standart adaletsizlik.

Abdullah Cömert ve Ali İsmail'in anneleri adalet için yollarda

Abdullah Cömert ve Ali İsmail’in anneleri adalet için yollarda

12 Haziran’da duruşma için yolculuk hazırlığına başlamıştık ki halamı kaybettik. Halam aynı zamanda dayımın da eşi, ailemiz için bu acı kayıp yol öncesi moral bozukluğuna neden oldu. Adnan Abim, Ahmet Atakan ve Ali İsmail’in ailelerine ulaşıp gelip gelmeyeceklerini öğrendi ona göre araç tutulacaktı.

11 Haziran akşamı, herkesin getirdiği yolluklar elde, aileler minibüse doluşup zorlu yolculuğa başladı. Dile kolay, 2600 km yol gidilecekti. Toplamda gidiş geliş, çift şöför 37 saat sürdü bu yolculuk. 58 yaşında tansiyon hastası annem normal şartlarda 18’in altına inmeyen tansiyonuyla gözünü kırpmadan yolculuğa çıktı. Oğlunun hesabını sormak için o kadar kararlı ki onu hiçbir şey engelleyemez.

Minibüste annem, Ali İsmail’in annesi, Adnan Abim, kardeşim Fatoş 1, 5 yaşındaki oğlu Abdocan, kızkardeşim Meryem ve kızı 11 aylık Devrim bebek. Adnan Abim yola çıkmadan önce hasta çocukları Diren ve Cemre bebekleri hastaneden yeni çıkarmıştı. Yolun uzun ve yorucu olması yanı sıra hava durumu da hiç iç açıcı değildi. İnanılmaz bir yağış, zorlu yolu daha da zorlaştırıyordu. Şoförlerin daha önce bu yolu gitmemiş olması bize fazladan zamana mal oldu.

Bütün bu zorluklar davanın başlama saatinde orada olunamayacağı anlamına geliyor. Ki daha sonra davanın zaten vaktinde başlamadığı anlaşılıyor. Dava saati yaklaştıkça orada bekleyen dostlar nerede olduğumuzu merak edip Adnan Abimi aramaya başlıyorlar. En nihayetinde saat 09:30’da mahkemeye varılıyor.

“Kardeşim terörist oldu!”

abdullah-comert-mahkemesi-aile

Devrimci yoldaşlar, özgür basın, çiçeği burnunda milletvekilleri ve sevgili avukatlarımız… Hep birlikte Salona geçiliyor. Mahkeme heyeti aileleri beklemiş. Boşuna beklediklerini katilin rahatı için kurulmuş Segbis denen sistemin çalışmadığı görünce anlaşıldı. Duruşma başlamadan ara verildi; teknik sorunların çözülmesi için!

1 saatlik gecikmeyle duruşma başladı. Salona girerken gazetecilerin ilk sorusu “Zafer nerede” olmuş. Dışarıda devrimci yoldaşlar da aynı soruyu abime yöneltmiş. Kardeşim “Silahlı örgüte üyelikle suçlanıyor, terörist oldu,” cevabını veriyor.

Salonda mahkeme heyeti gelen kişilerin kimlik tespitini yapmış. Daha önce bana sen kimsin sorusunu yönelten mahkeme başkanı gözlüklerinin üzerinden abime bakarak “Zafer gelmedi değil mi?” diye sormuş. Abim biraz şaşırarak gelmediğimi belirtmiş.

Hâkim nedense diğer anneleri her zaman oturdukları, müştekilere ayrılan yerden kaldırtarak izleyici bölümüne gönderiyor. Annemin, ailemin itirazları sonuçsuz kalıyor ve Gülsüm Anne, Emsal Anne ve Emel Anne izleyici bölümüne geçiyorlar.

Mahkeme heyetinin bize karşı düşmanlığı ilk duruşmadan beri hiç değişmedi, her fırsatta yalnızlaştırmak ve bizi yormak için ellerinden geleni yaptılar. Annemi tek başına bıraktıran mahkeme heyetinin eline ne geçmişti o an acaba?

Mahkeme katilin rahatı için düzenlenmiş

İfadeler okunduktan sonra müştekilerin dinlenmesine geçiliyor. Aynı ısrarlı taleplerimiz tekrarlanıyor.

  • Katilin artık tutuklanması
  • Bu işte parmağı olan diğer amirlerin, vali ve emniyet müdürü, iç işleri bakanı ve eski başbakan RTE’in davaya sanık olarak dahil edilmesi.

Tabii mahkeme heyeti her zamanki gibi tüm taleplerimizi reddediyor. Bu sırada mahkeme salonunda Ahmet Atakan’ın annesi mahkeme heyetini uyarıyor: “Biz müşteki ve dinleyicilerin telefonlarına dokunmamaları için ekstra önlemler alınmışken salondaki polisler neden istediği gibi telefon kullanıyor? Herkese karşı eşit olun,”diyor mahkeme heyetine.

Çocuklarımız da adalet arayışında. Önde Abdocan, arkada Devrim Bebek.

Çocuklarımız da adalet arayışında. Önde Abdocan, arkada Devrim Bebek.

Sanık avukatı konuşuyor, yaptığı konuşma suçu kabullenme anlamına geliyor, ama mahkeme heyeti bunu es geçiyor. Sanık avukatı aynen şunları diyor: “Her ne kadar müvekkilim üzerine atılı suç sabitse de ve işlemiş olduğu suç ağır da olsa, tutuklu yargılanmasını gerektirecek hiçbir koşulun oluşmadığı…” Yaptığı hatayı düzeltmeye çalışıyor ama sonrasında bir şey demeden, sadece susuyor.

Savcı mütalaasını okumaya başlıyor: “Sanık katilin kaçma şüphesi olmadığını, duruşmalara düzenli olarak katıldığını, bu nedenle tutuklama talebinin reddine; eksik evrakların tamamlanmadığının görüldüğü, akrep denen araçtan atış yapıldıktan sonra atışın yapıldığı yerden gelen Abdullah seslerinin çözümünün adli tıptan gelen ‘biz bu çözümleri yapamayız’ yazısı üzerine İstanbula Jandrma kriminale gönderilmesine karar verilmesine ve bu nedenlerle duruşmanın ertelenmesine karar verilmesine…”

10 dakika ara karar için ara veriliyor. Heyet hızlı dönüyor. Anlaşılan kararlar çok önceden alınmış. Katilin tutuksuz yargılanmasının devamına, eksik evrakların tamamlanmasına karar verilerek duruşma 9 Ekim 2015’e erteleniyor: 4 ay sonrasına.

Annemin ve ailemin feryat ve itirazları yankılanıyor mahkeme salonunda. Annem “Sizi ve adaletinizi Allah kahretsin!” diye bağırıyor. “Katili neden hala tutuklamıyorsunuz?” diye soruyor. “O evinden takım elbiseyle hemen yanındaki mahkeme salonuna gelirken bizi neden bu kadar yoruyorsunuz?” diyor. “Ayaklarım şişti, tansiyonum var. Bu mu adaletiniz, bizi bunun için mi bu kadar yordunuz? Katili tutuklamayacağınızı söylemek için mi!

37saatlik yolculuk 1 saat bile sürmeyen duruşma için çekilmişti. Kız kardeşlerimin bedduaları annemin beddualarıyla birleşiyor, mahkeme heyeti ve katil sanığa yöneliyor. Adalet dağıtıcılarının adaletsizliğine bedduayla cevap vermekten başka şey gelmiyor ellerinden.

Başka zaman benim sakinleştirdiğim Adnan Abim aileyi sakinleştirmeye çalışıyor. Mahkeme salonundan çıkılıyor ve dışarıda bekleyen devrimci yoldaşlarla buluşuluyor. Basın açıklaması sonrası minibüse tekrar biniliyor ve geri dönüş yoluna koyuluyorlar. (Basın açıklamasının videosunu izlemek için tıklayın)

2600 km, 37 saat yolculuğun dönüş etabı. Hasta ve yaşlı annem, 2 bebek ve diğer adalet arayıcıları dinlenmeden geri dönüyorlar. Antakya’da onları başka bir acı beklemekte. Annem vefat eden halamızın acısını abisiyle paylaşmak için acele etmekte… yazisonuikonu

@Abdocan_Comert



Yorum yok

Ekleyin