Kriz

İskender Deniz |

Sorun, ne Esad’ın bölge halkalarını tehdit sorununa, ne IŞİD ne de ülkemizde AKP tehlikesine sıkıştırılamaz. Sorun can çekişen kapitalizmin kendine yeni pazarlar yaratma sorunudur.

emperyalizmin krizi ortadoğu

Emperyalist ülkeler arası yaşanan birçok kriz, II. Dünya savaşı sonrası ortaya çıkan pazar “dengesi”, Sosyalist bloğun varlığı ve nükleer silahların yarattığı kaygı koşullarında yeni bir paylaşım savaşıyla küresel düzeyde çözüme kavuşamamış, bu ülkelerin içte ekonomilerini askerileştirmeleri dışta ise “yeni sömürgecilik” politikalarını geliştirmeleriyle günümüze kadar ertelenerek korunmaya çalışılmıştır. (Ekonomilerin askerileşmesinden ağırlıklı olarak savaş için gerekli olan araç ve mühimmat üretimi anlaşılmalıdır.)

Böylelikle uluslararası pazarlarda yaşanan darlık aşılmaya çalışılacak, bölgesel savaşlarla askeri ekonomilere yenipazar alanları sağlanacaktır.Talep yetersizliği ise,provokatifdış politikalarla halklar birbirine düşürülerek bölgesel savaşlarda giderilecektir.

1961 yılında yayınlana Amerikan Nation dergisinde, Fred Cook‘un “Jaggemsut: Savaşa Yönelen Devlet” incelemesinde, ABD ekonomisindeki bu durumu şöyle ifade edilmiş:

Sınai-asker karması, yani meslekten yetişmiş askerler grubu ile savaş malzemesi sayesinde zenginleşen kapitalistler, Amerikan politikasını gittikçe daha fazla tayin etmektedir. Akan milyarlar, Pentagon’a bütün ülkeye yayılan ekonomik bir kudret vermektedir. Silahlı kuvvetlerin aktifi, United States Steel, American Telephone andTelegraph, Metropolibin Life Insurance, General Motors ve Standart Oil of New Jersey flirketlerinin toplam aktifinden üç kat büyüktür. Savunma bakanlığındandan ücret ve maaş alanların sayısı, bu büyük şirketlerde çalışlan toplam işçi ve memur sayısından üç kat daha fazladır.

“Kalkınan Ülkelere Konvansiyonel Silah Transferleri, 1999-2006” raporunda ise dünyada yapılan silah satışlarının %36’sını Amerika,%28’inin Rusya, %11’inin İngiltere, %6’sının Almanya ve %3’ünün ise Çin’in yaptığı anlatılır.

Haliyle bunca arz, kendi pazarının yaratılmasına yönelik politikacıların ülke yönetimlerinde yerlerini almasına kadar varacaktır.

Dünyada yapılan silah satışlarının %36’sını Amerika,%28’inin Rusya, %11’inin İngiltere, %6’sının Almanya ve %3’ünün ise Çin’in yaptığı biliniyor.
Suriye topraklarında süren kargaşa, bugüne kadar sürdürülen bu politikaların sonucudur. Gelinen nokta, yeni bir pazar paylaşımının, Ortadoğu platformunda çekilen karşılıklı peşrevlerle adeta sinyalini veriyor. Paylaşımın biçimi bölge dinamiklerinin tutumlarına göre şekillenecek.

Bugünden görünen ise, güçlü işçi sınıfı geleneklerinden yoksun olan bölge halklarına çıkış noktası olarak, emperyalist güçlerin İslam örtüsü ile gizlediği Özgür Suriye Ordusu‘na (ÖSO) ya da Kürt halkının ulusal anlamda sorununun çözüleceğini umduğu işbirlikçi taşeron örgütlere boyun eğmesinin dayatıldığıdır.

Uzun zamandır sürece diplomatik yollarla katılan Rusya’nın hava operasyonlarıyla fiili varlığını artırması, bölgede yeni bir sayfayı açmışa benziyor. Operasyonların ÖSO ve IŞİD mevzilerinde yoğunlaşması Hafız Esad’ın uluslararası alanda elini güçlendirirken NATO, Türkiye hava sahasının ihlali üzerinden devreye girmeye hazırlanıyor.1

Türkiye oligarşisinin payına ise, 1946′da Marshall, Truman yardımlarıyla başlayan, “Devrimci Kemalizm”in, uluslararası sermaye ile girmek zorunda kaldığı ekonomik ilişkiler sonucu, geldiği noktada emperyalist programa boyun eğmek kalıyor.

Sorun, ne Esad’ın bölge halkalarını tehdit sorununa, ne IŞİD ne de ülkemizde AKP tehlikesine sıkıştırılamaz. Sorun can çekişen kapitalizmin kendine yeni pazarlar yaratma sorunudur.

Halklar açısından çözüm ise, ülkemizde ve bölgede güçlü bir antiemperyalist cephe yaratarak emperyalizme karşı durabilmekte saklıdır.yazisonuikonu

 07.10.2015

  1. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg:“Rus savaş uçaklarının Türk hava sahasını ihlal etmesi kabul edilemez. Rusya’ya, NATO hava sahasına tam saygı duyması ve İttifak’la gerginliği tırmandırmaması çağrısı yapıyorum.”


Yorum yok

Ekleyin