Korkuyorlar anne…

Atilla Ersiz |

Bir kelebeğin kanatlarındaki ritimden korkuyorlar ve vuruyorlar uçuşundan. Sudaki balığın dalgalarla dansından korkuyorlar anne. Dağ ceylanlarının sekişinden korkuyorlar… Vuruyorlar…

dilek

Evlerimize giriyorlar anne ‘evlerinize girin dışarı çıkmayın’ dedikleri evlerimize.

Sonra da sinsice sinip, evlerimizde vuruyorlar bizi. Silahlarıyla, korkarak!

Bir ülke işgal eden ordular kadar kan kokuyor korkuları… Bir ülke kadar insan öldürdüklerinden… Bir ülke kadar karanfile kıydıklarından…

Bir kelebeğin kanatlarındaki ritimden korkuyorlar ve vuruyorlar uçuşundan. Sudaki balığın dalgalarla dansından korkuyorlar anne. Dağ ceylanlarının sekişinden korkuyorlar… vuruyorlar…

Vuruyorlar bebeleri ve çocukları anne… 3 yaşında, 5 yaşında, 7-8-9-10-12-13-14… vuruyorlar yaşları masumları, yasalarıyla, yasa boğarak bizleri…

Beni vuruyorlar anne ailemizin tam ortasında, evimizin sıcak kokusunda.

Gencecik, esmer güzelliğimden vuruyorlar.

Ciğerime saplanan korku dolu kurşunlarıyla vuruyorlar beni anne.

Adımdan, andımdan vuruyorlar…

Vuruldum! Vurdular beni anne!

Göğsümden akan kanı gördün mü anne gözlerinin önünde vurduklarında beni?

Gözlerimdeki aydınlık, tebessümümdeki deli rüzgar, sesimin gölgesinde tüten öfke çekilirken narin narin beş bin yıllık öyküsüne, ben, kızın, düşerken bir ay tanrıçası gibi göğünden dizlerinin dibine, yedi renkli yapraklar gibi köklerine… gördün mü?

Göğe savurduğun çığlıklarına, tam oracıkta gömdün mü beni anne?

Çekip kopardığın saçlarına sardın mı yaralı bedenimi?

Ağıt ağıt düştün mü peşime?

Haykırdın mı zalime “kızımı ciğerinden beni anneliğimden vurdunuz” diye?

Vurdular bizi anne…

Beni göğsümden…

Seni geleceğimizden…

#DilekDoğan yazisonuikonu



Yorum yok

Ekleyin