Kör! Sağır! Dilsiz!

|

Delilleri görmüyorlar. Sorularımızı duymuyorlar. Sanığa tek bir soru sormuyorlar. Kör, sağır, dilsizi oynayarak tüm taleplerimizi reddetmekte kararlılar. Ama biz de kararlıyız.

Kor-Sagir-DilsizAnnem 58 yaşında tansiyon ve şeker hastası. Babam 63 yaşında kalp hastası. Kız kardeşim Meryem 7 aylık bebeği Devrim ile, Adnan abim iki kızını –ki Diren bebek 3 aylık daha– arkada bırakarak yola çıktık. Yalnız değildik, Ahmet Atakan’ın annesi ve kardeşi Zafer Atakan da bizimleydi. Henüz açılan bir dava yok ve soruşturma hala sürmekte Ahmet Atakan tarafında.

19 saat sürdü yolculuğumuz. Eskişehir’e yakın geçeceğimizi anlayınca Ali İsmail Korkmaz Parkı’na uğramadan olmazdı. 1300 km, 19 saat. Hasta ve çocukların olduğu, sıkça arızalanan araba kararlı bir şekilde Balıkesir’e doğru gidiyordu.

İki gün önce mahkeme heyetinin duruşmaya izleyici almayacağı kararı, bizi küçük bir salona tıkışı, davanın Salı günü ve sabah olması… tüm bunlar, oraya destek olmak üzere gelmeyi düşünenlere büyük sorun teşkil ediyordu ama Adliye çevresi ve salon tüm engellemelere rağmen doldu.

Salona girmeden hemen önce annem baygınlık geçirdi. Sonradan anlattı: polisler arbedeyi fırsat bilip beni tartaklamaya çalışınca o kadar polisin arasında kaldığımı gören annem dayanamamış. Nasıl dayansın? Bir oğlu polis tarafından katledilmiş diğerine de gözlerinin önünde çullanmışlar, darp etmeye çalışıyorlar. Sağlık görevlileri geldi, tansiyonu 17’ye çıkmış.

Salona giriyorum hışımla. Mahkeme başkanına dışarıdaki kargaşayı duyduğu halde neden engellemediğini, girişimizi neden imkânsıza doğru sürüklediğini soruyorum ama cevap alamıyorum. Nedeni sonradan ortaya çıkıyor, hâkim SAĞIRMIŞ! Çünkü daha sonraki taleplerimizin hiçbirini de duymuyor.

Zar zor, kavga dövüş hemen herkesi salona alıyoruz, duruşma başlıyor yok biz önce sırtımızı heyete dönüyoruz ama KÖR oldukları için bunu da görmüyorlar. Duruşma başlıyor. Segbis açılıyor. Karşımızda katil duruyor. Takım elbiseli, daha sonra karar duruşmasında iyi hal indirimi almak için olsa gerek. Annem, kız kardeşim, babam hep bir ağızdan beddualara başlıyorlar.

[Tweet "Kör, sağır, dilsizi oynayarak tüm taleplerimizi reddetmekte kararlılar. Ama biz de kararlıyız. #AbdocanİçinAdalet"]

[Tweet “Kör, sağır, dilsizi oynamaya kararlılar. Ama biz de kararlıyız. #AbdocanİçinAdalet”]

İddianame okunuyor. Bunu savcının okuması gerekirken bir robot okuyor, şaşırmıyoruz. Sanık, savunmasını yapıyor: ezberletilmiş savunma polis, her yerde suçsuz. Maktuller sanki kuştur ki tüm polisler savunmalarında havaya ateş ettim der. Sorgu başlıyor ve mahkeme heyeti tek soru sormuyor nedeni de belli: DİLSİZLER!

Avukatımız sorularına başlıyor, sanık cevap veremiyor. Deliller üzerinden sorulan sorular cevapsız kalıyor, çünkü katil delilleri göremiyor. Segbis sistemi birebir sorguda sadece katili savunma amaçlı kullanılıyor. Farkındayız!

Ara veriliyor. Segbis ile devam edilip edilmeyeceğine dair karar alınacak. Arada annemi zorla hastaneye götürüyorlar, salonda iki defa fenalaşmış, tansiyonu daha da artmıştı. Ambulansın peşinden hastaneye varıyorum. Doktor tedirgin, tansiyon 20’ye çıkmış ki 5 tane tansiyon hapı verilmiş zaten o ana kadar. Annemi azarlar gibi konuştuğumu hatırlıyorum: “Ya ayağa kalkıp kendini iyileştirip duruşmaya gidiyoruz ya da mücadele bitiyor.” Herkes şaşkın ama annem beni herkesten iyi anlıyor ve duruşmaya yetişiyoruz.

Tüm taleplerimiz reddedilmiş. “NE?!” diye sormuyoruz bile, çünkü heyet kör, sağır, dilsizi oynamaya kararlı.

Ama biz de kararlıyız. yazisonuikonu

@Abdocan_Comert

Zafer Cömert: Dava tanıklıkları 1



Yorum yok

Ekleyin