Kıyıya vuran AKP Gençliği’ne dair birkaç soru

Kazım Kızıl |

Bu protestoya mizahla yaklaşmak Aylan bebeğin ölümüne neden olan olgudan uzaklaştırmaz mı bizi mesela? Ama isteyerek ama istemeyerek; bu acı ve travmatik durumu daha katlanır, daha çekilir, daha kabul edilebilir bir hale götürmez mi?

ak-parti-akp-trabzon-genclik-kollari

İki gündür sürekli paylaşılan bir haber fotoğrafı var. AKP Trabzon Gençlik Kolları üyesi 5-6 genç minik bedeni kıyıya vuran Aylan bebekle ilgili durumu protesto etmek için kırmızı tişörtlerle Karadeniz sahilinde boylu boyunca uzandığını gösteren fotoğraf…

Çoğu paylaşımda AKP’li gençlerin durumu mizahi cümlelerle süslenmişti.

Onlardan birkaç örnek:

Bunlar örneklerden sadece bir kaçı. Twitter’da arandığında bunun gibi yüzlerce örnek bulunabilir.

Bu fotoğrafın küfürler, hakaretler, mizahi cümlelerle paylaşılmasına dair kafamda soru işaretleri birikti. Onları sizinle paylaşmak istiyorum…

1) Yukarıda saydığım gibi savaşın suçlularından, hatta baş aktörlerinden biri de AKP! Trabzon’daki protestoyu gerçekleştirenler de bizzat AKP Gençlik Kolları üyesi. Bu kısım da tamam…

Tüm bu salt gerçekleri bilmemize rağmen oradaki gençlere bu tür aşağılamalarda, hakaretlerde bulunmaya ve dalga geçmeye gerçekten hakkımız var mı?

Ben oradaki kişilerin hiçbirini tanımıyorum. Muhtemelen bu satırları okuyan sizler de tanımıyorsunuzdur. Hal böyle iken onların bu protesto eylemindeki samimiyet ve iyi niyetlerini sorgulayacak hakkı kendimizde görmemizi sorgulamamız gerekmez mi?

2) Bir insanın savaşı körükleyen bir partiye oy vermesi onu da bir katil; gerçekten bir katil yapar mı?
Eğer bu soruya cevabımız evetse; yani ‘evet onları da katil yapar!’ diyorsak , o zaman bu ülkenin %41’i katil midir? Biz gerçekten %41’i katil olan bir ülkede mi yaşıyoruz? Bunun sosyolojik izahı mümkün olabilir mi? Hadi mümkündür diyelim; o zaman biz bu katiller ordusu arasında ne yapıyoruz?

Bu durumda binip bir tekneye veya bota bizim de bu ülkeden kaçıp mülteci olarak sığınmamız gerekmez mi?

Mademki bir ülkenin %41’i katil olamaz, (o gençlerin de katil olmama ihtimali çok yüksek) o zaman onlara katilmiş gibi davranmanın, aşağılamanın hakaret etmenin dayandığı argüman ne?

3) AKP Gençlik Kolları üyesi olduklarını düşününce bu partiye oy verdiklerini peşinen kabul edebiliriz tabii ki. Peki bu partiye oy vermeleri onun tüm ama tüm politikalarını onayladıkları anlamına mı gelir?

Yani bu gençler Suriye’de bir savaş istiyorlar mı gerçekten? Çıkan savaşta 2 milyon sığınmacının Türkiye’ye gelmesinden mutlular mı mesela? Ya da o sığınmacılarla ilgili “ne halleri varsa görsünler; gidip Ege’de boğulsunlar” mı diyorlar? Bu savaş onlar için bir fırsat kapısı mı, çocukların katledilmesinden gerçekten yarar mı sağlıyorlar ki bu savaşı istesinler?

Mesela siz; oy verdiğiniz partinin tüm ama tüm kararlarını onaylıyor musunuz gerçekten?

Yani o gençlerin savaşın bu acı tablosu karşısında bir insan olarak samimi ve açık bir şekilde tepki koyma hakları yok mu? Bu kişilerin AKP’nin diğer politikalarını desteklemekle birlikte savaş politikalarına karşı olma ihtimalleri hiç mi yok? Bu insanlar gerçekten bu kadar hissiz, duygusuz ve vicdandan yoksun mu?

Sizin yüreğinizi parçalayan bir fotoğraf onların da yüreğini içten ve derinden parçalamış olamaz mı? Bu ihtimali hiç düşündünüz mü?

4) Fotoğrafı paylaşırken hakaretlerin dışında kullanılan bir başka üslup da “mizah”.

Son zamanlarda sıkça duyduğumuz bir laf var; “İzahı olmayan şeylerin mizahı olur” diye. Ben buna kısmen katılmakla birlikte burada sözü edilen konuda açık ve net bir şekilde katılmadığımı söylemeliyim.

Evet elbette doğrudan Aylan bebekle ilgili mizah yapılmıyor; ne mutlu ki o kadar gaddarlaşmadık, duygusuzlaşmadık henüz. Diğer taraftan bu durumu protesto eden gençleri mizah konusu yapmak dolaylı yoldan Aylan bebeğin ölümünü de mizahın bir parçası; küçük de olsa, ana değil yan da olsa bir parçası yapmıyor mu?

Diyelim ki bu mizahın Aylan bebeğin ölümüyle zerre kadar ilgisi yok; peki bu tür bir protesto gösterisine bu şekilde yıkıcı bir mizahla yaklaşmak ne derece doğru? Mesela bu durum bizi “Duran adam” protestosuna gülen, aşağılayan, o eylemi küçümseyen kişilerle aynı pozisyona sürüklemez mi?

Bu protestoya mizahla yaklaşmak Aylan bebeğin ölümüne neden olan olgudan uzaklaştırmaz mı bizi mesela? Ama isteyerek ama istemeyerek; bu acı ve travmatik durumu daha katlanır, daha çekilir, daha kabul edilebilir bir hale götürmez mi?

En etkili ve yıkıcı olan AKP politikalarından biri de kutuplaştırmak ve insanlar arasındaki nefreti körüklemek… Bu tavrın o insanlara makarnacı, kömürcü demekten farkı ne? Böylece aramızda kurulması muhtemel bağları daha yapılmadan yıkmaya başlamış olmuyor muyuz?

Bizim buna karşı daha birleştirici, yapıcı ve iyileştirici bir dil kullanmamız gerekirken; bu tavır neden? Neden o gençlerin de içten ve samimi olarak bu eylemi gerçekleştirebileceği ihtimalini göz ardı edip hemen yıkıcı mizah ve aşağılama “silah”larımıza sarılıyoruz?

Sizi bilmem ama ben bu ülkede yaşayan milyonlarca insanla en azından savaşa karşı ortak duygular geliştirebileceğimize, minik bir bebeğin kıyıya vurmuş bedenine karşı ortak bir vicdanı harekete geçirebileceğimize inanıyorum. Daha doğrusu inanmak istiyorum.yazisonuikonu

Bu yazı önce SadeceKa sitesinde yayımlanmıştır.


Bir yorum

Ekleyin
  1. Midi Mermer

    İrdelemesi hassas bir yazı. Çok da hüman. Hani iğneyi kendine, çuvaldızı karşındakine batır cinsinden yani. Kutlarim bu yazıyı yazan kişiyi! Özelestiriden korkmayan bir kalem ve yürek var bu yazının arkasında!


Yeni yorum ekleyin.