“Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum”

|

Deniz’i, Taylan Özgür’ün yanına gömdürmediler, sakıncalı buldular. Kardeşi bilim adamı olamadı, ismi sakıncalı bulundu. Sakıncalı bulunan bir başka şey daha vardı; o da Deniz’in kitaplarıydı. Deniz’in mektubunda kardeşine bıraktığını söylediği kitaplar…

deniz-gezmis-dogum-gunu

Şubat’ın 27’si Deniz Gezmiş’in doğum günüydü; Mayıs’ın 5’i ise Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte katledilişlerinin yıldönümü.

Bir kez daha 25. yaşını kutladık iki ay önce O’nsuz geçen 43 yılın ardından. Şüphesiz onları anmak, anlamak ve yaşatmak bıraktıkları mücadele bayrağını ve mirasını yarına taşımakla, sahiplenmekle mümkündür. Hepimizi derinden etkileyen Deniz’in o son mektubu aklımızdadır hâlâ.

Mektubun son bölümünde  Deniz babasına şöyle diyordu:

“(…) Ankara’da 1969’da ölen arkadaşım Taylan Özgür’ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul’a götürmeye kalkma. Annemi teselli etmek sana düşüyor, kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum, kendisine özellikle tembih et, onun bilim adamı olmasını istiyorum; bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, abimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım.”
Oğlun Deniz Gezmiş 

Deniz’i, Taylan Özgür’ün yanına gömdürmediler, sakıncalı buldular. Kardeşi bilim adamı olamadı, ismi sakıncalı bulundu ve engellendi, doktorasını tamamlayamadı.

Sakıncalı bulunan bir başka şey daha vardı; o da Deniz’in kitaplarıydı. Deniz’in mektubunda kardeşine bıraktığını söylediği kitaplar 12 Mart‘ın hızlı günlerinde ailesi tarafından yakılmış ve Deniz’in bundan hiç haberi olmamıştı.

Deniz ve okuma eylemi

Deniz her anlamda tam bir eylem adamıdır. Bu yönü çeşitli vesilelerle pek çok kez belirtilmiştir. Eylem adamı deyince haklı olarak akla politik eylemler geliyor ancak Deniz’in eylem adamlığı sadece bununla sınırlı değildir. O ilk politik eylemini lisede Mahir Çayan ile birlikte yaşamışsa da Deniz’in okumaya ve öğrenmeye verdiği önem az bilinen eylem alanlarından biridir.

Fotoğraf: Yurdaer Acar I 21 Eylül 1969'da Günaydın gazetesinde yayımlanan, Deniz Gezmiş ile yaptığı gizli görüşmeden.

Fotoğraf: Yurdaer Acar I 21 Eylül 1969’da Günaydın gazetesinde yayımlanan, Deniz Gezmiş ile yaptığı gizli görüşmeden.

Deniz,  ilk ve ortaokulu Sivas’ta, liseyi ise İstanbul’da okumuştu. Liseye giderken politikaya ve sosyalizme olan yönelimi okuduğu dergi ve kitaplar aracılığıyla olmuştur. Bu yönelimini şöyle anlatmıştır:

“Sosyalizmi ilk defa Yön dergisinin ikinci çıkışı sırasında bu dergiyi izlerken benimsedim. Sonra bu alanda kendimi yetiştirmeye başladım. Lise birinci sınıfta iken öğretmenimin okuttuğu Teneke kitabı ile yurt gerçekleriyle karşılaştım. Yine öğretmenimin ezilen halk kitleleri hakkında verdiği bilgiyle yoğruldum. Dostoyevski’nin kitaplarını bitirdim. Şimdi Balzac’tan okumaya başlayacağım. Çoğunu daha evvel okumuştum ama yine rahatça canım sıkılmadan okuyorum.

Hele Dostoyevski! Yaşadığı toplumun kesitini vermiş romanlarında. Tolstoy’un müzikleri varsa onun da bir türlü iki yakaları bir araya gelmeyen şehirli küçük burjuvaları var. Onları o kadar canlı anlatmış ki, insan görür gibi oluyor.

Sana İngiliz, Alman, İtalyan, İspanyol Edebiyatı desem, aklına her birinden bir isim gelecek. Örneğin, Shakespeare, Goethe, Dante, Cervantes. Ama Fransız ve Rus Edebiyatı olunca durum değişir. Bir sürü isim gelir aklına. Her biri birbirinden büyük. Aynı durum İran Edebiyatı için de geçerli. Ömer Hayyam, Gazali, Şirazlı Sadi…” 1

Sohbeti seven, konuşkan, tartışmaktan kaçınmayan ve öğrenmeye hep meraklı olan Deniz’in edebiyata büyük sevgisi ve ilgisi vardı. Beyazıt’taki kitabevlerine, sahaflara gider orada kitapçılarla, sanatçılarla tanışır, konuşur ve tartışırdı. Edebiyat dergilerini, bu dergilerde yeni boy gösteren genç şair ve yazarları takip ederdi. Arkadaşı Nurettin Demirdöven bu konuda şunları anlatıyor:

Politik faaliyetlerin yanında bir taraftan derslerimize çalışıyor, bir taraftan da kitap alışverişi yapıyorduk. Öğrenci için kitap pahalıdır. Bende olanı ona veriyordum, o da onda olanı bana veriyordu. Tabii ilgi duyduğumuz konularda ayrıca kendimiz için kitap, dergi alıyorduk.

Onunla ortak beğeniyle okuduğumuz kitapları şöyle sıralayabilirim:

 Jack London’ın ‘Mertin Eden’i, Ernest Hemingway’in ‘Çanlar Kimin İçin Çalıyor’u, John Steinbeck’in ‘Gazap Üzümleri’, Wels’in ‘Kısa Dünya Tarihi’ ve ‘Amerika Birleşik Devletleri Tarihi’, Ali Faik Cihan’ın ‘Sosyalist Türkiye’si, Niyazi Berkes’in ‘Yüzyıldır Neden Bocalıyoruz’u, John Strachey’in ‘Sosyalizm Nedir’i…

Çıkan bütün yeni kitapların hemen hepsini alıp okuyorduk. Dergi olarak Yön, gazete olarak Cumhuriyet alıyorduk. Akşam Gazetesi ve o dönem bir ara çıkan Tanin adlı gazeteleri de bulunca okuyorduk.

Hukuk Fakültesi birinci sınıfta öğrenci iken, ögretim üyemiz Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, ‘Hukukçu, her gün bir gazete alıp okumalı ve olayları sürekli izlemeli.’ diyerek bize öneride bulunmuştu.

Deniz’in edebi yönü çok zengindi. Sinemayı, tiyatroyu, edebiyatı, şiiri çok severdi. Hikâye yazarlığını severdi. Şiire çok tutkundu. Tutkun olduğu için belleğinde tutardı. Memet Fuat’ın çıkarttığı Yeni Dergi isimli edebiyat dergisini sürekli alırdı. Nâzım Hikmet’i zaten bilirdi. Oktay Rıfat, Edip Cansever, Turgut Uyar, Cemal Süreya ve bunların ardından Özkan Mert, Ataol Behramoğlu ve İsmet Özel’in şiirlerini de bilirdi.” 2

Deyim yerindeyse Deniz tam bir kitap kurduydu. Çıkan her yeni kitabı takip etmiş ve o dönem yayınlanan sosyalist klasiklerin hepsini okumuştur. Yüzlerce kitabını yatağının altında tutuyordu. Çünkü kitaplığı yoktu ve hiç olmadı.

Denizlerden kalan en büyük miraslardan biri emperyalizme karşı dövüşmek ise, bir diğeri de okumaktır.

Ancak, sosyalist yayınevlerinin ekonomik durumlarının kitap basamamaya kadar gelip dayanması ve güç bela ayakta duruyor olmaları bu mirasa ne derece sahip çıkıldığının da göstergesi değil midir?yazisonuikonu

Devrim, özgürlük biraz da sen…

  1. Turhan Feyizoğlu, Deniz- Bir İsyancının İzleri
  2. A.g.e.



Yeni yorum ekleyin.