Kısa (dan) Film Öyküleri 3 – Derler ki ve Zamanın Ölümü

|

Bu film bana diğer tüm filmler gibi bir şeyler öğretti. En azından telifi olan bir müziği nasıl kullanmam gerektiğini öğrendim.

Bir Belgesel Denemesi Olarak Derler Ki

Deler Ki (2008)

Deler Ki (2008)

09/02/2008 adlı kısa filmimin (filmin öyküsü bir önceki yazıda mevcut) montajını yeni bitirdiğim sıralarda bilgisayarımdaki eski görüntüleri karıştırırken Urfa’da çekilmiş bir görüntü dikkatimi çekmişti. Urfa’ya gidenler bilir, Balıklıgöl’de Kürt Çocukları Balıklı Göl’ün hikayesini 1 Türk Lirası karşılığı İngilizce, Türkçe ve Kürtçe olarak anlatırlar turistlere. Aslında buna anlatmak denmez, daha çok ezberledikleri cümleleri bir ilk okul müsameresindeymişçesine hızlıca söyleyip bitirirler. İşte bulduğum bu video da Urfalı bir Kürt çocuğu Balıklı Göl’ün hikayesini anlatıyordu. Ben de bu görüntünün başına bir metin girerek bir kısa (belgesel) film yaptım. Adını da anlatılan hikayelere ithafen “Derler ki” koydum. Duyar gibiyim “Böyle film mi yapılır arkadaş ne günlere kaldık!” diyorsunuz. Aslında ben de uzun süre bu filmi kendime ait bir kısa film gibi göremedim. Şimdi düşündüğümde ise evet bu bir kısa belgesel filmdir ve bu türün tüm özelliklerini taşır. İyi bir belgesel film midir bu tartışılır.

Sonuç Olarak Derler ki’yi bir festivale de yolladım. 8. Paso Öğrenci Filmleri Festivali’nde gösterime alındı. Sonrasında yeni film çalışmaları yaptığım için kısa sürede ikinci plana atmak zorunda kaldım ve pek festival yüzü göremedi Derler ki. Bu elbette benim hatamdı ama festivallere yollasam da öyle büyük başarılar getirecek bir film değildi. Belki bir kaç küçük festivalde daha yarışır ve sonra da kaybolup giderdi.

Ama Derler ki’nin benim açımdan en önemli yanı Bir Metre Yirmi Dört Santim, 09/02/2008 filmleriyle açtığım ve en azından kendi kendime Kamera Üçlemesi adını verdiğim serinin son filmi olması oldu.

Şimdi sizi Derler ki ile baş başa bırakarak bu yazının ikinci kısa filmi Zaman’ın Ölümü’ne geçmek istiyorum.

https://youtu.be/RbLgnEnexs8

Zamanın Ölümü ya da bilmediğin sularda yüzmek

Zamanın Ölümü (2008)

Zamanın Ölümü (2008)

Yaz ayları benim film üretmek için elimde olan en uygun dönemlerdi o zamanlar. Okul tatil olur, bolca düşünecek zamanım olurdu. Ben de bu işte bu bol zamanın içinde bir kaç senaryo çalışması yapsam da bunları gerçeğe çevirecek imkanı bir türlü bulamamıştım o sene. Tatil olmasından mütevellit çevremde bana yardım edecek insan sayısı azdı hem de yazdığım senaryolara uygun oyuncular yani mahallemin güzel insanları çoğunlukla ya memleketlerine gitmişlerdi ya da tatil beldelerine.

Video Art ne ola ki?

İşte böyle bir süreçte bir şey çekmeden durmak da istemiyordum. O sıralar oldukça yabancı olduğum bir kısa film alt türü mevcuttu: Video Art/Sanatı. Temel olarak bir Video Art’ı filmden ayıran öğe belirli bir hikayeye bağlı olmak zorunluluğu olmaması, bunun yanı sıra oyuncu, dekor ve bilumum sinema öğesine de isterse kullanması, isterse kullanmaması diyebiliriz. Çok bilimsel bir tanım olmadığının farkındayım evet.

İşte bu hiç tanımadığım tür olan Video Art’ı denemek istiyordum. Üstelik kendime ait bir kameram olmadığı için ve o sıralar Nesimi Abi’nin kamerası da ben de durduğu için bir şeyler çekme zorunluğu hissediyordum üstümde.

Şans Eseri Zaman Ölürse

Peki bu hiç tanımadığım türle ilgili ne çekecektim? Bir süre evde gezip düşündüm ve ne çekeceğimi bulmaya çalıştım. İnsan düşünürken zaman pek hızlı akmaz. Ben de bu süreçte ara sıra saate bakıp ne kadar geçti ve hâlâ bir şey bulamadım diye düşünürdüm. İşte bu saate bakma sıralarından birinde zamanın hiç akmadığını fark ettim. Tabi bu olayın metafizik bir yanı olmadığını olmadığının farkına varmam uzun sürmedi. Sadece saatin pili bitmişti. Ama bu küçük tesadüf sayesinde bir fikre sahip oldum “Ya Zaman Ölürse?”

Dar alan da kısa mizansenler

Ekran Resmi 2015-08-03 00.36.42

House M.D Dizisinden Esinle Çekilen Plan

Tüm temeli şansa dayanan bu konu üzerinde uzun uzadıya düşündüm desem, kitaplar bulup okudum desem yalan söylemiş olurum. Hemen çekmeye giriştim. Öncelikli olarak pilleri çıkarılıp bir kenara atılmış saat mizansenleri kurdum evin içinde ve çektim. Ardından zamanın ölümünü simgeleyecek başka öğeler bulmam gerekti. Bu bazen babamın yıllar önce bize oyuncak diye aldığı tarihi çağları anlatan heykeller oldu, zaman zamansa babam ve annemin kendisi. Evet pek istekli olmasalar da onları da oynattım. Gene o sıralar meşhur Amerikan Dizisi House M.D’yi izliyordum ve orada bir röntgen filminin içinde kahramanımız House’u gören bir açı vardı. Bunu da bir şekilde bu filmde denemek istedim ve aldığım sonuç tatmin edici olmuştu.

İki günlük ev çekimi sonrası filme yetecek kadar görüntüye sahip olmuştum. Ama böyle bir film için atmosferi yaratacak bir müzik çok önemliydi. Bu konuda kafama yatan bir müzik vardı ama bu müzik ünlü grup Baba Zula’nın Mutfak Kazaları adlı eseriydi. Bunu izinsiz kullanamazdım. Önce müzikten vazgeçmeyi düşünsem de sonra bir cesaret toplayıp Baba Zula ile bağlantıya geçtim. Onlara meramımı olabildiğince anlattım. Onlar da gerçekten çok olumlu yaklaştılar ve bana destek olmak istediler. Tek istekleri filmin bir kopyasını yollamam ve izlemeleri idi. Bunu seve seve yaptım, sonuçta filmimi Baba Zula izleyecekti. Bir kaç küçük bürokratik işten sonra artık bir müziğim de vardı. Filme müziği yerleştirdim ve artık festivallere gitmeye hazırdı.

Zamanın Ötesinde Bir Film

Evet o hazırdı ama Türkiye Festivalleri hazır değildi. Şakası bir yana film benim çekerken duyduğum başarı hissini Festivallerde yakalayamadı. Toplamda Üç festivalde gösterildi. Aynı dönemde çekip bu film olmadı dediğim ve bir sonraki yazımın konusu olan “Kayıp Aranıyor” festival festival gezerken benim asıl umudum olan film sınıfta kalmıştı.

Sonraları başka bir filmimle seçildiğim bir festivalde Juri üyelerim Yağmur-Durul Taylan Biraderler’di ve aynı festivale Zamanın Ölümü’nü de yollamıştım. Onlara Zaman’ın Ölümü’nü sorduğumda bana bilmediğin şeyleri yapmaktan vazgeç demişlerdi. Bildiğin yolda devam et. Bildiğim yolsa bir sonraki yazımın konusu olan üvey evladım “Kayıp Aranıyor” oluyordu.

Bu kadar anlatımdan sonra sizi şimdi de Zaman’ın Ölümü adlı filmimle baş başa bırakıp çekiliyorum. Beğenmezseniz amenna, ama bu film bana diğer tüm filmler gibi bir şeyler öğretti. En azından telifi olan bir müziği nasıl kullanmam gerektiğini öğrendim. Neyse film diyorduk; buyurun izleyin:

https://youtu.be/M2uuS6UFVRk

 



Yorum yok

Ekleyin