KESK’li yöneticiler göreve!

Necla Turgut |

Kamu emekçileri direnirken, KESK yetkili organları hasar tespit komisyon misali ihlal raporu hazırlamaktan öte niçin varlar?

KESK’E BAÐLI BÜRO EMEKÇÝLERÝ SENDÝKASI’NA ÜYE MEMURLAR, BUGÜN TÜM TÜRKÝYE’DE OLDUÐU GÝBÝ SAMSUN’DA DA BÝR GÜNLÜK ÝÞ BIRAKMA EYLEMÝ YAPTILAR. (GÖKHAN ÝÇKÝLLÝ/SAMSUN-ÝHA)

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 1 Mart 2016 tarihinde 7 AĞUSTOS 2015 – 7 ŞUBAT 2016 SENDİKAL HAK İHLALLERİ RAPORU” başlığı ile bir basın açıklaması yaptı. Son altı aylık raporda başta 105 emekçinin yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin yaralandığı katliamlar olmak üzere işten atılmalar, tutuklanmalar, sürgünler, cezalar. Tablo ağır.

kesk

KESK 6 aylık sendikal hak ihlalleri raporunu açıkladı

Bu tablo daha da derinleşecek. 15 yıllık AKP iktidarı, kamu hizmet alanlarını tasfiye ederken emekçilerin ağır bedellerle kazandığı haklarını torba yasalarla, genelgelerle kalem kalem sıfırlama noktasına getirmiştir. Başbakanlığın, 17.02.2016 tarih ve 29627 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında” 2016/4 sayılı Genelgesi ile muhalif memurların tasfiye süreci başlatılmıştır. Kadük olmakla birlikte kamu emekçilerinin iş güvencesinin dayanağı olan 657 Sayılı Devlet Memurları Yasası’nın yerine, 64.Hükümetin 2016 yılı eylem planında yer alan “Kamu Personel Rejimi Reformu yapılacak.” ifadesi ile de kamu emekçileri güvencesizleştirilerek tasfiye edilecektir.

Bu Süreçte KESK Ne Yapmıştır? KESK’in son altı ayına baktığımızda, bir önceki hak ihlal raporundan 7 Ağustos 2015 dönemine ilişkin 6 aylık Sendikal Hak İhlalleri Raporu  bugüne daha ağır sonuçları olan bir rapor hazırlamak, basın açıklamaları yapmak.

Sendikalar, çalışma yaşamına, örgütlü oldukları alanlara ilişkin sorunları tespit etmek ve çözüm üretmek amacıyla araştırmalar yapar, araştırma sonuçlarını raporlaştırır. Ancak bir emek örgütü olarak üstelik gerek emek mücadelesinde gerekse toplumsal muhalefetin önemli bir dinamiği olmayı hak etmiş tarihiyle KESK, son bir yılda birbirinden ağır iki “Sendikal Hak İhlalleri Raporu” yazma noktasına gelmişse, Başta KESK Yürütme Kurulu olmak üzere yetkili organlarına sormak gerek.

İşten atıldıkları için fabrikanın önünde direnen iki kadın işçiden tutun, “Yeni personel rejimi yasasını istemiyoruz.” diyerek Ankara’ya yürüyen Kamu Emekçileri Cepheli memurlara kadar önemli bir kesimi direnirken, KESK yetkili organları, hasar tespit komisyon misali ihlal raporu hazırlamaktan öte niçin varlar?

Enkaz raporları hazırlarken hep beraber enkazın altında kaldığımızın farkına değil misiniz?

Kuşkusuz KESK’in içinde bulunduğu durum, iktidarın kamu alanlarının tasfiyesine yönelik politikalarını uygulayabilmesi için kendisine muhalefet edecek örgütlü gücü tasfiye etme iradesi ile de ilişkilidir. Ancak iktidarın amacı ve buna yönelik hamleleri tek başına KESK gibi bir örgütü tasfiye etmeye yetmez. Kamu emekçilerinin, grevli ve toplu sözleşmeli sendikal hak talebi ile başladıkları mücadele koşulları, 1980 yıllarının sonu ve mücadelelerini yükselttikleri 1990’lı yıllar, politik durum itibari ile günümüzden çok farklı değildi. Üstelik toplumsal muhalefet açısından, o tarihe kadar (TÖS ve TÖB DER süreçleri dışında) örgütlü mücadele deneyimleri çok güçlü değildi. Kamu emekçileri, devrimci irade ile radikal mücadele çizgisi sonucu hem kamu emekçilerinin hem de toplumsal muhalefetin en önemli dinamiklerinden biri olmuştur. O süreçte ödenen bedeller bugünden az değildi. Dolayısıyla KESK’in bugünkü etkisizliği kendi tarihini de inkar anlamına gelmez mi?

 

Kamu Emekçileri Cephesi; 'Köle değiliz, emekçiyiz! İş güvencemizi istiyoruz, alacağız. Yeni Personel Rejimi Yasası'nı istemiyoruz.' talepleriyle başlattığı kampanya çerçevesinde 25-27 Mart arasında Ankara Yürüyüşü gerçekleştirdi.

Kamu Emekçileri Cephesi; ‘Köle değiliz, emekçiyiz! İş güvencemizi istiyoruz, alacağız. Yeni Personel Rejimi Yasası’nı istemiyoruz.’ talepleriyle başlattığı kampanya çerçevesinde 25-27 Mart arasında Ankara Yürüyüşü gerçekleştirdi.

KESK Genel Merkez yöneticileri ve konfederasyona bağlı 11 sendikanın genel merkez yöneticilerinin çoğu profesyonel sendikacı. Ayrıca sendikalarda profesyonel uzmanlar da var. Dolayısıyla sendikacılığı bilirler. Ancak bu sendikacılık biz çalışanların gündemi, beklentileri ve endişeleri ile örtüşmüyor.

109 sayılı “Güvenceme dokunma” başlıklı broşür tam da biz çalışanların anlayabileceği bir dilde yazılmış. Anladıkça durumun vehameti, bir de hak ihlalleri raporları ile de somutlanınca iş iyice içinden çıkılmaz hale geliyor. Her ne kadar Eğitimsen “Hukuksal Kazanımlar” broşürü çıkarsa da bu kaygılarımızı gidermeye yetmiyor.

Bağlı olduğum Eğitim Sen İstanbul 2 Nolu Şube 2-3 Nisan tarihlerinde işyeri temsilci eğitimi yaptı. Eğitim uzmanının hazırladığı İşyeri Temsilciler Eğitimi Notları kitapçığında durum tespitinden sonra sonuç olarak fiili sendikacılık önerisi yapılmış. Öneri, çalışma yaşamının çoğunu eylemde geçiren işyeri temsilcilerinin ufkunu zorlamadı.

Sonuç olarak, yıllardır toplantı ve meclislerde görüş ve önerilerimizin bir karşılığı olmadı. Biz işyeri temsilci ve üyeleri bilgimiz, ufkumuz yöneticilerimiz kadar geniş değil. KESK ve bileşenlerinin merkez, şube ve temsilciliklerini, kurulduğundan beri aynı gruplar yönetmektedir. Yani kendi deyimleri ile onlar kadrolara dayalı aktif sendikacılar, bizler de pasif üyeleriz.

Pasif üyeler grubuna giren işyeri temsilcisi olarak diyorum ki; kurultay delegasyonları, disiplin ve denetleme kurulu üyeleri hariç yaklaşık kadrolara dayalı 2.500 aktif sendika yöneticimiz var. Bu kadar sayıdaki kadro harekete geçerse neler olmaz. Bugünler için sorumluluk aldınız ve bir yol açın.

Açın!

İnanın biz, sizlerle yan yana olmaya hazırız. yazisonuikonu



Yorum yok

Ekleyin