Kalkışma!

İskender Deniz |

Cumhuriyet tarihi boyunca bize askeri cuntalar olarak yansıyan kriz dönemleri, sermayenin hangi yüzünün pastadan daha fazla pay alacağının belirlenmeye çalışıldığı kapışma günleridir.

kalkışma

Kendi iç dinamiklerine göre gelişememiş olan Türkiye burjuvazisi, Cumhuriyet yıllarında devlet tarafından adeta şımartılarak geliştirilmeye çalışılmış, kendi ayakları üzerinde duramaması nedeniyle de, işbirlikçi karakteri öne çıkmıştır. Dolayısıyla devlet aygıtı bir burjuva devleti yerine diğer sermaye guruplarıyla paylaşılan oligarşik bir iktidar biçimi şeklinde oluşmuştur.

Başından bu yana cılız olan bu yapı, emperyalizmle ilişkileri zorunlu kılmış, aynı zamanda oligarşi içerisinde payların yeniden sık sık belirlenmesini gündeme getirerek krizlere neden olmuştur.

Cumhuriyet tarihi boyunca bize askeri cuntalar olarak yansıyan kriz dönemleri, sermayenin hangi yüzünün pastadan daha fazla pay alacağının belirlenmeye çalışıldığı kapışma günleridir.

İki gündür izlediğimiz darbe girişiminin özü, uzun süredir devam eden oligarşi içi çatışmanın çözüm bulunamaması sonucu vardığı noktadır.

TÜSİAD’ın ekonomiden sık sık memnuniyetini ifade ettiği mevcut durumun, memnun olmayan sermaye güçlerince, Yüksek Askeri Şûra’nın toplanacağı günün arifesine getirilmesiyle değiştirilmek istenmesi, sorunun değerlendirilmesi gereken diğer bir boyutudur.

Bu noktada 2007 yılında yaşanılan ve tarihte yerini e-muhtıra olarak almış olan olayı da hatırlatalım.

“Ergenekoncu” diye tutuklanan veya görevden alınan askeri personelden boşalan kadroların yerine AKP ile ittifak halinde olan “Feto”cu subaylar getirilmişti. Şimdi yıllar sonra ittifakların bozulmasıyla bu kez darbeci onlar oldu.
Şimdi “paralel yapı” denilen “Feto”cular o zaman AKP ile ittifak halindeydi. Devlet içindeki “Ergenekon” örgütünden bahsedilmeye başlanmıştı. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın açıklamasına göre MİT, 3 Temmuz 2002 günü aldığı bir ihbarla Ergenekon’dan haberdar olmuştu. “Ergenekon”un varlığını ilk kez Erol Mütercimler 1997 yılında bir TV programında dile getirmiş, bunu da 1991 yılında Devrimci Sol örgütünce öldürülen emekli Tümgeneral Memduh Ünlütürk’ten duyduğunu belirtmişti. “Ergenekon” yapılanmasının AKP ye karşı darbe yapacağı gerekçesiyle ordu içinde yapılması gereken operasyon, bu isimle sürdürülmüş, darbeci kadro “temizlenerek”,  demokrasi “kurtarılmış”tı.

Operasyonun yapılabilmesi için gerekli izni verecek olan, “Cumhuriyetin” teminatı olduğu söylenen TSK’nin Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Cumhurbaşkanı seçimleri arifesinde, “Cumhuriyetin temel değerlerine, devletin üniter yapısına, laik demokratik devlete sözde değil özde bağlı bir cumhurbaşkanının seçileceğini umut …” ettiğini söylerken, başbakan ile yaptığı Dolmabahçe görüşmeleri sonucu, sesini kesmiş, TSK içinde yapılacak bu operasyona onay vermişti. Sonrasında Ergenekon örgütüne yönelik ilk soruşturma ise 12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir gecekonduda 27 el bombası bulunması sonucunda başladı.

“Ergenekoncu” diye tutuklanan veya görevden alınan askeri personelden boşalan kadroların yerine AKP ile ittifak halinde olan “Feto”cu subaylar getirilmişti. Şimdi yıllar sonra ittifakların bozulmasıyla bu kez darbeci onlar oldu.

İnsan merak ediyor, acaba şu an boşalan kadroların yerine hangi ittifakın kadroları dolduracak, yarının darbecileri kimler olacak?

Evet, olan şeyin adı “kalkışma”dır. Fakat bu kalkışma söylendiği gibi demokrasiye karşı bir saldırı değil kozların paylaşımı kalkışmasıdır.yazisonuikonu

-17.07.2016



Yorum yok

Ekleyin