Kalk Eylem Kalk!

|

Aladağlı bir Yörük kızıydı Eylem. Türkiye solunun on yılları bulan geç kalmışlığına inat, Orta Doğu topraklarında Kürt, Arap, Êzidi kardeşleriyle yan yana enternasyonalizm bayrağını taşıdı.

Birleşik Özgürlük Güçleri savaşçısı Cemre Heval (Eylem Ataş) 27 Haziran 2016 Pazartesi günü Membiç hamlesi sırasında şehrin en ön mevzilerinde çetelerle girdiği çatışmada ölümsüzleşti

Birleşik Özgürlük Güçleri savaşçısı Cemre Heval (Eylem Ataş) 27 Haziran 2016 Pazartesi günü Membiç hamlesi sırasında şehrin en ön mevzilerinde çetelerle girdiği çatışmada ölümsüzleşti

Öyle hüzünlü şeyler yazmak istemiyorum arkandan. Oysa gösterişsiz, çırılçıplak bir acı var yüreğimde, bütün “yangın”larından soyunmuş… Çocukluğundan beri tanırım seni. Gülünce kaybolan gözlerinden, çıkık elmacık kemiklerinden, gamzelerinden…

Aladağlı bir Yörük kızıydı Eylem. Türkiye solunun on yılları bulan geç kalmışlığına inat, Orta Doğu topraklarında Kürt, Arap, Êzidi kardeşleriyle yan yana enternasyonalizm bayrağını taşıdı. Ve vakur bir damla olmak dalga için. Katılmak okyanusa aşk için, isyan için…” diyerek,1 barbarların tehdidi altındaki topraklarda aldı soluğu. Ve soluğumuz sessiz bir yıldız şimdi… Oysa “… ölümden korkmayacak ve keder duymayacak kadar sıhhatli ve gençti…”

Gorki’nin Ana isimli romanını göndermiştim sana 2007 yazında. Abinle. Yoldaşındı abin. İçine bir de not yazmıştım, kitaptan bir alıntı. Anımsadığım kadarıyla şöyleydi:

Bu dünyada dostlar görüyordu. Ve bu dostlar çoktandır tek vücut halinde, azimle, yeryüzünde adaleti kurmaya karar vermişler, kararlarını sayısız acılarla kutsallaştırmışlar, sevinçli, neşeli, yeni bir aydınlık yaşantı yaratmak için kendi kanlarını cömertçe akıtmışlardı. Her şeyi anlamaya, her şeyi birleştirmeye can atan yeni bir yürek doğuyordu yeryüzünde.

Sen o yüreği alıp göğüs kafesinin içine koydun; yüreğin şimdi güvercin kanatlarında. Bu seninle göz göze değildi ama ilk temasımızdı.

Eylem Ataş ve Cengiz Gültekin

Eylem Ataş ve Cengiz Gültekin

Ankara’ya yerleştin sonra. Yoldaşlığımız daha da pekişti. Abi-kardeş olduk, sırdaş olduk, dost olduk. Yaşın değil, yüreğin önemi var çünkü dostluk için…

Sonra hızla büyüdün sen. Sokaklar, alanlar, meydanlar tanığı oldular bunun. Meydanlar, alanlar, sokaklar da seninle birlikte büyüdü. “İnsan ancak eylemde insandır,” der John Berger. Çünkü toplumsal nesne ancak o zaman bir özneye dönüşecektir. İnce bir çizgi vardır eylemcilerin önünde, çizginin ötesi gelecektir. Sen şimdi kucakladın o geleceği, gelecek artık senin o ışıltılı gülüşünle örülüdür.

Ey Aladağlı kız! Yörük kızı! Şimdi senin büyüdüğün dağlarda nergisler, papatyalar boy veriyor. Ve biliriz ki bir devrimci kendisiyle birlikte yaşamı diyalektik bir döngü içinde bütünleştirdiğinde, dönüşümünü tamamlamış olacaktır. Aladağların kızı, sen şimdi tözsün, nergissin, yediverensin.

Bir gün tıpkı senin düşlediğin gibi çocuklar ninnilerle büyüyecek savaştığın topraklarda. Salıncaklar kurulacak ağaçlara, kimse ezmeyecek çiçekleri, kimsenin gözünden kara yaşlar dökülmeyecek. Maya sensin çünkü. Her şey rengini biraz senden alacak. Ama yine de kalk Eylem kalk! Rabe Eylem rabe! Sen de olmalısın o çocukların yanında ninnilerini sen de söylemelisin. Mimbiç’te düştüğün yerde küçük bir dere inceden akmaya başladı şimdi. Elbet denize ulaşacak.

Ve biliyoruz ki doğru yolun sonu hayata çıkacak, güneşe çıkacak, iliklerimize kadar üşümeyeceğiz soğuktan… yazisonuikonu

  1. Eylem Ataş’ın Twitter hesabından.


Yeni yorum ekleyin.