Kahkaha

Eren Gürleyük |

Devler önce küçülür sonra da ortadan kaybolurlar.

Fotoğraf: Mehmet Özer'in "Gülmek Devrimci Bir Eylemdir" Albümünden

Fotoğraf: Mehmet Özer’in “Gülmek Devrimci Bir Eylemdir” Albümünden

Gökyüzünü daraltan duvarlarla örülü bir şehirde, hep duvarın ardını merak ederek yaşamış bir kadın, sonunda kahkaha atmaya karar verir. Duvarın önündeki bekçiler kahkaha atan şehirli kadına bakar ve derhal bu eyleme son vermesini isterler. Kadın, niçin kahkahadan rahatsızlık duyulduğunu sorar bekçilere; “Bak ne yazıyor orada okuman da mı yok, bu şehirde gülmek yasaktır” der duvardaki yazıyı eliyle işaret eden Bekçilerden biri. “Dev’in kesin emirlerinden biridir bu”. Şehirli kadın kahkahadan aldığı cesaretle kulak asmaz söylenenlere. Şehirde çalışan insanlara bakar ve onların da kahkaha atması için çabalar ancak hepsi ağlamaktadır.

Yıllarca kahkaha atarak şehirde dolaşan kadın, sonunda birkaç kişiye kahkaha atmasını öğretir. Duvarların titremeye başladığını gören bekçiler, kahkaha atan kişileri Dev’in karşısına çıkarırlar. Bekçiler şehirli kadına ve arkadaşlarına derhal Dev’in karşısında eğilmelerini emreder. Kadın oralı olmaz ancak arkadaşları eğilir. Dev, kadının bu tavrını görmezden gelir. Yüksek koltuğuna oturur ve kadına sorar: “Senin uzmanlık alanın nedir, ne işe yararsın?” Dev’in bu soruyu sormasının nedeni bellidir. Şehirde herkesin bir uzmanlık alanı vardır. Bu alanların dışına çıkılamaz. Her şey belirlenmiştir.

Kadın Dev’in karşısındaki koltuğa oturur ve koltuğunu yükseltir ancak yine de Dev’e kıyasla alçakta kalır. Ayağa kalkar. Bekçilerden biri şehirli kadına oturmasını söyler. Kadın umursamaz. Dev’in sorusuna cevap verir: “Ben sadece bir konuda uzmanlaşamadım. Bir yönümü geliştirip diğer yönlerimi güdük bırakamadım. Bütünlüğümü yitirmedim henüz”. Dev, kadının hareketleri ve sözleri karşısında göze batmayacak şekilde çok az da olsa küçülmüştür. Dev göğsünü kabartır, kadının özel bir meslek seçmesi halinde burada şehrinde çalışabileceğini söyler. Aksi halde uyumsuz ilan edilip hapse atılacaktır. Bütün gözler kadının üzerindedir. Ağzından çıkacak kelimeler hayatının belirleyicisi olacaktır.

Kadın yumruğunu Dev’in masasına sert bir şekilde indirir ve kahkaha atmaya başlar. Herkes şaşırır. Şaşırmanın suç olduğu bu şehirde, o an bekçiler dahi suç işler. Dev yavaş yavaş küçülmeye başlar ve bekçilere bağırır: “Ne duruyorsunuz çıkarın bu kadını buradan!” Bekçiler kadını yaka paça dışarı çıkarır ve yerin altındaki hapishaneye götürürler. Dev, kadının arkadaşlarına özür dilemeleri halinde onları affedebileceğini söyler. Onlar da özür diler ve Dev’in küçülmesi durur.

Kadının arkadaşları, Dev’in küçüldüğünü şehirdeki herkese anlatır ve zamanla ağlayanların sayısında ufakta olsa bir azalma yaşanır. Duvarlarla örülü şehirde her yıl kahkaha atanların sayısı artar. Bunun üzerine bekçilerin sayısı arttırılır ve yeraltındaki hapishaneler genişletilir. Dirhem dirhem erimeye başlayan Dev eski gücüne kavuşmak için duvara bir yazı daha yazdırır: “Bu şehirde kahkaha atanlar öldürülecektir, kahkaha atanları ihbar edenler ise ödüllendirilecektir. ”

Şehirde bekçiler kahkaha atanları Dev’in karşısına çıkartmadan vurmaya başlar. Bunun üzerine kahkaha atanlar gizli toplantılar düzenler. Toplantılarda bir takım kararlar alınır. Örneğin; bir gece şehrin tüm duvarlarına gülümseyen insan resimleri çizerler. Sabah erkenden kalkıp işe gidenler bu manzara karşısında hayrete düşer. Resimlere bakıp gülümsemeye çalışırlar. Bekçiler durumu Dev’e bildirir. Dev duvarlara kameralar yerleştirir. Tüm duvarları griye boyatır. Buna rağmen şehirde kahkaha sesleri eksik olmaz. Duvarın yıkılmak üzere olduğu sırada Dev şehrin tepesine çıkar ve insanlara seslenir:

“Kahkaha atmaya devam ederseniz şehrimizin duvarları yıkılacaktır ve duvarın ardındaki canavar hepimizi yiyecektir. Bu canavar, çocuklarınız başta olmak üzere ve size ait olan her şeyi yemek için hazır. Kahkahalarınız canavara hizmet ediyor. Kahkaha atan ilk kadın o canavarın elçisidir. Yarın duvarın önünde kurşuna dizilecektir.”

Bekçiler, bütün gün canavar hakkında korku dolu hikâyelerin bulunduğu bildiriler dağıtır. Kadının takipçileri kahkaha atanlar ise olup bitene hazırlıksız yakalanmıştır. Toplantı yapacakları yerler mühürlenir. Halk korkuya kapılır. Dev’in küçülmesi biraz olsun yavaşlar.

Bekçiler kadını uzun aradan sonra tekrar Dev’in karşısına çıkarırlar. Bekçilere dışarı çıkmasını söyleyen Dev, kadına yaklaşır ve bekçilerin çıktığından emin olduktan sonra, kahkaha atarak “sonun geldi” der. “Gülmek korkumu öldürmedi, aksine korkumu büyüttüm. Yarın seni kurşuna dizeceğiz. Senin halini görenlerin korkusu bin kat artacak. Herkes yine eskisi gibi ağlayacak. Ancak seni bir şekilde affedebilirim. Eğer yarın herkesin önünde ağlarsan sana duvarın ardındaki gerçek yaşamı göstereceğim”.

Dev’in canavar hikâyesinin yalan olduğu bellidir. Çünkü Dev’in doğru söz söylediği pek işitilmemiştir. Kadın gülümser ve Dev’e bakar. Dev’in ceketi kendisine fazlasıyla büyük gelmektedir. Dev’le dalga geçer kadın. Duvarın arkasındaki canavar hikâyesine inanmadığını söyler ve ekler “Asıl canavar sensin çünkü gerçek yaşamı vaat ediyorsun. Sahtekârsın!”.

“Çok daha fazlasıyım” der Dev.

“Biliyorum, sen eriyen bir canavarsın!”

“Sen kimsin, şehrimde ne arıyorsun?”

“Ben ben olanım, buraya duvarları yıkmaya geldim.” der kadın.
Dev sorar: “Ne için bozgunculuk yapıyorsun?”
“Daha geniş bir gökyüzü istiyorum, herkes için!”

Büyük gün gelir. O gün resmi tatil ilan edildiğinden şehirde yaşayan tüm insanlar idamı seyredecektir. Kadının ağzı kapatılmıştır, duvara arkasını dönmek yerine yüzünü döner. Kahkaha atmak istese de ağzı sıkıca bağlı olduğundan başaramaz. O esnada kalabalık duvarın titrediğini fark eder ve duvar yıkılmak üzeredir. Dev, bekçilere ateş emrini verir ancak duvarın yıkılmaya başlaması ile birlikte ilk bekçiler kaçar. Kadın duvarın altında kalır. Kadını kurtarmak isteyen bazı insanlar da oracıkta can verir. Bütün şehir toz içinde kalır göz gözü görmez.  Toz bulutu dağılınca herkes Dev’in olduğu yere bakar. Dev orada değildir. Koltuğunda elbiseleri vardır ancak kendisi yoktur. Herkes hayretle kahkaha seslerinin geldiği yere bakar. Kendilerine benzeyen sadece ten rengi farklı olan insanları görürler. Birlikte kahkaha atarak tüm duvarları yıkmaya başlar insanlar. Sarı tenli, beyaz tenli siyah tenli insanlar birlikte kahkaha atar yıllarca. Devler önce küçülür sonra da ortadan kaybolurlar.yazisonuikonu



Yorum yok

Ekleyin