#İşArıyorum

|

“Eğilip bükülmüyorsan kendi emeğinle iş bul, taş taşı, sosyal medyadan şov yapmana gerek yok” diyenlerle çok sık karşılaşıyorum. Sorun şu ki benim sosyal medya üzerinden yazmamın en büyük nedenlerinden biri halkı sorguya itmek.

gezi direnişi dayanışma

Gezi’yi Gezi yapan içindeki dayanışmaydı.

#İşArıyorum

Bu etiket altında bazen sosyal medyada hala işsiz olduğumu, terörle mücadele polislerinin çalıştığım ofisi silahlarla basarak beni kelepçeleyip gözaltına alması sonucu işsiz kaldığımı yazıyorum.

Binlerce kişi devlet terörüyle işsiz bırakıldı. Hala da bırakılıyor.
Sonuç 6 aydır hala işsizim. Bunu sosyal medyada paylaşma nedenim elbette olursa iş bulmam, ama öyle iş bulamayacağımın da farkındayım. Ofisinin polisler tarafından silahlarla basılmasını kim ister?

Abdocanın katledilmesinden sonra katili bulana kadar ve sonrasında verdiğimiz hukuk mücadelesinde iş düşünemiyorudum, doğrudur. Katil bulunup yargılama başladıktan sonra ancak maddi sorunların çözümüne yönelmiş ve çalışmaya başlamıştım. Uzun sürmedi bir baskınla elimizdeki maddi olanakları aldılar.

“6 ay bir insan nasıl iş bulmaz?” sorusu tabi ki asıl  soru değil.

“Bir insan devlet eliyle nasıl işsiz bırakılır?” sorulması gereken asıl soru.

Çoğu kişi inanıyorum ki yazılarımı yanlış anlamakta. Binlerce kişi devlet terörüyle işsiz bırakıldı. Hala da bırakılıyor. Bu kadar insana ses olabilecek, onlara destek olacak bir yapı, kurum var mı? Elbette yok. Sokağa çıkarsınız herkes için özgürlük istersiniz, devlet sizi katleder ve katilinizin yargılanmasında aileniz yalnız kalır. Bu hukuk mücadelemizde yaşadıklarımız, diğer taraftan aile olarak yaşadığımız zorlukları sosyal medyadan az paylaşmadım, duruşmaya gitmek için araç dahi bulamadığımız günler oldu. Maddi olarak zaten ümüğümüz sıkılmışken davalara dahi gidemeyecek duruma düşmemizin sorumlusu kimdir?

Eğilip, bükülmeyeceğiz, dik durmaya devam edeceğiz, kırılabiliriz evet ama bu eğilip bükülmekten daha onurludur.
Siyasiler çıkarları için, davanın takibi için gelen gazete ve TV’lerde görünmek için yanımızda duruyorlarmış pozları veriyorlardı. 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra 12 Haziran’da görülen davada kimsenin olmayışı bunu kanıtlar nitelikteydi. Haftaya bir duruşma daha var. Eminim seçim öncesi çoğu aday duruşmaya damlayacaktı ben şu an bunu yazmasaydım. Seçimler öncesi parti ve adaylık reklamı için. Bu saatte bana bunu yazdırdıktan sonra gelmeseler de olur. İki yıldır süren hukuk mücadelesinde kimin nerede durduğunu aile olarak çok iyi biliyoruz.

Evet uzun zamandır işsizim, aileme maddi olarak katkı sunamazken, anneme babama bakan abimin maaşından ayrılan payla geçinmeye çalışıyorum. İş bulma süreci benim konumumda biri için elbette kolay değildir, bu sadece terörden yargılanmam veya Abdocan’ın abisi olduğumdan dolayı değil. Vasıflarımdan dolayı herhangi bir yerde, herhangi bir konumda çalışamayacak olmam da bir neden. Telekom sektöründe 10 yıllık bir kariyerim var(dı), malesef bu Türkiye’de bitirildi, işe alacak şirketin polis baskınını göze alabileceğini sanmıyorum.

Herkes bizi kardeşimin katledilmesiyle tanıdı, ama kimse sorarsanız benim agresifliğimden bahseder. Nedeni basit, eğilmek, bükülmek bizde yok. Ondandır sık kırılmamız. Kardeşim Abdocan’ın üyesi olduğu CHP’nin abimi işten atıp sonra sosyal medyadan gelen baskılar sonucu geri almasını elbette unutmadık. Şu an kamyon şöförü olarak çalışıp alınteriyle ekmeğini kazanmakta. Eğilip, bükülmeyeceğiz, dik durmaya devam edeceğiz, kırılabiliriz evet ama bu eğilip bükülmekten daha onurludur diye düşünüyorum.

Gezi’yi Gezi yapan içindeki dayanışmaydı. Bu dayanışmadan kopulması en büyük zararı verdi.
“Eğilip bükülmüyorsan kendi emeğinle iş bul, taş taşı, sosyal medyadan şov yapmana gerek yok” diyenlerle çok sık karşılaşıyorum. Sorun şu ki benim sosyal medya üzerinden yazmamın en büyük nedenlerinden biri halkı sorguya itmek. Halkın hassasiyet duyduğu ailelerden Gezi’de canını kaybeden Cömert ailesine böyle davranılıyorsa başkalarına nasıl davranılacağını, sesini duyuramayanların, kaderine terkedilmişlerin yaşadıklarını düşünmelerini istiyorum.

Sosyal medyadan ekmek çıkmayacağını biliyorum ama bu benim susacağım anlamına gelmez. İnsanlar sorgulamalı, hergün Gezi Direnişi diye laf yapanların Gezi mağdurlarına bakışlarını herkes görmeli. Daha önce ses olmaya çalıştım, Gezi ailelerinin feryadını yazdım. Kimse “ay bize laf söyletiyorsun, akplileri Gezi karşıtlarını güldürüyorsun, zarar veriyorsun” demesin. Gezi’yi Gezi yapan içindeki dayanışmaydı. Bu dayanışmadan kopulması en büyük zararı verdi.yazisonuikonu



Yorum yok

Ekleyin