Holding operasyonu ve demokrasi mücadelesi

İskender Deniz |

Devlet aygıtını elinde bulunduran sınıfın demokrasiye olan ihtiyacı iktidarının tehlikeye düşmesi durumunda ortaya çıkar.

Polis, Koza-İpek Holding binasına girerken biber gazı kullandı.

Polis, Koza-İpek Holding binasına girerken biber gazı kullandı.

Burjuva Demokrasisi, adı üzerinde kendi sınıfının demokrasisini ifade eder ve onun egemenliğidir. Bir sınıfın diğer sınıf üzerinde kurduğu tahakküm aygıtlarının karşılığı olan “Devlet”, doğal olarak hâkim sınıfın çıkarlarını temsil edecektir. Hâkimiyeti üretim araçları üzerindeki mülkiyet hakkıyla anlam bulur.

burjuva demokrasisi“Demokrasi mücadelesi”, feodalizmin çöp tenekesine gömüldüğü süreçte var olan toplumsal dinamikler arası ortaya çıkan ittifakların, ‘toplumsal mutabakat’ temeline dayandırılarak zamanla değişik anlamlara bürünmüş ve egemen olan sınıfa hizmet ederek günümüze kadar gelmiştir. Tekelci kapitalizm dönemindeyse zorunlu kaldığı koşullarda bu tür demokrasiler askıya alınırken, sömürgelerde sürekli hale gelmiştir.

Devlet aygıtını elinde bulunduran sınıfın demokrasiye olan ihtiyacı iktidarının tehlikeye düşmesi durumunda ortaya çıkar. Diğer durumlarda ise bu alan, egemen karşısında ezilenin ihtiyaç duyduğu güvence arayışının ya da nihai kapışma için güç biriktirmesinin arenasıdır, kazanımlar ise geçicidir. Her şeye rağmen siyasal dönüşüm talebi olanların bir mücadele alanı olarak önemini korur. “Demokrasi mücadelesi”nin “hiç olmazsa Burjuva Demokrasisi” olarak anlaşılması ise ayrı bir konudur.

menderesTürkiye oligarşisi, sera burjuvazisi özgünlüğü nedeniyle başından bu yana işbirlikçi bir karakter sergilemiştir ve elbette tekelcidir, fakat biçimlenişi ülkemizin dinamikleri nedeniyle yukarıdan aşağı olmuştur. 1945’li yılların bunalımında kendi pazarını bile elinde tutacak güce sahip olmayan “tekelci burjuvazi”ye, emperyalizm işbirlikçi olmasının dışında şans tanımaz. Bu naçarlığı uluslararası tekellerle ittifakını zorunlu kılmıştır. Sonuç olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Bağımsız Türkiye’ projesi, tarihte güzel bir anı olarak hatıralarda kalır.

Yaşanılan bu sürecin doğal sonucu olarak tekelci burjuvazinin karakteri işbirlikçidir. İçte ve dışta sürdürülen politikalar emperyalizm olgusundan ayrı düşünülemez, uygulanamaz. Bu nedenle hangi sorunun çözümü ele alınırsa alınsın altından emperyalizm çıkar.

akınipekAKP iktidarının uzun zamandır holdinglere verdiği “gözdağı” oligarşi içi çatışmanın vardığı noktadır. TÜSİAD’ın, AKP iktidarıyla güçlenen İslamcı sermaye karşısında duyduğu rahatsızlık, bir çok biçimde kendini gösteriyor. Koza İpek Holding’e yapılan operasyonun ‘Fetullahçı Terör Örgütü’ne finans sağlamasıyla açıklanması bu çatışmanın üzerini örtmeye çalışmaktır.

Geçmişte hükümetler deviren TÜSİAD’ın pısırıklığı, AKP’nin emperyalizmden onay almış olmasından kaynaklıdır. AKP ile cepheden kapışmayı göze alamamasının nedeni ise emperyalizmin izni olmadan ayakta kalamayacağını çok iyi bilmesiyle ilgilidir.

Demokrasi arayışlarının nedeni pasta paylaşımında uğradıkları haksızlıklardır.

Bu nedenle halkın demokrasi talebiyle sermayenin demokrasi talebi farklı şeylerdir.

Oligarşi, sorunlarını seçimlerle çözebilecek olsa da halkın demokrasi sorunu anti-emperyalist mücadeleden ayrı ele alınamaz, seçim sandıkları ile sorunlarını çözemez…yazisonuikonu

29.10.2015



Yorum yok

Ekleyin