«Haziran»

Gönül Sarıçiçek |

Haziran bitmedi, şehitlerimiz yaşıyor: “Hiç susmayan ellerin senin, hazin / Ali’yi sorardılar, Medeni’yi, Abdocan’ı ve daha nicelerini…”

gezi-polisler

Haziran

1.

İpek mendilinde Tanrı’nın

Kurumuş kan lekesidir Haziran.

Bir hastane penceresinden

Gördüm seni

Sonsuz uzak çayır!

Dururdu boynunda

Uzayan bir patika gibi

Sessizliğin kolyesi.

Yoktur senin gecende

Anlamın kasnağı bir kartal yuvası

Ve yavrularının içli, pembe gagasında

Açmış bir demet gonca açlık. Yoktur.

Ama benim ne’m var böyle?

 

2.

Öyle tazeydi ki bu başlangıç

Bir kavuşmanın iki gövdesiydi

Görürdüm o yasak güneşin yaralı karnını

– Ağrılı bir sonbahar der çokları buna –

Sanmam ki ayın baharatı düşsün

Yalvaran gecesine terli bir oğlanın.

 

3.

Hiç susmayan ellerin senin, hazin

Ali’yi sorardılar, Medeni’yi, Abdocan’ı ve daha nicelerini…

Ayın provasını yaptığı

Yukarıki tepelerde

Başı dönen bir zaman önceydi

Onların öptü toprağı alnı, dedim.

İyi ama nasıl bilmezler?

 

4.

Serinkuyu’da, Samanyolu sokağında

Bizim çocuklarla oturduk,

Sokakları hayıt kokulu Zafer sinemasının

Tahta sandalyelerinde.

Film başladı.

Dağların gür sesiyle uyarıldık

Ben ateş, su ve rükûda bir kainat;

Sanki bir rüyadan ufka koşuyordu

Haziranın gölgesinde bitmeyen taylar.



Yorum yok

Ekleyin