Halk için provokasyon, adalet için yalan!

|

Halkın Hukuk Bürosu’nun açıklaması: Seyit Rıza’nın, Pir Sultan’ın, Baba İshakların, Mahirlerin çocuklarına yalanlarınızla diz çöktüremezsiniz!

Gazi Mahallesi'ndeki polis saldırısından

Gazi Mahallesi’ndeki polis saldırısından

Halkın Hukuk Bürosu’nun İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün bugün yaptığı açıklamaya yanıt olarak yaptığı, Günay Özarslan’ın yargısız infazla katledilmesine ve şu sıralarda Gazi Mahallesi’nde cenazesinin kaldırılmasına izin vermeyen polisin saldırılarına dair açıklamasını paylaşıyoruz.

EMNİYETİN YENİ SLOGANI BELLİ OLDU:
HALK İÇİN PROVOKASYON, ADALET İÇİN YALAN!

Müvekkilimiz Günay ÖZARSLAN’ı, 24 Temmuz sabahı, bulunduğu evde infaz edip bu infazı yalanlarla perdelemeye çalışan emniyet yetkilileri yalan söylemeyi alışkanlık haline, mutat bir iş haline getirmiş görünüyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, 26.07.2015 tarihinde yaptığı yazılı açıklama ile 2 gündür Gazi Cemevinde, herkesin gözü önünde yaşanan; 70 milyonun TV’lerden, gazetelerden ve sosyal medyadan takip ettiği bir gerçeği karartmaya, ters yüz etmeye çalışıyor.

Öncelikle ifade etmek gerekir ki, Günay ÖZARSLAN polisle çatışmaya girmemiştir, tüm maddi veriler hatta olaya ilişkin tutanaklar bile bunu göstermektedir ama emniyet “çatışma çıktı” diyerek yalan söylemektedir. Günay ÖZARSLAN hakkında verilmiş hiçbir arama kararı yoktur, bulunduğu evde yapılan arama kararı dahi Günay ÖZARSLAN için değil Yılmaz VİRANER adlı bir kişi hakkında verilmiş bir karardır- ki Yılmaz VİRANER de bu soruşturma kapsamında başka bir yerde yakalanmış ve çıkarıldığı savcılık tarafından serbest bırakılmıştır- yani Günay’ın o evde olduğundan polisin haberi dahi yoktur ama emniyet yetkilileri “canlı bomba olduğu şüphesiyle aranan şahıslardan” olduğunu söyleyerek yalan söylemektedir…

Şimdi de Günay’ın cenazesi hakkında açıkça yalan söylemekten çekinmiyorlar. İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından 26.07.2015 tarihinde yapılan yazılı açıklamaya bir isim vermek gerekirse, en uygun isim “yalanname” olacaktır şüphesiz. Biliyoruz, Türk Dil Kurumu sözlüğünde böyle bir terim yok; ama İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün yaptığı “açıklama” ile bu terimi Türkçeye kazandırdığına da şüphe yoktur.
Söz konusu yalannamede “…maskeli grupların cenazeyi bahane ederek yaptıkları korsan gösteri nedeniyle defin işlemlerinin gerçekleştirilemediği, ihtiyatlı bir şekilde Gazi Polis Merkezi sorumluluk bölgesinde alınan tedbirlerin bazı basın yayın organlarında ve sosyal medyada çarpıtılarak “Cemevi ve cenazeye müdahale” olarak yansıtılmaya, cenaze için gelenlerin istismar edilerek yalan yanlış yönlendirmelere sebebiyet verilmekte olduğu…” ifade edilmiştir.

Bu nasıl bir ahlaksızlıktır, nasıl bir riyakarlıktır? Siz değil miydiniz daha cenaze adli tıptayken, ortada henüz cenaze töreni hatta hazırlığı bile yokken, cenazeyi ailesine vermemekte direten? Siz değil miydiniz ailesinin ve avukatlarının ısrarları ve hukuk kurallarını hatırlatması karşısında “burada yasa da biziz hukuk da” diyerek hiçbir yasa hukuk tanımayacağınızı söyleyip “cenazeyi biz istediğimiz yere gömeceğiz” diyen? Şimdi “maskeli gruplar, provokatörler” edebiyatının arkasına saklanarak, açıkça yalanlar söyleyerek hukuk tanımazlığınızı, gayrı meşruluğunuzu, dini/ahlaki/toplumsal gereklerin yerine getirilmesine bile tahammül edemeyişinizi, kısaca ahlaksızlığınızı örtemezsiniz.

Yalan söylüyorsunuz!

İhtiyatlı bir şekilde tedbir almışlarmış! Yüzlerce polis, özel harekât timi, onlarca akrep ve TOMA, binlerce gaz ve ses bombası mı ihtiyat dediğiniz? Cemevine ve cenazeye saldırı yokmuş, sosyal medyada istismar varmış, yalan yanlış yönlendirme varmış…! Yalana bakın! Cemevine attığınız gazın, ses bombasının, tomalardan sıkılan tazyikli, boyalı ve kimyasal maddeli suyun haddi hesabı yok! Çok değil az önce, yüzlerce özel harekat polisi cemevinin içine kadar girip içerde terör estirdiler, içeriyi gaza boğdular, kimyasallı su sıktılar… Buna da mı yalan diyeceksiniz?

Siz gerçeği söylüyorsunuz, cemevine atılan gazları, tomalardan sıkılan suyu gösteren görüntüler ve fotoğraflar yalan söylüyor öyle mi? Pes doğrusu! Yalancı çoban benzetmesi bile az kalır sizin için. Sizin ustanız Göbels’tir ve milyonlarca insanın kanına girmiş bir canidir… Siz de birer Göbels artığısınız!

Seyit Rıza’nın darağacına giderkenki son sözleriyle cevap veriyoruz size: Biz sizin yalanlarınızla baş edemedik, bu bize dert olsun. Ama biz de sizin önünüzde diz çökmedik, bu da size dert olsun!

Seyit Rıza’nın, Pir Sultan’ın, Baba İshakların, Mahirlerin çocuklarına yalanlarınızla diz çöktüremezsiniz!
Yalan söylemekten vazgeçin!
Gerçekler, güçlüdür, çünkü gerçek devrimcidir. Hiçbir güç önünde duramaz!

Halkın Hukuk Bürosu



Yorum yok

Ekleyin