‘Guantanamo Günlüğü’ hakkında

Hatice Eroğlu Akdoğan |

Muhammed, (El Kaide ile ABD ilişkilerinin bozulma döneminde) El Kaide’nin Afganistan dışındaki ABD hedeflerine yönelik saldırı planlarını onaylamadığı için El Kaide’den ayrılır.

GUANTANAMObask

Muhammed Ould Slahi’nin uluslararası bestseller olan kitabı

Yazı çok ilgi çeken bir kitap hakkında. Söz konusu yazı, Birgün Kitap’ın 3 Nisan’daki sayısında yer darlığı nedeniyle kısaltılmış olarak “Karanlık Bir Bestseller” başlığıyla yayımlanan tanıtımın tam hali.

Guantanamo tutsaklarından biri olan Muhammed Ould Slahi’nin –kitapta kısaltılmış olarak MOS– hapishanede tutmayı başardığı günlüklerinin yayımlanacağı haberi kamuoyunda oldukça heyecan yaratmıştı. Çünkü içinde bulunduğumuz 21.yüzyılda dünyanın jandarmalığı ve tekellerin sözcülüğü rolünü sürdüren ABD’nin, içinde bulunduğumuz yeni yüzyılda da “terör” bahanesiyle “özgür dünya”sında insanlığa karşı işlediği suçları nasıl bir boyuta taşıdığı merak ediliyordu. Ebu Gureyb’deki işkence fotoğrafları dışarı yansıdığında daha Guantanamo’da bir hapishane olduğu bile dış dünyaca bilinmiyordu. Sonraki yıllarda baştan aşağı turuncu renkli çuvallara konulup ardı ardına zincirlenmiş insan kafilelerinin fotoğraflardaki varlığı Guantanamo’da neler olabileceğinin ipucunu vermiş oldu.

Guantanamo Hapishanesi ABD’nin uluslararası boyutta başta Afganistan, Irak olmak üzere değişik ülkelerde gözaltına alıp özel sorgulama timlerinin emrindeki uçaklarla (sorgulama timleri sadece CIA ve FBI ajanlarından ibaret değildir, ABD ile bu alanda yakın işbirliği yapan ülkelerden de sorgucular birlikte çalışır) kaçırdığı insanların konulduğu bir yer olarak gündeme geldi.

M. Ould Slahi de kaçırılıp son durak olarak Guantanamo’da tutulanlardan biridir. Muhammed, ülkesi Moritanya’da elektrik mühendisi olarak çalıştığı sırada 20 Kasım 2001 tarihinde çağrılı olduğu polis merkezine kendi aracıyla gider; Gidiş o gidiş…

Bundan bir hafta sonra da CIA, Muhammed’i Moritanya’dan alır ve hapishane uçağıyla Ürdün’e taşır.  7,5 ay sorgulandıktan sonra bu kez hapishane uçağı onu Ürdün’den alır.  “Elbiseleri çıkarılır, gözleri bağlanır, altına bez bağlanır, zincirlenir ve Afganistan’daki ABD Bagram Askeri Hava Üssü’ne getirilir. Guantanamo Günlüğü’ndeki olaylar bu sahneyle başlar.”

Her şey yasadışı ve gizlidir. Moritanya’nın kendi vatandaşını gizlice ABD sorgucularına teslim etmesi, hapishane uçağının Kıbrıs üzerinden Amman’a geçişi v.s.  Oysa MOS’un ailesi hiç haberleşemedikleri ama gözaltına alındığı başkent Nuakşot’daki  hapishanede olduklarını düşündükleri oğullarına para bırakıyorlardı. Ta ki MOS’un Almanya’daki kardeşinin, 28 Ekim 2002’de Der Spiegel’de ağabeyinin Guantanamo’da bir tel kafeste oturduğunu okuyuncaya kadar…

Muhammed Ould Slahi'nin notları

Muhammed Ould Slahi’nin notları

Küba’da bir ABD toprağı ve hapishanesi olduğunu çoğu insan gibi Muhammed de bilmiyordu. Sorgucusu Bagram’daki üste sık sık yineledikleri işbirliği teklifini reddederse Küba’ya gönderileceğini söylediğinde,” Ne Küba mı? Ben İspanyolca bilmiyorum. Üstelik siz Amerikalılar Küba’dan nefret edersiniz” diye tepki göstermişti.

Yıllara yayılıp ardı arkası gelmeyen sorgulamaların Muhammed açısından geldiği sınır hep “ben ülkenize karşı hiçbir suç işlemedim ki beni neden tutuyorsunuz?” sorusuna dayanırken, sorgucular cephesinde ise “…Bak elimizde seni aklına gelen her şeyle ilişkilendiren raporlar var. Gerçekteyse suçlama için hiçbir şey yok”, “İşbirliği yapmazsan sen bir deliğe tıkacağız ve adını gözaltı veritabanından sileceğiz” sarmalında dönüp duruyordu.

Muhammed, Sovyet müdahalesine karşı savaşan ve CIA’nın da desteklediği İslamcı militanlar arasında bir dönem yer almış, El Kaide’ye bağlılık yemini etmişti. 1992 ve 1993’te Afganistan’a iki kez, öğrenim gördüğü Almanya üzerinden gidip gelmiştir. Sonraki süreçte Muhammed, (El Kaide ile ABD ilişkilerinin bozulma döneminde) El Kaide’nin Afganistan dışındaki ABD hedeflerine yönelik saldırı planlarını onaylamadığı için El Kaide’den ayrılır. Yine de Muhammed Ould Slahi (MOS), 2000 yılı Şubat ayında ‘Milenyum Komplosu’ denilen olayla ilişkisi açısından ABD’nin emriyle Senegal ve Moritanya polisi tarafından iki kez gözaltına alınıp sorgulanıp serbest bırakılır. 11 Eylül saldırısı gerçekleştikten sonra da Mohamedou’nun önceki yaşamı CIA’nın sorgulamasına bu nedenle temel olmuştur.

004

Muhammed Ould Slahi’nin notları

Uzun, Kalın Karanlık Bir Yol

Guantanamo’da özel sorgu odalarıyla birlikte bir hapishanenin varlığı açığa çıktığında ABD terör ve işkencesinin renginin de alabildiğinde karanlık olduğu anlaşıldı. Muhammed Ould Slahi’nin günlüğü de aslında karanlığın içinden karanlığı gösterme açısından oldukça çarpıcı. ABD’nin yeni dönemde önceki yüzyılların işkence metotlarına ekledikleri yenilikler(!)  de her şeyi karanlıklaştıran bu tür işkenceler olsa gerek. 1.80 x 2.40 ebatlı hücre ya da tel kafeste ağır tecrit eşliğinde zorla çok yemek yedirip, çok su içirtip tuvalete çıkartmama ya da su içirmeme, yemek vermeme, uyutmama, zamanda kaybetme duygusuna boğma, bulunulan yere ilişkin işaretleri yok etme, kadın sorgucu eliyle cinsel taciz ve aşağılama, kliması soğuğa ayarlı odalarda yaşatma vs. vs.

Yetmiş gün boyunca uyumanın ne kadar tatlı bir şey olduğunu unuttum: Günde 24 saat, günde üç, bazen dört vardiya halinde sorgu.

Bir gardiyan bana üç dakikan var ‘ye!’ diye bağırır, sonra yarım dakika geçmeden tabağı çekip alırdı. ‘Bitti’. Sonra bir başka aşırılık: Bir yığın yiyecek getirilir ve bir gardiyan hücreme girip hepsini bitirmem için zorlardı.”

Kendi başıma bir çıkış yolu bulamadım. O an gece mi gündüz mü olduğunu bilmiyor, ama tuvaletteki boru oldukça koyu görünüyorsa, gece olduğunu farz ediyordum

Ne var ki nefes alabilmem için inlemem zorunluydu. Ayaklarım uyuşmuştu; çünkü zincirler el ve ayaklarımda kan dolaşımını kesmişti. Yediğim her tekmeye şükrediyordum; çünkü pozisyonumu ancak böyle değiştirebiliyordum.”

Amaç “üç bin kere öldürmek” olunca, her bir gün yeniden diriltecek denli ölümlerin ardı arkası gelmez. İşkenceciler bunu MOS’a “Seni hemen öldürseydik olmazdı. Seni üç bin kere öldürmeliyiz” de demişler ve 7 yıl süren sorgularla bunu gerçekleştirmişlerdi.

Üç bin kere öldürmeyi sağlamak için gereken şeylerden birinin de doktor muayenesi olması gerekir. “Doktor bana bir kez daha bir grup ilaç verip kaburgalarımı muayene etti. ‘Hepsi bu, orospu çocuğu’ diyerek kapıya yöneldi ve kıçını gösterdi. Bir doktorun böyle davrandığını görünce şok oldum. (…)  İçimden burası ne rezil bir yer, çünkü tek tesellim şu piç doktor dedim.”

Günlüğün Gün Yüzüne Çıkma Serüveni

Hiçbir suçlama yöneltilmeden, birçok mahkeme tarafından aklanmış olmasına karşın sürdürülen 14 yıllık gözaltı ve tutsaklık yaşamında MOS günlüğünü 2005 yılı yazında kaleme alır. Gönüllü avukatları da 6 yıl süresince günlüklerin açığa çıkarılması için mücadele verir.466 kitap sayfası günlüğünde 2600 sözcük Guantanamo’nun kendisi gibi karanlık altındadır. Onun için günlükleri yayına hazırlayan yazar ve insan hakları aktivisti, Amerikalı Larry Siems eserin karanlık noktalarının ancak MOS’un özgürlüğüne kavuşmasıyla gerçekleşeceğini belirtmektedir.

Kitap, 2014 yılında Amerika, İngiltere, Brezilya, Fransa, Almanya başta olmak üzere 21 ülkede eş zamanlı olarak yayımlandı ve yayımlandığı her ülkede çok satanlar listesine girdi.

Guantanamo Günlüğü-Mohamedou Ould Slahi

Çeviren Ali Çakıroğlu

Belge Yayınları

Şubat 2015.

415.sf.

New York Times gazetesi karanlıktan karanlığa bakış olarak nitelendirilen Guantanamo Günlüğü için “…karanlık bir başyapıt” yorumunu yaptı. Kuşkusuz bu karanlık tutsaklık ve işkence yöntemlerinin en belirgin yanı Guantanamo gibi bir yerdeki tutsağı ondan daha kötü bir yere sevk etme tehditliydi. Nitekim MOS günlüğünün bir yerinde şunu da söylüyor: “İstedikleri yere götürseler ne yazar. Buna alıştım. İşbirliği yapsam da yapmasam da beni hapiste tutacaksınız; öyleyse neden işbirliği yapayım” dediğinde Amerikalıların işkenceli yeni sorgu teknikleri kullandığı konusundan haberdar olmadığını belirtiyor. Gerçekten yüzyılımızın insanlık dışı işkencelerinden biri masum olduğunuzun anlaşılması değil, masum olduğunuzun sizin dışınızdaki bağlantılarla kanıtlanması yaklaşımıdır. Bu da tam bir belirsizlik ve bir bilinmezlik içinde kayboluştur.

“Bense başıma çuval geçirildiği için kendimi şanslı hissediyordum. Birincisi; etrafımda olup biten bir yığın şeyi görmekten kurtuluyordum. İkincisi gözlerimin bağlı olması bana daha güzel günlerin hayalini kurmamda yardımcı oluyordu.” diye günlüğüne not düşen MOS, günlüğünün son paragrafına şu cümlelerle başlıyor: “Amerikan halkı ne düşünüyor? Öğrenmek için can atıyorum.”

Muhammed Ould Slahi Guantanamo’da salıverilme umuduyla yaşarken, bu tarafta günlükleri yayına hazırlayan Larry Siems ise “bu eserin bütününü okuyabileceğimiz günleri dört gözle bekliyorum”  diyerek kamuoyunun düşüncesine tercüman olmaktadır.yazisonuikonu

 

 



Yorum yok

Ekleyin