Grup Yorum konseri neden yasaklanır?

Erhan Acar |

Grup Yorum konser yasağını tanımadığını “17 Nisan’da bütün alanlar bizim olacak” diyerek açıkladı.

Yorum_17_Nisan_Yasagi

Bu yıl altıncısı düzenlenecek olan Ya Özgür Vatan ya Ölüm Grup Yorum Ücretsiz Halk Konseri yasaklandı.  Hem de aylar öncesinden gerekli yerlere konserin başvurusu yapılmış, bürokratik bütün prosedürler tam olarak yerine getirilmiş olmasına rağmen, gerekçe gösterilmeden ya da keyfi gerekçeler gösterilerek yasaklandı.

Bir yandan sevindirici.  Sevindirici çünkü Grup Yorum’un, egemen güçler tarafından kendileri için bir tehdit  teşkil ettiğini gösteriyor. Sevindirici çünkü, Fidel Castro’nun “Eğer düşmanın seni övüyorsa sende bir puştluk var demektir” sözüne paralel olarak, ne iktidarın, ne TÜSİAD’ın ne MÜSİAD’ın ne de başka halk düşmanı, kan emici sömürgenlerin övgülerine mashar olmadığını gösteriyor bu yasaklar. Kurulduğu günden günümüze “halk için sanat halk için müzik” şiarından, sınıfsal duruşundan taviz vermeden,  politik, devrimci çizgisini ne denli koruduğunu gösteriyor bu yasaklar.

Sadece Türkiye’de de değil yurtdışı çıkışlarına da yasaklar getiriliyor, konserleri yasaklanıyor Grup Yorum’un. Son dönemler yükselen ırkçılık ve islamafobi dalgasına karşı düzenlenen Almanya’daki konsere Grup Yorum katıl(a)madı. Grup  üyeleri sınır dışı edildi.  Almanya’da düzenlenen “Irkçılığa Karşı Tek  Ses Tek Yürek” konserlerine katılım için Grup Yorum’a vize vermiyor artık Alman emperyalizmi. Bu durum Alman emperyalizminin, Grup Yorum ve onun ideolojisinden ve onun dinleyici kitlesinden korktuğundan başka ne anlama gelebilir? “İşçi sınıfı mı kaldı, devrimciler mi kaldı?” denilen bu dönemde sevinilmez, mutlu olunmaz da ne yapılır?

Durumun üzücü olan tarafı ise, Grup Yorum’u yok etmek, türkülerini susturmak, halaylarını sürdüremez kılmak adına artık doğrudan grubun elemanlarını hedef almaları. Örneğin kurulduğu günden bu yana sistemli bir şekilde yapılan operasyonlarda son dönem kemancının eli kırılıyor, solistin kulağına sert darbeler vuruluyor ya da bağlamacının parmakları kırılıyor. Ya da göstermelik iddanamelerle grup elemanları keyfi bir şeklide tutuklanıyor. Mesela grup üyelerinden Muharrem Cengiz hala hapishanede, grubun diğer elemanı İbrahim Gökçek ise daha geçen haftalarda serbest bırakıldı. Bu arada durum yanlış anlaşılmasın, yaşanan tüm bu baskıların, tutuklamaların, infaz girişimlerinin beni ve benim gibi Grup Yorum hayranlarını üzdüğünü ifade ediyorum. Grubun elemanları tüm bu koşullara rağmen miting alanlarında, fabrikalarda, yoksul mahallelerde ve hatta hapishanelerde türkülerini söylemeye, üretmeye ve egemenlerin yüreklerini titretmeye devam ediyor. Geçmişte nasılsa bugün de öyle.

Konserin yasaklanmasıyla birlikte grup, yasağı tanımadığını, “bütün alanlar bizimdir” diyerek deklare etti. Dinleyicilerine, bulundukları her alanı konser alanına çevirmeleri gerektiğini ve bunun gerekçelerini  sosyal medya hesaplarında açıkladı. Bu hesaptan açıklama metnine ulaşabilirsiniz.

Eğer William Shakespeare’nin “bir ulusun türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür,” ya da Bozkırların tezenesi Neşet Ertaş ustanın “Nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur,” sözüne inanıyorsak, 17 Nisan’da İstanbul Yenikapı’da, Malatya’da, Ankara’da kısaca sesimizin ulaştığı her alanda konserde buluşalım. Adnan Yücel’in “yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek” dediği güne kadar türkülerimizi söyleyelim.yazisonuikonu



Yorum yok

Ekleyin