Gezi’nin Güncesi: ‘Sanki Devrim’

Erkan Karaaslan |

Sanki Devrim: Bir Devrim Gezi’sinden Notlar (Barış Yıldırım, Nota Bene yay.) Gezi’nin yıl dönümünde bize göz kırpıyor; var olan otoritenin sarsılışını an be an önümüze seriyor.

sanki-devrim-afis

Sanki Devrim: Bir Devrim Gezi’sinden Notlar (Barış Yıldırım, Nota Bene, Ankara: 2014) Gezi Direnişi’nin ilk yıldönümünde yayımlanan bir Gezi monografisidir.

Bir yeni, kurulmaya başlamadan önce, her zaman başlangıçta bir var olanın otoritesinin sarsılması gerekirç
— Stefan Zweig

Toplumsal muhalefetin ısındığı, metal işçilerinin greve gittiği ve bir seçim sürecinin daha sokak mı sandık mı tartışmalarını başlattığı bu günlerde Sanki Devrim: Bir Devrim Gezi’sinden Notlar Gezi’nin yıl dönümünde bize göz kırpıyor; var olan otoritenin sarsılışını an be an önümüze seriyor.

Gezi’nin Seyri, Ne’liği, Kim’liği vb. konuları anlamlandıran ve anlatmaya çalışan bu kitap geçmiş, şimdi ve gelecek arasında gidip gelmeye, yazarın sıkça vurguladığı üzere  “metinlerarasılığın” hız kazanmasına vesile oluyor. Kullanılan kavramları ve anahtar kelimeleri ayrıntısıyla ve temellendirerek anlatması; bununla da yetinmeyip günümüze yorumlaması çalışmanın teorik kısmı için doyurucu bir nitelik kazandırıyor.

Biri siyasi biri kültürel analize yaslanan iki bölüm

Kitap iki ana bölümden ve bu bölümleri takip eden, bazen de fazlaca budaklanan, alt bölümlerden oluşuyor.

Gezi , Halk ve Devrim kısmında oyalandığını fark eden bir halkın patlamaya hazırlanışını ve patlayınca da ne kadar güzel olduğunu, fedakârlığın ve cüretin aslında mayamızdaki varlığını haziran ayaklanması esnasında  “ çocuklar benim gūcūm taş atmaya yetmiyor keşke ölsem de cesedimden barikat yapsanız” ( s. 28) diye ağlayan 70 yaşındaki amcayla ve geçmiş  direniş örnekleriyle anlatmaya çalışıyor.

Gezi , Kültür ve Söylem kısmıda ise: ‘Gezi’nin Ağları’ alt başlığıyla ele alınan ‘Hactivizm’den siber silahlı propagandaya; dünyada ve Gezi’de sosyal ağların direnişçi işlevleri’ gibi ilgiyle okunacak bölümler mevcut. Yazarın sosyal medyayı ele aldığı bu bölümde önemli bir nokta “Bu, bilgisayar başında durmanın sokakta olmakla aynı etkiyi doğurduğunu söylemek değil; direnişin atardamarları sokaklardır, ama bu onun kılcal damarlarının önemsiz olduğu anlamına gelmez,” (s.191)  şeklinde belirtiliyor. Diğer alt başlıklarda ise Gezi’nin söylemi, mizahı ve estetiği ele alınıyor.

Yazar Gezi’nin seyri, ne’liği, kim’liğini ele alırken Marksist-Leninist bir bakış açısı ve  Halklaşmak, Suni Denge, PASS  gibi kavramlarla  incelemesine devam ediyor. Kullanılan  kaynakların niteliği ve içerikle uyumlu oluşu Gezi’yle ilgili sonrasında yapılacak çalışmalarda da öncü olma niteliği taşıdığını söyleyebiliriz.

Gezi’nin güncesini okurken onca teorik konuların arasına serpiştirdiği şiirlerle aynı zamanda edebi bir metnin naifliğini de hissettiren yazar Gezi sürecinde çeşitli dergilerde yer alan şiirleri ve şarkıları da okura tanıtıyor. Buna güzel bir örnek olarak  “Böyle başladı uzun zamandır susulan” ( s. 248) şiiri verilebilir.

Gezi’nin Estetiği kısmı kitabın genel okuyucu kitlesinin haricinde başka bir okur kitlesine seslenir gibi akademik dilin ağırlıklı olduğu bir bölüm. Kitapta yer alan Arapça ve Fransızca kelimelerse zaman zaman okumayı ağırlaştırmakta.

Yaptım oldu değil yapalım olsun

Sanat eserlerinin aslında önemli olduklarına yönelik bir inancı tüketicinin aklına yerleştiren her faliyet, o sanat eserinin anlamının daha derin olabilecegini işaret ettiği, ona fazladan değer kattığı için aslında bir üretim faaliyetidir de”(s. 259) gibi cümleler ve kolektif bilincin vurgulandığı diğer pasajlar Gezi’nin kimliğine uygun bir yaklaşımla bu kitaba katkı sağlayacak herkes için çeşitli internet adresleri üzerinden iletişime açık olduğunu söylüyor. Bu yönüyle yaptım oldu’dan ziyade yapalım olsun diyor.[Kitabın kaynakçasına ve diğer bilgilerine Sanki Devrim ana sayfasından erişebilir; kitabın facebook sayfası ile yazarın twitter ve e-posta adreslerinden iletişime geçebilirsiniz.]

İnsan gökyüzünde herhangi bir şeye saldırdığı zaman, Tanrıyı hedef almalı,” diyordu Balzac. Gezi’nin isyanında yer yer hedef yıldızlar olsa da en nihayetinde Tanrı’yı da hedef alacaktır.  Kitap bu konuyla ilgili yol ve yöntemleri günümüze uyarlama çabasında başarıya ulaşabilecek tespitlerde bulunuyor. Okura düşense iki kapak arasına sıkıştırılmış bu bilgileri tozlu raflardan alıp gezi ruhuyla birleştirip geliştirmek…

“Hayatı belirleyen gerçeklerin ihmal edilmiş kitaplarda gizlice varlığını sürdürdüğünü söylerdi oğluna…” (Andrey Platonov, Çevengur) yazisonuikonu

Gezi üzerine akademik ve şiirsel bir çalışma: «Sanki Devrim» (Mesut Örs’ün yazısı)



Yorum yok

Ekleyin