Gençlik ve bağımsızlık üzerine

Eyüp Aksoy |

Yaşadığımız şu günlerde gençliği sadece oy deposu ve enerjilerini boşaltmaları gereken yaş grubu olarak gören bu hakim anlayış 19 Mayıs’ı nasıl kutlarsa kutlasın, devrimci gençler açısından politikleşmiş hedef bellidir.

dev-genc_310701Bu yıl 19 Mayıs’ta yine koyu elbiseli ve siyah gözlüklü devlet erkanı TV ve gazetelerdeki yerlerini alarak “gençliğin” ülkemiz açısından ne kadar önemli olduğunu anlatacaklar.Yaklaşık 12 ile 20 yaş arasında 10 bin çocuk ve gençlerden oluşan tutuklu ve hükümlünün “cezaevlerinde yatıyor” olması gerçeği büyük olasılıkla ele alınmayacak. Ana haber bültenlerinde yurtta ve dış temsilciliklerde, Anıtkabir’de bayraklar eşliğinde içi boşaltılmış, yozlaştırılmış ve ruhundan uzaklaştırılmış bir şekilde bir 19 Mayıs’ın daha haberleri yapılacak. Ama kimse 1919’un 19 Mayıs’ında Samsun’a demir atmış o geminin, günümüz 19 Mayıs’ında hangi emperyalist ülkelerin limanlarına demir attığı büyük olasılıkla sorgulanmayacak, akıllara bile getirilmeyecek. Gençliğin apolitikleştirildiğini, politikleşen gençliğin ise cezaevlerine doldurulduğunu derinlemesine kimse sorgulamayacak. Tartışmalar işbirlikçi AKP iktidarı ile yıllardır gençliği susturmak isteyen geleneksel ittihatçı anlayışın arasındaki hesaplaşmaya mahkum edilecek. Seçim kandırmacasına politik meze yapılacak.

Halbuki kısır ve sığ yürütülen bu tartışmanın asıl yüzünü görmek ve anlamak gerekiyor. Birbirine karşıymış gibi görünen bu tarafları aslında gençliği apolitikleştiren bir bütünün iki parçasıdır. Devrimcilerin “gençlik” sorununu ve dolayısıyla “bağımsızlığı” ele  alış biçiminin her iki tarafın da bakışından oldukça farlı olduğunu net olarak belirtmekte yarar var. Dolayısıyla bu yazının amacı 19 Mayıs’ın hatırlattığı “gençlik ve bağımsızlık” kavramlarını tarihsel bağından koparmadan bugünle karşılaştırmak olacaktır.

Aşağıdaki dizeler 1919 yılını bütün çıplaklığı ile anlatan Nazım Hikmet’e ait.

Fransız, İngiliz, İtalyan, Amerikan

…yer bitirir bizi bir yandan

Bir yandan da kendi köpek döllerimiz

Vahdettin Sultan

Ve Damat Ferit

Ve İngiliz muhipleri

Ve mandacılar…

Hiç kuşku yok ki Bandırma vapuru Samsun’a çıkmadan önce emperyalistler İstanbul’a askerlerini çıkardığında, bunu alkışlayan o dönemin aydınları ile bugünün Avrupa müptelası olan aydınları arasında çok bir farkın olmadığını iddia etmek çok yanlış olmaz. Yine o yıllarda sermaye sahipleri ile işgalci generallerin üç beş kuruşluk kazanç uğruna balolarda kadeh tokuşturmaları ile bugün emperyalist tekellerle kurulan dev şirket ortaklıklarını gökdelenlerde kutlamaları arasında en azından nitelik olarak bir farkın  olmadığını tarih okuyan herkes bilir. Peki ya meclisimiz ve milletvekillerimiz? Savaş yıllarındaki anti-emperyalist niteliği olan ve siyasal, ekonomik, askeri ve kültürel alanda dik duran bir meclis vardı.Ve bu onurlu duruşunu her alanda her zeminde savunabilen bir meclis vardı.

Ya şimdi? Globalizm ve küreselleşme adına her şeyin mubah sayıldığı, sabahlara kadar emperyalist tekellerin çıkarları için kanun çıkaran, IMF’nin direktifleri ile hareket eden bir meclis. ABD başkanını ayakta alkışlayan, bağımsızlık savaşı vermiş ama NATO şemsiyesi adı altında diğer ülkelere asker yollamayı karar altına alan bir meclis… Ya da rüşvet ve yolsuzluklara bulaşanlar bu kadar ayan beyan ortadayken bilerek ve isteyerek bu soysuzları saklayan, aklayan bir meclis… Bu örnekleri çoğaltmak pekala mümkün.

Toprakları 1. Emperyalist Savaş sonunda işgal edilmiş bir coğrafyada “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek Antep‘te, Adana’da, Maraş’ta, Ege’de ayağa kalkan halka karşı gelen Vahdettin, “kurtuluş umudunu ilk önce Allah a, sonra İngiltere”ye bağladığını açıkça ifade ediyordu.Yukarıda belirtmeye çalıştığımız aydın, burjuvazi ve siyasetçilerinin yanına hiç kuşkusuz ki 1950’li yıllarda NATO‘nun çekim alanına girmiş bir orduyu da koymak gerekir. İşte bu zümrenin organize ettiği bir bayram nasıl 1920’lerdeki tam bağımsız Türkiye duygusunu yansıtabilir?..

Peki o yıllarda gençler açık işgale karşı neler yapıyordu? İşte bir iki örnek…

1915-1920 li yıllarda Galatasaray, Konya ve İzmir liselerinden tüm lise gençliği Çanakkale savaşlarına katıldı. Balıkesir, İstanbul Tıbbiye Mektebi mezun vermedi. Açık savaş yıllarıydı ve emperyalizme karşı gençliğin sorumluluklarını yerine getirdiği yıllardı. Hatta şimdi düğünlerde göbek atılan “hey on beşli, Tokat yolları taşlı…” türküsü de o yıllarda savaşa giden 1315 doğumlular (hicri) için yakılmış türkülerdi. O yıllardaki gençlik tüm olanaksızlıklara rağmen anti emperyalist mücadelede yerlerini almıştı.

Bugünlere gelindiğinde, sömürünün ve işgallerin niteliğini değiştirmiş emperyalist uygulamalara karşı devrimci gençlik yine ayakta. Gizli işgale, füze kalkanına, emperyalist uygulamalara karşı, adaleti ekmek, vatanı namus kadar kutsal görüp “tek yol devrim” şiarı ile her türlü baskıya meydan okuyor. Hapishaneler gençlerle dolu olsa da bayrak yere düşmüyor. Adalet, ekmek, özgürlük, tam bağımsızlık gibi halkın temel taleplerine rehber olan devrimci gençler açısından kafa karışıklığı yok… Geçmişte de, bugün de bağımsızlık için, demokratik hakları için ve daha güzel günler için mücadele eden gençlerimiz hep aynı faşist engelleme ve cezalarla karşı karşıya kaldılar. Ancak yıkılmadılar, yılmadılar, yılmaya da niyetleri yok. Çünkü insanlığın en soylu damarından besleniyorlar. Bugün ülkemizin en genç, dinamik ve politik kesimini devrimci gençlik oluşturuyor. Çünkü yarınları bugünden kurmak ideolojik donanım, ideolojik saflık ve “halkı sevmek” ister. Bedel de ister. Bu bedel, bazen anlamlı bir bakış, bazen de devrimci bir gülüştür. Bu bakışı ve gülüşü milyonlarla buluşturmak ülkemizin devrimci gençliğinin en büyük sorumluluğudur.

Yaşadığımız şu günlerde gençliği sadece oy deposu ve enerjilerini boşaltmaları gereken yaş grubu olarak gören bu hakim anlayış 19 Mayıs’ı nasıl kutlarsa kutlasın, devrimci gençler açısından politikleşmiş hedef bellidir. Anti oligarşik ve anti emperyalist halk devrimiyle gerçekleştirilecek olan tam bağımsız bir Türkiye özlemi. Samsun’da başlayan ama emperyalist limanlarda demirleyen bu gemi devrimci gençliğin mücadelesiyle bir gün sosyalist limanlara demir atacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.yazisonuikonu



Yorum yok

Ekleyin