Gelin kucaklayın beni

|

Yıllar sonra karşılaştı Sabit’in genç yoldaşlarıyla. Öyle çok beklemişti ki onları, beklemeyi bırakmıştı belki ama gelmeyeceklerine hiç inanmamıştı. Süzüldü gözlerinden damla damla birer Sabit. Elif Ablamız oldu.

sabit-torun-elif-abla

Sabit Torun’un kardeşi Elif Ablamız

“Elbet geçer bu hüzün mevsimi.
Bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün.
O gün size sevinci de anlatacağım.
Bir solucan bir leylekle çiftleştiği gün.
O gün bahar mevsimidir size aşkı anlatacağım…”

— Arkadaş Zekai Özger

Evin üst kat merdivenlerinden biraz kırgınlık, biraz sitem çokça hüzün ile inen ayak sesleri halen kulaklarımda. “Bellek en çok acıyı saklar” der Nietzsche. O eylül bize acılarımızı da unutturmuştu…

yazisonuikonu

12 Eylül 1980 uzun sürecek bir soluksuzluğun başlangıcıydı. Onun başlangıcı da 24 Ocak 1980. Türkiye burjuvazisinin “gülemediği” yıllarının yardımına İslam Köy’ün Çocuğu Süleyman koşmuştu.

Sağcılar bana cinayet işliyor dedirtemezsiniz” diyen Süleyman. “Yollar yürüyerek aşınmaz” diyen Süleyman. “Dün dündür bugün bugündür” diyen Süleyman.

Köylü Çocuğu Süleyman’ın ağzından hiç duymadık ama sağcılar katletmeye devam etti.

yazisonuikonu

Yamandır Ankara’nın ayazı. Kışın zemheri zamanıdır 18 Ocak. Olsa ne gam. Yürekleri kurtuluş sevdasıyla dolu olanlar, ısıtırlar içlerini aşkla, umutla, cüretle. Küçük küçük hayallerini toplayıp yoksulluğu kardeş olanların, yeni bir dünyanın harcı yaparlar.

Adı bilinmeyen bir heyecan vardı hepimizde. Toplanmıştık erkenden. Oldukça gecikmiş bir randevumuz vardı, bizi beklemeyen biriyle.

Köylü Çocuğu Süleyman da maşaydı ya, suçsuzdur diyemeyiz. En başta anasının yaptığı tandır ekmeğine, babasının ektiği ekine, el emeklerine, göz nurlarına karşı suç işlemişti ki, affı sual olunmaz.

yazisonuikonu

Sevdalı olanlar yoldadır. Çıktıkları yolda, canparelerinin kulağına, “Ben bu yola baş koydum” diye fısıldayarak, ikirciksiz yol alırlar. Elbet istenir mutlaka varılacak olan hedefe ulaşmak. Ama ondan önemlisi, hedefe ulaşmayı umursamadan, o yolu yürümek. “Evinde ağlayanların gözyaşları boyunlarında ağır bir zincir gibi” taşınsa da.

yazisonuikonu

Biraz sitem ederek Ömer Abi’ye, merdivenlerden ağır ağır indi. Her bir adım yalnız bırakılmışlığa isyan. Her bir adım unutulmuşluğa kırgınlık. Her bir adım kardeşine hasret. Her bir adım kardeşine hasret. Her bir adım kardeşine hasret…

yazisonuikonu

Köylü Çocuğu Süleyman ihanet ederek emdiği süte, yediği ekmeğe, küresel sermayenin emirlerince hizaya geçti. Halkının emeğini peşkeş çekerken bir avuç yerli yabancı kapitaliste, kanları kurumamıştı daha halkın yiğit evlatlarının.

yazisonuikonu

Sırtını, arkanı kollamaktan gelir arkadaş. Koşulsuzca arkanı dönmekten, sırt sırta vermekten. Öyleydi Sabit’in arkadaşlığı. Yavaşça süzülürken Gülveren’in sokaklarından, ölüm kustu halkın hainlerinin namlularından üzerlerine.

Sarıldı Sabit arkadaşına. Sımsıkı sarıldı. Kucakladı. Döndü, döndü, döndü kurşunlara doğru. Her bir kurşuna kalkan etti kendisini, arkadaşı için. Kim bilir aklından geçti mi, siz de “gelin kucaklayın beni, yıldızları sayamıyorum” diye…

yazisonuikonu

Girdi salona. Yıllar sonra karşılaştı Sabit‘in genç yoldaşlarıyla. Her birinin gözbebeğinde, gülüşlerinde, duruşlarında birer Sabit. Öyle çok beklemişti ki onları, beklemeyi bırakmıştı belki ama gelmeyeceklerine hiç inanmamıştı. Süzüldü gözlerinden damla damla birer Sabit. Kucak kucak, özlem özlem, abla şefkati, anne kokusuyla bir daha ayrılmamak üzere sevgiyle sarıldı genç yoldaşlarına. Elif Ablamız oldu.

yazisonuikonu

Sabit Torun. 18 Şubat 1958 doğumlu. Proleter sosyalist. Kurtuluş savaşçısı. 18 Ocak 1980 tarihinde, Ankara-Gülveren’de faşist çeteler tarafından katledildi.

Davet

Yıllar geçiyor ama içimizdeki boşluğu dolmuyor. Aramızdan koparılışının 36. yıl dönümünde Sabit Torun‘u anıyruz. Düzenleyeceğimiz etkinliğe tüm dostlarımız davetlidir.

Tarih ve Saat: 20 Ocak 2016 / 18.30

Yer: Tüm-Bel-Sen Genel Merkezi (Sümer 2 Sokak No: 29/7 Kat:4 Kızılay/ANKARA)



Yorum yok

Ekleyin