Gecekondulardan gelecekler…

Volkan Çeliktürk |

İstanbul’un en direnişçi mahallelerinden biri. Kimisi boğaz manzarasıyla bilir onu, kimisi yarattığı direniş geleneğiyle. Armutlu’nun artık bir belgeseli var.

Kucuk_Armutlu_Bogaz

Küçük Armutlu, 2014

Gezite’nin notu

7 yaşında bir çocuk olan Sevcan Yavuz, 1992 yılında Armutlu’daki ilkokulun bahçesinde bir polis panzeri tarafından ezilerek öldürüldü. Bundan 9 yıl sonra, polis Armutlu’da ölüm orucunun yapıldığı bir eve saldırarak dört devrimciyi katletti. 14 yıl sonra, Küçük Armutlu’daki bir başka evin kapısını çalan özel harekat polisleri, Dilek Doğan’ı yatağından kaldırıp ailesinin gözü önünde göğsünden vurarak öldürdü.

Tüm bu yıllar boyunca, makam arabalarından inen devletlilerin yüzleri ve kravatlarının rengi değişti, farklı demokratik açılım programları duyuruldu; ama bu küçük mahallenin insanlarına kesintisiz faşizm yaşatıldı. Onlar da buna kesintisiz mücadeleyle yanıt verdiler.

Yönetmen Volkan Çeliktürk, 2015 yılında Armutlu’nun hikayesini anlatmak için kolları sıvadı. 4 aylık çekimlerin ve kurgunun ardından ortaya aşağıda izleyebileceğiniz Armutlu Belgeseli çıktı. Filmi, yönetmenin yorum yazısıyla paylaşıyoruz.

Üniversiteye hazırlanıyordum. Ailem öğretmen olmamı istiyordu. Bense daha yeni yeni politikleşiyor ve üniversitede sinema okumayı istiyordum.

Armutlu’ya ilk gidişim o zamanlar oldu. Gider gitmez mahallenin özgünlüğünü hissettim ve mahallede politik bir belgesel çekilebileceğini düşündüm. Tabi o dönemler sadece bunun hayalini kurdum. Belgesel çekebilecek ne teknik ne de teorik donanıma sahiptim.

2010 yılında Sinema-Tv bölümünü kazandım. Bu belgesel hep kafamın bir köşesindeydi. Sık sık mahalleye gittim, mahalledeki süreci yakından takip etmeye çalıştım. 2015 yılının Ocak ayıydı, artık zamanı gelmişti. Üniversite bitirme projesi için Armutlu’nun belgeselini çekmeye karar verdim. Okuldaki danışman hocam da bu projeye oldukça sıcak baktı.

Ve yola koyulduk.

Armutlu’ya Mecidiyeköy’den 59N hattı ile gidiyordum. Sanki dünyanın en güzel otobüs hattıydı. Burjuvazinin Etiler’inden, Akmerkezi’nden Levent’inden geçtikten sonra, son durağımız Armutlu’ydu. Kendimi 70’li yılların İstanbul’unda hissediyordum. Gecekondular boğaza bakıyordu. Burda gökyüzü bir başka güzeldi. İçtiğim çay ve sigara da öyle. Duvarlar ise kırmızı yağlı boyayla yapılmış yazılamalar ve afişlerle doluydu.

Umudun beş harfli olduğunu bir kez daha haykırıyordu.

İlk gidişlerimde mahalleliyle iletişim kurmaya çalıştım ve belgesel projesinden bahsettim. Belgeselde yer verebileceklerime karar verdim. Özellikle yaşlı teyzeleri ikna etmek bir hayli zor olsa da başardım ve Mart ayında çekimlere başladık.

Özellikle Tokat ve Amasyalı analar köylülüğün bütün güzelliklerini yansıtıyordu. Şehirde yaşasalar da kültürlerini muhafaza etmişlerdi. Kıyafetlerinden şivelerine kadar Anadolu’ydular. İşte yaşama ve insana dair birçok güzelliği barındıran bu mahallede iki ay belli aralıklarla çekimler yaptık. Kamerayı görenler şaşkın bakışlar atıyordu. Bir süre sonra bize alıştılar ve adımızı “sinemacılar” koydular. Haziran ayında belgeselin kurgusu bitti ve bitirme projesi olarak üniversiteye sundum.

Belgeselde de anlatıldığı üzere defalarca yıkıma maruz kalan, taş üstünde taş bırakılmayan mahalle, onlarca gencini faşizmin saldırılarında yitirmiş. Ölüm orucu direnişçilerine de ev sahipliği yapan Küçük Armutlu; Halk Marketi, Halk Bahçeleri, Rüzgar Tribünü ile burjuva düzende sosyalist yaşama dair pratikleri barındırıyor. Boğaz manzaralı bu yoksul mahalle bu yüzden yıllardır oligarşinin saldırıları altında.

Korkuyorlar, gecekondulardan gelecekler diye.yazisonuikonu

 



Yorum yok

Ekleyin