“İşçilerin iki yüz yıllık kazanımı çöpe atılıyor”

Paula Vilella |

Uruguaylı yazar Eduardo Galeano’yu Türkçede en iyi Latin Amerika’nın Kesik Damarları kitabıyla biliyoruz. 2015 yılında kaybettiğimiz aydınlardan biriydi. Aşağıda, Galeano’nun yaşamını yitirmeden birkaç sene önce verdiği bir röportajın Türkçe çevirisini okuyacaksınız.

Galeano_Kesik_Damarlar

Kaynak: BBC Mundo | “A la basura dos siglos de conquistas

Şehir merkezindeki bir Brezilya kafesindeki her zamanki masasında, güney kışının soğuğunu pencere dışında bırakan yazar, insanın büyüklüğünün her gün isimsizler tarafından yapılan ve yapıldığını bizim bilmediğimiz küçük şeylerde olduğunu ısrarla vurguluyor.

Bunun için, verdiği yanıtlar son kitabı olan Günlerin Çocukları‘ndan bölümlerle harmanlanıyor. Kitapta her bir güne karşılık gelen 366 gerçek öykü risk priminden çok hakikatten bahsediyor.


Paula Vilella: Avrupa Krizi siyasi liderler tarafından ‘halkın fedakarlığı’ söylemiyle idare ediliyor.

Eduardo Galeano: Bu aslında askerleri ölüme gönderdikleri zaman kullandıkları söylemle aynı, daha az barut kokuyor ama şiddeti daha az değil.

Bu işçilerin iki yüzyıl boyunca kazandıklarını çöpe atmak için, insanlığı ulusal toparlanma adı altında daha geriye götürmek için dünya çapında uygulanan sistematik bir plan.

Bu insan kardeşlerimizin yok edilmesi için örgütlenmiş ve uzmanlaşmış bir dünya.

Sonra da yoksulların, açların şiddetini lanetliyorlar. Diğerleri ise alkışlanıyor, madalya alıyor.

“Kemer sıkma” tek çözüm olarak mı sunuluyor?

Kimin için? Eğer bu felaketi yaratan bankacılar geçmişte ve bugün hala en büyük banka soygunları olarak kalıyorsa ve tazminat olarak kendilerine milyonlarca euroluk ödüller veriliyorsa…

Çok yalancı ve şiddet dolu bir dünya bu. Kemer sıkma Latin Amerika’daki çok eski bir söylem. Prömiyerini bizim ülkemizde yapmış ve daha önce izlediğimiz bir oyun bu.

Hepsini biliyoruz: Formüller, sihirli reçeteler, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası…

İnsanların yoksullaştırılmasının çok daha şiddetli olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Eğer terörizme karşı savaş diğer amaçlara erişmek için bir bahane değil de, gerçek olsaydı, dünyayı üzerinde şöyle yazan pankartlarla donatmamız gerekirdi: “Ülke Hırsızları Aranıyor; İşçi Katilleri Aranıyor; İstihdam Katilleri, Korku Kaçakçıları Aranıyor”. Çünkü bunlar en tehlikelileri, sizi felç edip bırakıyorlar.

Bu sizi evcilleştiren bir dünya, öyle ki komşunuza güvenmez oluyorsunuz. Tehdit altında hissediyor, asla söz vermiyorsunuz.

Her yerde sizin canınızı yakmak isteyen birileri var ve bunun için kendinizi korumanız gerekiyor.

İşte adına askeri endüstri dedikleri suç endüstrisini böyle meşrulaştırıyorlar.

Bu şiddetin kusursuz bir örneği.

Latin Amerika’da politikaya dönecek olursak, Meksika resmi seçim sonuçlarını protesto etmek için sokaklara dökülmeye devam ediyor…

Oylardaki fark o kadar fazla değildi, bir hilenin yapıldığını kanıtlamak zor olabilir.

Yine de çok daha derin, çok daha ince ve demokrasiye çok daha zararlı bir başka hile var: Birşeyler yapma sözü veren politikacılar, daha sonra iktidara geldiklerinde tam tersini yapıyorlar. Böylece yeni kuşakların demokrasi inancına karşı hareket ediyorlar.

Paraguay’da Fernando Lugo’nun uzaklaştırılmasına ilişkin olarak, bu devlet darbesinin ülkenin kanunlarına göre yapıldığını söyleyebilir miyiz?

Elbette Paraguay’daki bir darbeydi, bu açık ve net.

“İlerici rahipler” hükümetine karşı yaptıkları için değil, yapabilecekleri için bir darbe düzenlendi.

Öyle büyük bir şey de yapmamıştı, Paraguay Latin Amerika’da iktidar ve arazinin bir azınlığın elinde yoğunlaşmasının ve dolayısıyla eşitsizliğin en adaletsizce yaşandığı ülkelerden biri ve hükümet bir toprak reformu yapmayı önermişti. Hükümetin Monsanto gibi bazı uluslararası güçlü şirketlere karşı ulusal onuru gözeten bir duruşu vardı ve bazı genetiği değiştirilmiş tohumlar ülkeye girişini yasaklamıştı.

Bu önleyici bir darbeydi, nolur nolmaz diye. Şu andaki hallerine karşı değil de, yapabileceklerine karşı bir darbeydi.

Böyle şeylerin olmaya devam etmesini şaşırtıcı buluyor musunuz?

Bugünün dünyası çok şaşırtıcı.

Darbeye karşı aşılı gibi görünen Avrupa ülkelerinin çoğundaki hükümetler Goldman Sachs ve diğer finans şirketleri gibi kimsenin oy vermediği şirketler tarafından seçiliyor.

Kullanılan dil bile bunu yansıtıyor: Sözde egemen ve bağımsız olması gereken ülkeler çocuk gibi ev ödevi yapmak zorundalar, yoksa teknokratlardan oluşan öğretmenler gelip kulaklarını çekecek.yazisonuikonu

Ernesto Che Guevara ve Eduardo Galeano

 



Yorum yok

Ekleyin