Eski hapislik arkadaşıma

Tülay Koç |

Bırakalım kötünün iyisini bulmaya çalışarak angaje olma ruh halini… “MHP ile bile birlikte yürürüz” diyen anlayışın bizi temsil etmeyeceği aşikar değil mi?
Yoksa kanla yazılan tarih zamanla siliniyor mu?

Ulucanlar kanla yazılan tarih silinmez

Ulucanlar Hapishanesi‘nde DHKP-C tutsaklarının kaldığı koğuşta yazan duvar yazısı. Fotoğraf 26 Eylül 1999 Katliamı sonrasında çekilmiştir.

Aklımdan geçenler

“Aklımdan geçenler” cümlesinin ardından yazılacak olan şeylerin hiçbir zaman bütün herşeyi kapsamadığını hep düşünmüşümdür. “Bunları toparlayarak ben yazıya dökerim” diyecek olan varsa takdir ediyorum şimdiden.

Uzun yılların ardından geriye dönüp şöyle bir baktığımda yığınla şey hücum ediyor beynime… Yaşadıklarım, yaşadıklarımız, gördüklerim, çaresiz kalmanın verdiği öfkeyle saldırganlaşmalarım…

Bazen ezikliğim, bazen haykırışım, direnişim, haksızlığa uğrayışım ama karşısında savunma yapmaya bile bazen erinişim…

Ağız dolusu gülüşlerimiz, halaylarımız, matkap sesleri, kurşunlar, gazın altında nefessiz kalışlarımız ve yine de el ele oluşumuz, yanık insan kokusunu soluyuşumuz….

Ve şimdi belki de bir köşede suskun izleyişlerim…  “aman gitme, yapma, yeter” diyen anamın yalvaran bakışları, kızımın masumluğu, eşimin anlayışı sabrı ve akşam eve sabah işe gidişler… günlük maişet derdine düşmeler…

Yaşam böyle geçip giderken geçen günleri ömürden yiyerek düşünüyorum habire… Doğru düşünceler, hiçbirimizin umut etmeyi bıraktığına inanmadığım hayallerimiz,  bunlar yanıbaşımda benimle yürümeye devam ediyor. Doğrular değişmiyor çünkü, duygular da… kinim değişmiyor… adalet özlemim de…

Bunları gerçekleştirme yolunda tökezlediğimiz, yanlışlar yaptığımız, doğru stratejiye rağmen yanlış yaşanmışlıklar olduğu tartıştığımız daha da tartışacağımız konular bence..

Bugünlerde ne düşünüyorum biliyor musunuz? 19 Aralık katliamını, Ulucanlar katliamını, Kürt halkını, çarelerimizi… “HDP’ye oy verelim” diyenleri…

Ben hiç unutmadım biliyor musunuz Ulucanlar’da su kanallarından kanlar geçerken “biz yokuz komutanım” diyenleri… her saldırıda mazgalın ardından bakan, susan, korku dolu gözlerini, teslimiyetçiliği, milliyetçi politikaların eninde sonunda uzlaşmaya gideceğini ve gittiğini… Türk, Kürt, Laz, Ermeni… tüm halkların kardeşliğinin kurtuluş yolunun bir olduğunu… Siz unuttunuz mu? Unutabildiniz mi?

Ben, Mahir’i okumaya devam ediyorum, tepkileri düzene hapsetmenin, bu yolu göstermenin yanlış olduğu gerçeğini, sistemin içerisinde herkesin bir kukla olduğunu, politikaların nerede belirlendiğini, iktidarda kim olursa olsun değişen bir şey olmayacağını, çözümün nerde olduğunu unutmuyorum.

Çelişkilerin iyice derinleştiği noktada devrime bir adım daha yaklaştıracağını, üstünü örtüp pasifize ederek hiçbir yere varamadığımızı ve varamayacağımız gerçeğini unutmuyorum.  Bence siz de unutmayın.

Bırakalım kötünün iyisini bulmaya çalışarak angaje olma ruh halini… “MHP ile bile birlikte yürürüz” diyen anlayışın bizi temsil etmeyeceği aşikar değil mi?

Yoksa kanla yazılan tarih zamanla siliniyor mu?yazisonuikonu

 

Düzenle devrim arasında durmak



Yorum yok

Ekleyin