Düşman yanı başımızda, uzakta değil

Deniz Meriç |

Çözüm onlarla aynı yolda yürümek değil. Çözüm ayaklarına dolanan taş olabilmekte.

düşman
Her gün yeni bir ölüm haberiyle uyanıyoruz. Her gün unutup celladımızı seçim sisteminin bir parçası olmaya devam ediyoruz. Tanıyoruz katilimizi; Madımak’tan, Maraş’tan, Sivas’tan, Rojova’dan, Kobanê’den…  Ve nicelerinden. Çözüm onlarla aynı yolda yürümek değil. Çözüm ayaklarına dolanan taş olabilmekte.

Ama her şeyin ellerimizde olduğunu unutuyoruz. Biz; üstünde oturdukları binaları, sarayları, yürüdükleri yolları, yedikleri, giydikleri ne varsa hepsini elleriyle yaratanlarız. Biz, emeğimizle onların ceplerini dolduranlarız; halkız. Bir araya gelince dengelerini nasıl bozacağımızı, yeri yerinden oynatacağımızı biliyorlar. Bir kaçımız toplanınca bile, korkuları çıkıyor hemen gün yüzüne. Oysa aynı hayatları, aynı koşulları, aynı acıları paylaşan insanların bir araya gelmesinden daha doğal ne olabilir ki?

Biz halkız; ezilen, üzülen, acı çeken, ölen… Acılarımız, hüzünlerimiz hayallerimiz bir. Bunu bildikleri için bizi birbirimizden koparmak, uzaklaştırmak adına türlü oyunlar oynuyorlar.

Örgütlenmek, bir araya gelmek en doğal hakkımızken; örgüte terör diyor devlet, oysa örgütlenen halk. Sonra halkın bir yarısı diğer yarısını devletin ağzıyla yargılıyor. Dün kardeş dediği, komşu dediği insanların, bugün terörist oluyor adı.

Örgütlenmek, bir araya gelmek en doğal hakkımızken; örgüte terör diyor devlet, oysa örgütlenen halk. Sonra halkın bir yarısı diğer yarısını devletin ağzıyla yargılıyor. Dün kardeş dediği, komşu dediği insanların, bugün terörist oluyor adı.
Ne tarafta durduğumuzu bilelim öncelikle. Bir tarafta kapitalist düzenin çarkını döndürmek için emperyalist savaşlar yapan, kendi halkını öldürmekten çekinmeyen devlet, diğer yanda canını ortaya koyup emeğiyle dünyayı ayakta tutan, sömürülen halk. Alevi-Sünni; Türk-Kürt-Laz-Çerkez ayrımını yaratan devlet; yok olmaya yüz tutmuş düzenlerini, iktidarlarını yaşatmak için bu safsatalarla halkı birbirine düşürüp öldürmekten, katliam yapmaktan da çekinmiyor.

Yıl olmuş 2015. Bırakın artık şu milliyetçilik, devletçilik, Alevilik Sünnilik tartışmalarını. Milliyetçiliği savunan kardeşlerim gözlerinizi kapatın ve bir an düşünün: Kürdistan’ın bir yerinde Kürt olarak şiddetli bir patlamayla gözlerinizi açtınız. Anneniz, babanız, eşiniz, çocuğunuz ölmüş. Başınıza yıkılıyor eviniz, can havliyle çıkmışsınız dışarı. Havan mermileri geçiyor başınızın üzerinden. Kaybedecek hiçbir şeyiniz kalmamış canınızdan başka. Dedeleriniz seneler öncesinden Kürt ya da Alevi olduğu için işkencede can vermiş zaten. Başka Can’lar, başka çocuklar ölmesin diye katillerini kovmak istemez miydiniz vatanınızdan?

Ölüyoruz birer birer. Bir gün bir inşaatta, bir gün bir madende, bir gün bir ekmek fırınında, bir gün yürürken yolda… Bazen baba yanımız ölüyor, bazen anne yanımız, bazen evlat. Yaşama sevincimiz, gülümsememiz ölüyor.

Çıkarın artık at gözlüklerinizi. Düşman yanı başımızda, uzakta değil. Aldıkları her nefes yeni bir cinayet. Kararmış gözleri, kan dökülüyor dudaklarından.

Düşman yanı başımızda uzakta değil…yazisonuikonu



Yorum yok

Ekleyin