Dünyanın merkezindeki elektrik şalteri

Nisa Altınok |

“Birisi dünyanın merkezindeki elektrik şalterini kapatmış olmalıydı… Peki bu kim olabilirdi?”
10 yaşındaki yazarımızdan, elektrik kesintisine farklı bir bakış, gülümseten bir öykü…

smart-kid

Yağışlı fakat güneşli bir gündü. Güneşin, perdenin açık kalan tarafından sızan ışıklarının yüzüme gelmesi sonucu uyanmıştım. Fakat sorun şuydu; güneş ışıkları yüzümün bir tarafına gelmişti. Bu yüzden güneşin verdiği sıcaklıkla yüzümün bir tarafı kızarmıştı, diğer tarafı normal rengindeydi.

Endonezya bayrağı gibi, bir tarafı kırmızı diğer tarafı beyaz yüzümle mutfağa gittim ve kendime süt ısıttım. Televizyonu izlemek için salona geçtim. Televizyonu açmaya çalıştım fakat elektrik yoktu. İçimden söylenmeye başladım: “Şu mahallede de hep mi elektrik kesilir! Neyse, bir-iki saate gelir.”

Yapacak bir şey yoktu. Yarım saat kadar kitap okudum, sonra evin içinde dolandım. Böyle böyle iki saat oldu. Ama hala elektrik yoktu. Onlarda elektrik olup olmadığını öğrenmek için arkadaşımı aradım. O da, onlarda da elektriğin olmadığını söyledi.

Bu işte bir terslik vardı!

Birden aklıma dünyanın merkezindeki elektrik şalteri geldi ve aniden; “Olamaaz!” diye bağırdım. Birisi dünyanın merkezindeki elektrik şalterini kapatmış olmalıydı. Fakat bunu sayılı kişi biliyordu! Ben de büyükbabamdan öğrenmiştim. Çünkü büyükbabam hayatını araştırmalara adamış birisiydi.

Peki şalteri kim kapatmış olabilirdi?

Fazla zaman kaybetmeden Rusya’nın, Kuzey Buz Denizi kıyılarına gitmeliydim. Çünkü şalter oradaydı. Kesin bunu Rusya’da yaşayan biri yapmıştı. Çünkü, başka bir yerde yaşayan kim zahmet edip de şalteri kapatmak için Rusya’ya giderdi ki?

Çantamı toplayıp Rusya’ya gidecektim. Kararım kesindi. Tam evden çıkacaktım ki; Fadime Yenge geldi. Elindeki gazeteyi bana doğru uzatıp, tüm dünyada elektriğin kesik olduğunu okuduğunu söyledi.

Başladı anlatmaya… Elektrikten girdi, Fatma Teyze’nin yeni perdelerinden çıktı. İnsan nasıl bu kadar çabuk konu atlayabilirdi ki ? Onu daha fazla dinleyecek vaktim yoktu.

Evden çıktım ve havaalanına doğru yol aldım. Havaalanında, Rusya’ya giden ilk uçak için bir bilet satın aldım. Uçak yarım saat sonra kalkacaktı. Bu arada hava kararıyordu. Yani zamanım azalıyordu.

Uçağa bindim. İki saat süren yolculuktan sonra Rusya’ya vardım. Daha önce de buraya geldiğim için her yeri avucumun içi gibi biliyordum. Rusya’nın St. Petersburg şehrindeydim. Son olarak bir motorlu uçakla daha yolculuk yapacaktım. Bir buçuk saat süren yolculuk sonunda istediğim yere vardım. Buraya on beş gün önce de gelmiştim.

Bu arada güneşin iyice battığını fark ettim ve daha fazla zaman kaybetmeden büyükbabamın gizli laboratuvarına girdim. Burada tek bir elektrik şalterine bağlı bir sürü laboratuvar ve her laboratuvarın kendine ait gizli kapıları vardı.

Şifreyi girdim, tünelden geçtim ve koskoca dünyanın düzenini değiştirecek o küçücük düğmeye bastım. Küçük düğme büyük şalteri açtı. Ve evet! Artık elektrik gelmişti.

Ülkemize dönünce bu olayı arkadaşlarıma anlattım. Kahkahalar atarak; “Hayal gücün ne kadar genişmiş!”, dediler.

Ah bir de dünyayı kurtaran bir kahraman olduğumu bilseler…yazisonuikonu

 



Yorum yok

Ekleyin