Dilek’le masmavi bir gökyüzü altında vedalaştık

Ümit Ağgül |

Şeyh Bedreddin’den Paris’li Komünarlara, Bolşeviklerden Mahir’e elden ele taşınan kızıl bayraklar. Şimdi Dilek için Armutlu’da dalgalanıyor.

1) Haklıyız KazanacağızDilek Doğan’ı sonsuzluğa uğurlamak için Küçük Armutlu Cemevi’ne gidiyoruz. Armutlu sokakları kızıl bayraklarla donatılmış. Bütün dükkanlar kapalı. Gecekondu evleri derin bir hüzün içinde. Armutlu halkı Dilek için yas tutuyor.

Yol boyunca ilerliyoruz. “Haklıyız Kazanacağız” sloganı boydan boya bir gecekondunun duvarına yazılmış. Duvarlara nakşedilmiş Hasan Ferit Gedik posterleri. Fark ediyoruz ki, Hasan Ferit bizleri izliyor ve bütün sokaklarda o var. Gözlerimizin içine içine bakıyor.

2) Boyacı

Kısa bir süre sonra Cemevi’nin bulunduğu sokağa giriyoruz. Dar bir sokak. İlerliyoruz. Karşımızda bir kalabalık. Cenaze töreni için bekleyen insanları görüyoruz. Kimisi yanındakine bir şeyler anlatıyor, kimisi sessizce duruyor, kimisi sigara içiyor. Kalabalığa dahil oluyoruz. Cemevi’ne girmeden önce birer sigara içiyoruz. Çevremize bakınıyoruz. Ayaklarında lastik ayakkabılarıyla, yırtık terlikleriyle yaşlı teyzeleri görüyoruz. Türkçe ve Kürtçe ağıtlar yakan yoksul ihtiyar kadınları. Seslerinde ezilmişliğin ve acının vurgusu.

Gökyüzünde gri bulutlar toplanıyor. Hava kasvetli. Etrafımızda koşuşturan Halk Cepheli gençler. Cenaze töreni için son kontrolleri yapıyorlar. Az ileride bir boyacı ustası. Kurmuş olduğu iskelenin üzerinde, bir gecekondunun duvarına büyük bir özenle “Dilek Doğan Ölümsüzdür” sloganını yazıyor.

3) Dilek

Cemevi’ne gireceğimiz sırada basın mensuplarının geldiğini görüyoruz. Birçok kamera, fotoğraf makinesi ve mikrofon.

Basın açıklaması yapılıyor. “Faşizmin evlerimize kadar girdiği”  hakkında ve “katillerden hesap sorulacağı” yönünde ifadeler işitiyoruz. Ardından büyük bir öfkeyle sloganlar atılıyor; “Bedel ödedik, bedel ödeteceğiz!”, “Katil devlet, hesap verecek!”

Az sonra Dilek’in tabutu getiriliyor. Sloganlara karışan ağıtlar yükseliyor Armutlu semalarına. Musalla taşına konan tabutun içinde, Dilek’in yüzünü görüyoruz. Masum bir insanın yüzü. Kızıl bir kefene sarılmış ve sarı papatyalarla süslenmiş. Gözlerimiz doluyor.

4) Saygı duruşu

Suçsuz bir insanı evinde katleden bu devlete olan nefretimiz daha da bileniyor. Saygı duruşu için çağrı yapılıyor. Dilek ve tüm devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu ile birlikte kalkan sol yumruklar. Direnişin, emeğin ve sosyalizmin ifadesi olan sol yumruklar. Bir ses işitiyoruz taa derinlerden; “Sor bunların hesabını, makineye kaptırılan kol için sor, üzerine kurşun yağan bedenler için sor…”

5) kadınların omuzlarında

Dilek’in tabutuna yaklaşıyoruz ve son kez ona, masumiyetinin aydınlattığı yüzüne bakıyoruz. Derin bir acı ve çaresizlik bedenimizi kaplıyor; Dilek’i koruyamadık. Vedalaşıyoruz. Tabutun kapağı kapatılıyor ve evine götürülüp helallik almak için hazırlanıyor.

Gökyüzü kapalı. Gökyüzünde polis helikopterinin çizdiği daireler. Tepemizde vızıldayıp duran bir Drone. Drone’a atılan havai fişekler, alkışlar, sloganlar ve Drone’un uzaklaşması. O sırada Dilek için lokma veriliyor. Aşevine geçiyoruz. Duvarlarda Hz. Ali’nin resimleri. Elinde Zülfikar, yanıbaşında bir aslan

Kısa bir süre sonra yürüyüşün başlayacağı duyuruluyor. Yürüyüş korteji hazırlanıyor. Yerlerimizi alıyoruz. Kızıl bayraklar dağıtılıyor. Şeyh Bedreddin’den Parisli Komünarlara, Bolşeviklerden Mahir’e elden ele taşınan kızıl bayraklar. Şimdi Dilek için Armutlu’da dalgalanıyor.

Zılgıtlar ve sloganlar eşliğinde kadınların omuzlarında geliyor Dilek. Hepimiz onun ardına sıralanıyoruz. Yürüyüş başlıyor. Dilek’in yürüdüğü yollardan, sokaklardan evine gidiyoruz. Kızıl bayrakların altında, insanlar birbirine kenetleniyor. Armutlu Dilek için haykırıyor, adalet için, eşitlik için, özgürlük için haykırıyor.

6) yürüyüş yokuş

Dilek’in evine vardığımızda bulutların dağıldığını görüyoruz. Gökyüzü masmavi bir açıklıkta sonsuzluğa uzanıyor. Evin önünde yani helallik meydanında, bir Alevi dedesi helallik alıyor. Güneş ışıl ışıl aydınlatıyor etrafı, her bir yana dokunuyor. Birkaç saat önceki kasvetli gökyüzünün ardından, bu berrak mavilik, bambaşka bir umuda işaret ediyor. Bu bir tesadüf olmalı diyoruz ya da doğanın geride kalanlara bir işareti.

Helallik alındıktan sonra yine devam ediyoruz yürüyüşümüze. Armutlu meydanına doğru ilerliyoruz. Dik bir yokuşu çıkıyoruz. Meydana yaklaşıyoruz.

7) Duvar yazısı

TOMA’ları, akrepleri ile birlikte yüzü maskeli faşistleri görüyoruz. Ellerinde silahları, tehditkar bir halde, bizleri izliyorlar. Bunlar Dilek’in katilleri; Berkin’in, Ethem’in, Uğur Kurt’un katilleri. Gözlerimizi onlardan ayırmadan, sloganlarımızı daha da gür bir sesle haykırıyoruz. Bu karşılaşma, iki sınıfın, iki ideolojinin karşı karşıya gelmesi; emek ve sermaye! Sonra Armutlu meydanına ulaşıyoruz. Cenaze aracı Dilek’i bekliyor. Onu memleketine, Maraş’a götürecek. Hüzünlü olduğumuz kadar öfkeliyiz. Yumruklarımız sıkılı. Grup Yorum marşlarıyla Dilek’i uğurluyoruz. Giden aracın ardından bakarken, Yılmaz Güney’in sözleri çınlıyor kulaklarımızda; “Kazanacağız. Mutlaka kazanacağız!”

İnsanlar yavaş yavaş dağılırken, Armutlu’dan ayrılma vaktinin geldiğini anlıyoruz. Yürümeye başlıyoruz. Gözümüze bir duvar yazısı ilişiyor.

Armutlu halkı tüm ezilenlere direnme kuvveti veriyor. Tıpkı Gazi Mahallesi, Okmeydanı, Sarıgazi ve Gülsuyu halkı gibi. Umudumuz büyüyor. Tarih, devrimci dinamizmin yoksul ve emekçi mahallelerde kendisini var ettiğini tekrar tekrar ispat ediyor.yazisonuikonu



Yorum yok

Ekleyin