Devrim’in neyi eksik?

|

Aşırı dozda gerçeğe maruz kalmış ve bir şeylerin “eksik” olduğunu hissederek çıkıyoruz salondan. Neden? diye sorarak.
Hayatın eksiği devrim. Devrimin eksiği ne?

eksikkkAşırı dozda gerçeğe maruz kalmış ve bir şeylerin “eksik” olduğunu hissederek çıkıyoruz salondan.  Neden? diye sorarak.

İzlediğimiz, 12 Eylül’de dağılmış bir ailenin dramatik hikayesiydi. Bu konuyu ele alan değişik 12 Eylül filmleri çekildi daha önce. Biliyorsunuz, bu filmlerin en popüler olanı Babam ve Oğlum filmi olmuş ve en çok ağlatan filmlerden biri olarak tarihe geçmişti. Eksik, alışıldık 12 Eylül filmlerinden farklı bir film. Evet, bu filmin arka planında da 12 Eylül’de dağılan bir aile var ama film bittiğinde ağır basan şey bir acıma duygusu, melankoli veya ağlama isteğinden çok “neden?” sorusu. Sanırım Barış Atay da asıl olarak bu soruyu sordurmak istiyor ve başarıyor.

  • Devrim neden böyle yapıyor?
  • Bu Türker  neden düzelmiyor, adam olmuyor? (Deniz ismini de benimsememiş sanki?)
  • Devrim “devrimciler”, Türker de “halk” mı?
  • Eksik olan ne? Peki neden?

Bu sorular burda dururken, Barış Atay’a dönelim biraz.

Çocukluğunda bir Yılmaz Güney filmi izlediğinden beri film yapmayı düşleyen ve şimdi ilk yönetmenlik denemesini yapan Barış Atay’ın kendi özyaşam hikayesi 12 Eylül’ün parçaladığı bir ailenin içinde başlıyor ve “sanki devrim” denilen Gezi/Haziran Ayaklanması’nın barikatlarına kadar uzanıyor. Gezi Ayaklanması’nda üç evladını veren Antakya’nın tozunu yutmuş, Asi’nin suyunu içmiş. Sürgünde devrimci bir annenin kucağında, “bedel ödeyerek” başlayan bu 34 yıllık yaşam hikayesi, aynı zamanda devrim mücadelesi ile geniş yığınlar halindeki halkın ne kadar yakın ve ne kadar uzak olabildiğine tanıklığın da  hikayesi. Bu tanıklığını Eksik filmiyle bir soruya dönüştürmüş Barış Atay.

Dünyanın bütün devrim mücadelelerinde temel bir sorudur aslında Barış Atay’ın sorusu. Geniş kitleler halindeki halk ile devrim nasıl buluşacak? “Halka ulaşmak, halka inmek, halka çıkmak, halklaşmak” gibi bir çok kavramla ifade edilmeye çalışılır bu konu. Her fırsatta halka uyanması ve ayağa kalkması yönünde çağrılar yapılır. Bunu en güçlü ifade eden çağrılardan biri de Nihat Behram’ın bilinen şiirinde vücut bulmuştur örneğin.

Dünyanın bütün devrim mücadelelerinde temel bir sorudur aslında Barış Atay’ın sorusu. Geniş kitleler halindeki halk ile devrim nasıl buluşacak?

“sevginin ve öfkenin uğultusunu

bağrına vura vura taşırken sana

karşılık gözetmiyor o gencecik insanlar” diyordu şiirde.

“bu direniş senin için ey halk” diye devam ediyordu,

“bunun için en gençlerimizi ölümle tanıştırdık” diyordu.

Halka, onlar için bedel ödediklerini, onlar için öldüklerini anlatmaya çalışıyordu devrimciler ve onları uyanmaya, ayağa kalkmaya çağırıyorlardı.

Gezi Ayaklanması’nda bedel ödeyen, ölüme giden çocuklarımızın hiçbiri de kendi çıkarı için yapmadı bunu. Şimdi sahip çıkılmadıklarında, “bu çocuklar sizin için/bizim için bedel ödedi” diye sesleniliyor halka. Haklılıkları, doğrulukları, masumiyetleri anlatılmaya çalışılıyor.

Ve işte en son iki devrimci genç, “halkımız sizi çok seviyoruz” diye seslendiler ölüme giderken.

Tam da bu noktada Eksik filmi, devrimci mücadele ve halk arasındaki ölümüne yakınıkla, ölümüne uzaklığı gösteriyor ve sorguluyor. 70’li yıllardaki devrimci mücadeleden ve 12 Eylül darbesinin etkilerinden Gezi Ayaklanması günlerine uzanarak devrim ile halkın birbirine nasıl bu kadar yakın, aynı zamanda nasıl bu kadar uzak olabildiğine dair soru işaretleri atıyor ortaya.

Hikayenin gücü, gerçeğe yaslanmasından geliyor. Süper kahramanlar yok. Mehmet Kala ve Şeref Nokta’nın yazdığı senaryonun diyaloglarında günlük konuşma dilinin yakalanması önemli bir etki yaratıyor. Hayatın mizahı ile sertliği dengeli kullanılıyor. Filmin ortalarına doğru tempo biraz düşse de, duygu yoğunluğu hiç düşmüyor ve sonra tempo giderek artıyor. Oyunculukta özellikle Barış Atay ve Özgür Emre Yıldırım, bir rolü canlandırmadan öte çok sahici, canlı, çevremizde rahatlıkla görebileceğimiz yaşayan karakterler yaratıyorlar. Bu sahicilik, perdeden izleyicilerin içine dokunmayı ve onları içine almayı başarıyor. Çıkarken, filmin etkili finaliyle sarsılmış ve “eksik” çıkıyoruz salondan.

Sahi, eksik olan ne?

Hayatın eksiği devrim. Devrimin eksiği ne?

En iyisi gidip görelim bu filmi. Herkes Eksik’in aynasında kendi eksiklerini bulur belki. yazisonuikonu

Filmin gösterimde olduğu az sayıda salon:

eksik salonlareksik sinemalar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Yorum yok

Ekleyin