Dam üstünde saksağan: Bir Türkistan&Çin ironisi

Kürşat Kaplan |

Çin lokantalarını basıyorlar. Bunu niçin yapıyorlar peki? Çin’deki veya dünyanın bir başka yerinde var olan zulümleri durdurmak için mi?

siradakimvar 

”Çinli diye benim Koreli bacılarıma saldırdılar, yetmezmiş gibi lokantaya ayakkabılarıyla girdiler. Yine Çinli diye gerçek bir Uygurlu olan aşçımızın üzerine işediler…”

Kulağa ne kadar da saçma geliyor değil mi? Fakat, birilerinin Türkistan asparagasları, Kabataş yalanını aratmıyor şu günlerde. Hür kanattimce; hali hazırda milli ve dini duyguları kabaranlar varken, şehrin ortasında Çin’in 76’da vefat eden lideri Mao‘nun maketini ipe çekmek yerine yeniden Orta Asya’ya dönmeyi düşünebilirler.

Zira, kaynaksız olan birçok fotoğraf ve görsel/materyal eşliğinde ”Türkistan’da zulüm var” deniliyor ve Çin Halk Cumhuriyeti’ne karşı bir savaş meyili ve Çinlilere karşı ‘sarı ırk’ ithamı almış başını ilerliyor.

Açıkçası; Doğu Türkistan’da bir zulüm varsa şayet, bu zulüm, birilerinin tabiriyle ”Kızıl” Çin’in Türklere zulmü olmaktan çoktan çıkmıştır.

Ki artık, bu sözde zulüm, Türkistan ile dayanışma kisvesi altında internet ortamında yalan yanlış, kaynaksız fotoğraf, çeşitli görsel ve materyallerle dolaşan asparagas haberleri yapanların zulmü olma halini almıştır. Yanıbaşlarında var olan IŞİD ve cihadçı çetelerin zulmünden kaçan binlerce Türkmen‘e (Irksevici tabirle soydaşlarına) yapılan zulmü görmezden gelip, ”Çinliler, Türklere baskı uyguluyorlar” diye ahkam kesmek, olsa olsa faşizmin ‘ruh hastalığı’ halini bir kez daha gözler önüne sermenin ötesine gitmez.

Bir tek bile annenin gözyaşının akıtılmadığı bir coğrafya gösterebilir misiniz ki? Kendi ülkendeki sayısız zulmü, zalimliği görmezden gelip elin ülkesindekilere kulak kabartman görgüsüzlükten başka bir şey değildir. Ki Çin’in müslümanlara zulmettiği iddiasıyla dolaşan fotoğrafların çoğu da asılsızdır.

Urumçi, Doğu Türkistan'da iftar sofrası...

Urumçi, Doğu Türkistan’da iftar sofrası…

Örneğin; Geceleri Antalya sokaklarında yaşamak zorunda kalan (büyük bir ihtimalle gündüzleri dilenen) Türkmen ve Suriyeli sığınmacıları bir sabah vakti apar topar Bodrum‘a gelen turistleri rahatsız ettikleri gerekçesiyle kapkapçcı yakalarmışçasına alıp götüren zabıta ve belediye ekiplerine gıdım sesini çıkartmayanlar ,

Türkiye’ye sığınıp ucuz işe çalıştıklarından dolayı rahatsız olup (o pek müslüman kardeşlerini) şehrin göbeğinde ellerinde sopalarla ve Sivas‘tan, Çorum‘dan, Maraş‘tan alışık olduğumuz biçimde hiç dillerinden düşürmedikleri ”Allah-u Ekber” nidalarıyla Suriyeliymiş, Ezidiymiş, Türkmenmiş ayırt etmeksizin kovalayanlar, bugün Türkistan üzerinden ”zulüm” ahkamı kesmeye devam ediyorlar.

Ahkam kesmekle yetinmedikleri gibi sanki bir şeyleri değiştirebilecekmiş gibi envaiçeşit saçmalığın da önüne geçip Çin lokantalarını basıyorlar. Lokantalarda çalışan bizzat Türk olan işletmeciyi, aşçıyı işinden ediyorlar. Bunu niçin yapıyorlar peki? Çin’deki veya dünyanın bir başka yerinde var olan zulümleri durdurmak için mi? Yoksa damarlarında kuduran ‘asil’ kanı şahlandırmak adına mı? Bunun akıl alabilecek bir tarafı yok.

Dikkat çekici bir diğer husus; geçtiğimiz günlerde bir semtte sokakta asılan pankart olmuştur kuşkusuz. Pankartta aynen şu ifade yazılı: ”Burnumuzda tütüyor Çinli’nin kan kokusu”. Mesela, bunu yazanların burnunda bir Çinli’nin değil de bir IŞİD’linin kan kokusu tütebilir miydi? Var mı cesaretleri buna?

Son zamanlarda Ortadoğu hakkında gündemde olan sözde ‘Kürt Koridoru‘ hakkında bir televizyon kanalına çıkıp demeç veren turancı bir grubun sözcüsü, bölgede Kürt koridorunun oluşması dahilinde silahlanacaklarını söylemiş. Kısacası, buna izin vermeyiz demeye getirmiş. Tuttukları saf gereği, bir Kürt koridoru yerine IŞID ile olası bir sınır kurulmasına daha ılımlı yaklaşıyorlar tabii. Çünkü, Türkistan üzerinden yürüttükleri algı operasyonu bunu gerektiriyor.

Burada ise devreye yanılgılar giriyor. On yıllardır misal; İsrail‘in Filistin‘e olan saldırılarını yalnızca kınamakla yetinenler, en fazlası sert demeçler vermekten öteye gidemeyenler ”çözüm” idi, ”süreç” idi laga lugayla işi yürütenler yani Filistin halkının yanındayız derken İsrail’e bir el bombası atacak dahi ne cürreti ne de yüreği olanlar, gencecik yaşına rağmen bombalar yağan şehirlerde direnen insanların savaşına destekden çok köstek olanlar kısacası onların (emperyalistlerin ve düzenbazların) yerli işbirlikçileri bugün de Doğu Türkistan üzerinden Çin’e sert demeçler vermekten, kınama açıklamaları yapmaktan öteye gidemezler. İşte, belki lokanta basmak, çinli diye korelilere saldırmak gibi şeyler ile anca bu kadar ilerleme katedebilirler.  Yine yetmezmiş gibi İsrail’e karşı savaşan anti-emperyalist güçleri karaladıkları ve üstünü çizdikleri gibi bugün Ortadoğu halkları için savaşan güçleri de karalamaktan geri kalmayacaklardır, kalmıyorlar da haliyle. O yalanları şöyle, bu yalanları da böyle patlayıp gidiyor işte. Bizler de dön babam dön aynı yere geliyoruz.

Ee sonuçta ne demişler: ”Dam üstünde saksağan … … … ” (İsteyene ”öter Allah deyu deyu, isteyene ”vur beline kazmayı” şeklinde devam ediyor bu dörtlük)

Not: ”Dayanışma, lokanta basanların değil, ‘ezilen’lerin inceliğidir. Bırakın öyle  olmaya devam etsin!”yazisonuikonu



Yorum yok

Ekleyin