Cizre-Gazi Yoksul mahallelerin kardeşliği

Gazi'den biri |

Gazi Mahallesi’nde üç gündür bir polis ablukası var. Yaşananların aktarılması, anlaşılması için buna dair bir şeyler yazılması gerek. Ben de bu ablukayı başından beri gözlemleyen bir mahalleli olarak olan biteni anlatmak istiyorum.

Editörün Notu: Üç gündür Gazi Mahallesinde bir direniş ve buna yönelik polisin bastırma saldırısı var. Olaylar Halk Cephesi‘nin Cizre ve diğer Kürt yerleşimlerindeki katliamlara karşı bir yürüyüş yapmak istemesi ile başladı. Direniş ve saldırı sürüyor. HDP‘ye yakın basın Gazi’deki direnişin sebebini Abdullah Öcalan‘ın Kenya‘dan kaçırılarak getirilmesinin yıldönümüne, özyönetim taleplerine bağladı, eylemin sahibi Halk Cephesi’nin ismi bile geçmeyen çarpıtılmış haberler yayınladı. “Batıdakiler Kürt halkına yapılan zulme sessiz kalıyor” diyenler, kendi dışlarında gelişen eylemin tapusunu üstlerine geçirmişti. Devrimcilerin bedelleri göze alarak yaptıklarını Kürt halkının öğrenmesini istemiyorlar.

İktidarın sermaye birikimi için çok önem verdiği kentsel dönüşümün önünde en önemli engel, devrimcilerin örgütlü geçmişi olan yoksul mahalleler. Bu geçmiş, gecekonduların omuz omuza yapımına, 1980 sonrası demokratik mücadele ağırlıklı bir dönemde halkla kurulan sayısız bağa dayanıyor. 1990’lar bu bağların devrimci sonuçlarıyla geçti. Bunların en önemlisi 1995 Gazi Ayaklanması ve bu mahallelerden çıkan sayısız devrimciydi. İktidar, örgütlü sol mahalleler olan Gazi, Okmeydanı, Armutlu vd. tasfiye ederek kentsel dönüşüm hedefine rahatça ulaşmaya çalışıyor. Kapitalizm, bankalarıyla, AVM’leriyle, holdingleriyle bunu bekliyor.

Yoksul mahallelerin geçmişten gelen direnişinde son halka olan Gazi’nin Cizre eylemini selamlıyor, mahalleden gelen bir yazıyı siz okurlarımızla paylaşıyoruz.

Gazi Mahallesi'nden taze bir duvar yazısı

Gazi Mahallesi’nden taze bir duvar yazısı

Gazi Mahallesi’nde üç gündür (14 Şubat Pazar) sürdürülen bir polis ablukası var. Yaşananların aktarılması, anlaşılması için buna dair bir şeyler yazılması gerek. Ben de bu ablukayı başından beri gözlemleyen bir mahalleli olarak olan biteni anlatmak istiyorum. Yazıya giriştiğim şu vakit; dışarıda mahalle üzerinde dolanan helikopterin sesinden aşağıda zırhlı araçlardan atılan ses bombaları ve mahalle sakinlerine yönelik yapılan anonslara varıncaya dek bir olağanüstü halin varlığı eşlik ediyor bana.

Bugün, dün olduğu gibi yine mahallenin giriş çıkışları özel harekat polislerince kuşatılarak, mahalleye otobüslerin girilmesine izin verilmiyor. Polis zırhlı araçları cadde üzerinde bir aşağıya bir yukarıya anonslar yaparak turluyorlar. Eylemlerin uzağında kalan sokaklara bile sürekli girip çıkıyorlar. Kaldırımlarda kendilerini izleyen birkaç kişinin yan yana geldiğini gördüklerinde hemen “dağılın” uyarısı yapıyorlar. Hemen akabinde de plastik mermi ve gaz bombası atıyorlar. Pazar günü hastane önünde oturanların üzerine yine aynı bu şekilde uyarılar yapılarak insanların üzerlerine plastik mermi sıkmışlardı. Mermilerden birinin gözüne isabet etmesi sonucu Suriyeli bir genç yaralanmış ve müdahale edilemediği için tek gözünü kaybetmişti.

Olaylar gün gün şöyle gelişti.

14 Şubat Pazar

Abluka, Pazar günü 15.00’da Halk Cephesi tarafından düzenlenecek olan “Büyük Kürdistan Yürüyüşü” öncesinde başlamıştı. Halk Cephesi günler öncesinden Kürdistan’da yaşanan katliamlara ilişkin kapsamlı bir eylem planlamıştı. Önceki gece Gazi Karakol’una polis yığınağı yapılmıştı bile. Polis yürüyüşe izin vermeyeceğini belli ediyor ve “ben de hazırım” diyordu.

İlk olarak öğleye doğru saat 14:00 civarı Toplum Tıp Merkezi yan sokağına 4 zırhlı polis aracı girdi. Etraftakiler daha ne olduğunu anlayamadan zırhlı araçlarından inen PÖH’ler adeta bir şov edasıyla sokağın başına doğru gelerek ellerindeki silahlarla poz verdiler. Bu esnada Gazi Özgürlükler Derneği (hemen karşısı) önünde eylem saatini bekleyen Halk Cepheliler, gençlere yönelik polisin provokasyona gelmemeleri konusunda sıklıkla uyarılar yaptılar. Hemen ardından polisler araçlarına binerek caddenin çeşitli yerlerine –konuşlanmak üzere- dağıldılar.

Yürüyüşe henüz bir saat vardı. Saat 15’e doğru eylem yerine inmek isteyenlere akreplerden biri gaz bombaları ile saldırmaya başladı. İlk saldırı sonrası toparlanmaya çalışanlara Dörtyol, köşe durağı ve Cemevi bölgesinde polis saldırısı devam etti. Toparlanmaya çalışanlar cemevi, Gazi Özgürlükler Derneği ve etraftaki sokaklarda barikatlar kurdular. 3 adet TOMA ve 6 Ural/Akrep zırhlı aracı caddeden hiç çekilmedi. Kitle de bir türlü toparlanamadı. Polis saldırısından kendini korumak için etraftaki dükkanlara girenlerin peşlerine atılan gaz kapsüllerinden birçok dükkanın tabela ve camları kırıldı. Aynı şekilde Cemevi binasının camlarına ve bahçesine onlarca gaz bombası atıldı. Cemevi yemekhanesinde kırk yemeği yiyen insanlar içeride mahsur kaldılar. İçeride birçok kişi gazdan etkilendiği için baygınlık geçirdi. Bayılanlar saldırı sürdüğü için bir süre dışarıya çıkarılamadı. Uyarılara rağmen dışarıya çıkmak isteyen, direnişçilere yarım ağızlı da olsa serzenişte bulunanlar vardı. Gazdan kötü olanlara ayran ikram edenler de. Yemekhane boşaltılıp, yaralılar gazeteciler eşliğinde hastaneye götürüldü. Yaralılarla dışarıya çıkabilenler çıktı. İçeride kalanlar ise bir yandan polis ile çatışıyor bir yandan da polisin içeriye olası müdahalesine karşı kapılara barikat hazırlıyordu. Akrepler Cemevi etrafını sardıktan sonra içeriye girmek için birkaç kez teşebbüs etti. Ancak giremedi.

Cemevinde çok vakit geçirmemek, diğer sokaklarda direnenlere destek olmak amacıyla bir yol bulunup dışarıya çıkıldı. 25-30 kişi yaralıların bulunduğu Toplum Tıp Merkezi önüne gelerek, hastane önünde oturma eylemi yaptı. Oturanların üzerine plastik mermi sıkıldı. Gözünü kaybeden arkadaş (Suriyeli genç) burada vuruldu. Hastane önündeki direnişçiler sloganlar eşliğinde hızlıca karşı sokaklara dağıldı. Havanın kararması ile birlikte polisin saldırısı daha da arttı.

Cemevi önünde konuşlanan TOMA ve akrepler bir çevik kuvvet servisi ile birlikte Eftelya pastanesi önüne geldiler. İçeride bulunan onlarca kişiyi döverek gözaltına aldılar.

Gözaltıların ardından yaralananların sayısı da artmaya başladı. Gerçek mermi ile vurulanlar oldu. Yaralılar için gelen ambulanslara dahi izin verilmedi. Bu yüzden birçok yaralı özel araçlarla hastanelere taşındı. Polisin eylemcileri gerçek mermi ile hedef almasının ardından ilerleyen saatlerde Cephe milisleri de polise molotof ve silahlarla karşılık verdi. Gece boyunca çatışmalar devam etti.

Gün boyunca polisin saldırılarına dağınık bir şekilde karşılık verildi. “Halk Cephesi’nin eylemine saldırıldı” düşüncesi yerini “mahalleye dönük bir saldırı var” düşüncesine bıraktı. Yine de örgütlülük anlamında saldırılar karşısında Halk Cephesi haricinde bir siyasi irade yoktu. Halkın polise olan tepkisi caydırıcı bir güce dönüşemedi.

15 Şubat Pazartesi

Ertesi gün sabahına mahalle yine polis sirenlerine uyandı. Polis bir süreliğine çekildiği yerlere yeniden konuşlandı. Zırhlı araçlar mahalleyi bir başından sonuna dek turlamaya başladı.

Halk Cephesi yeni açıklamasıyla direnişin süreceğini ve Gazi halkını saldırılar nedeniyle gerçekleşemeyen “Büyük Kürdistan Yürüyüş”üne davet etti. Eylem saati bu kez 16.00 olarak duyuruldu. Öğleye doğru Gazi girişinden yukarıya doğru çıkan bir Ural tipi zırhlı polis aracı Halk Meclisi önünde durarak “inlerinize kadar gireceğiz” “yiyorsa gelin” şeklinde anonslar yaptı. Dörtyol tarafında da “Sultangazi halkı olarak bu seçimlerde oyunuzu bize vereceksiniz” şeklinde anonslar duyuldu. Anonslara tanık olanlardan ayakkabıcı esnaf bir abi “serseri bunlar, kafayı yemişler” dedi. “Bizimle alay ediyorlar” diye söylenenlerin peşine koşarak gelen çocuklardan biri de “abi aşağıda polis, ‘domates domates’ diye anons yapıyor” dedi. Mahalle halkına göre daha önce de böyle şeyler olmuştu ancak bu kez daha farklıydı. Resmen alay ediyorlardı…

Eylem saatine doğru Eski Karakol ve etrafına akrep ve TOMA’lar gelmeye başladı. Toparlananlar sloganlar eşliğinde pankartın arkasında yürünmeye başladı. Yaklaşık 50 mt yüründükten sonra Ural tipi akrepten yürüyenlerin üzerine ses bombası atıldı. Kısa süreli bir paniğin ardından çatışma başladı. Ara sokaklardan bir araya gelebilenler caddeye inerek barikat kurmaya başladılar. Polis yeniden saldırdı. Ardından direnişçiler çatışmayı Cemevi bölgesine doğru çekmeye çalıştılar.

Akşam ile birlikte yeniden şiddetlendi çatışmalar. Vurulanlar olduğu haberi yayıldı. Önceki gün polisin gözaltı için girdiği Eftelya Pastanesinin hemen yan sokağında (1414) mahalleli iki genç polis tarafından kurşunlanarak vurulmuştu. Diğer vurulanlardan birisi de Suriyeli bir gençti. Hepsinin de durumları ağırdı. Haberi alanlar Toplum Tıp ve Gazi Hastanesine önüne koştu. Yaralıların haberi ile birlikte toplanan kalabalık cadde üzerinde sloganlar atmaya başladı. Haber sosyal medyada yayılınca mahallelinin polise tepkisi artmaya başladı. Evlerden tencere tava ile direnişçilere destek verildi.

Çatışmalar gece yarısına dek sürdü. Cephe milisleri cadde üzerinde birçok zırhlı akrep ve TOMA aracına molotof ve silahlarla karşılık verdi. Çatışmalara PHG ve YDG-H’lılar da bir süreliğine destek verdiler.

 

Abluka ve direniş 50 saati geride bırakırken, Gazi Özgürlükler Derneği balkonunda marşlar çalmaya devam ediyor…



Yorum yok

Ekleyin