Çinçin Mahallesi: Herkes herkesle dostmuş gibi

Emre Yüksel |

Kimisinin dolmuş tabelasında ismini görünce bile korktuğu bir mahalle burası. Gitmek isteyenlere “Gidilmez oraya la! Manyak mısın?!” der Ankara’nın, durumu buraya nazaran daha iyi yerlerinde yaşayan insanları.

2013-11-21 15.59.55Kimisinin dolmuş tabelasında ismini görünce bile korktuğu bir mahalle burası. Gitmek isteyenlere “Gidilmez oraya la! Manyak mısın?!” der Ankara’nın, durumu buraya nazaran daha iyi yerlerinde yaşayan insanları. Ben de çekindim ilk başta. Ama beni bu konuda cesaretlendiren, Ankara’nın çeşitli kafelerinde yapılan film gösterimlerinde tanıştığımız Umut abi oldu, sağ olsun. Çinçin’e girmeye polis de korkarmış eskiden.  Gün geçtikçe her şey değişmiş. Mahallenin büyüklerine bu konuyu sorduğumda yüzleri asık bir şekilde anlattılar gerçekleşen değişimi. Yapılan toplu konutlara sevinen de var, şiddetle karşı çıkan da. Çinçin’e beni taksici Mahmut abi götürdü. Burada doğup, burada büyümüş. İnanır mısınız tek kuruş para da almadı benden.

“Karnımız acıktığında girdiğimiz evin kime ait olduğunun önemi yoktu.”

Mahallenin girişinde polis kontrolü var. Mahmut abiyle uzaktan fark ediyoruz. “Bizi de çevirirler mi?” diye soruyorum. “Yok,” diyor, “taksileri direkt geçiriyorlar.” Çevirmeye yaklaştığımızda taksinin önünden yavaş adımlarla yürüyen küçük bir çocuğun, ellerini arkaya koyarak yaptığı garip işaretler dikkatimi çekiyor. Anlam veremiyorum doğrusu. Mahmut abiye soruyorum: “Bu çocuk n’apıyor abi?” Gülerek “İleride çevirme olduğunu haber veriyor, ne olur ne olmaz diye” cevabını veriyor. Mahmut abiyle birlikte ben de gülüyorum. Daha sonra anlatıyorlar tabii burada insanların birbirini nasıl koruyup kolladığını. Aklıma ilk gelen şey, bir Barış Bıçakçı kitabı ismi olan “Herkes herkesle dostmuş gibi” oluyor.

Karşımıza çıkan ilk kahvehanenin önünde duruyoruz. Çinçin’i, mahallenin siyasi ve kültürel geçmişini, yapılan yeni konutları konuşuyoruz. Çinçin’den ayrılırken içimde kalan tek pişmanlık mahallenin kadınlarıyla konuşamamak oluyor. Ama “Söz,” diyorum kendi kendime “Bir gün yine yolum düşerse buralara onları unutmayacağım bu sefer.” Neyse, bu kadar çene ile yeterince yordum sizleri. Şimdi sözü Çinçin’in gerçek sahiplerine bırakalım.

2013-11-21 15.47.23

[caption id="attachment_10485" align="alignleft" width="300"]CİHAN YILMAZ (KAHVEHANECİ) Cihan Yılmaz / Kahvehaneci[/caption]

16 yıldır bu kahvedeyim. Burada insanların yaşamı bu şekilde kahvede geçiyor. Sabah geliyorlar, akşama kadar oyun oynuyorlar. Ama parasına oyun oynatmıyorum. Bugüne kadar bir olay da yaşamadık çok şükür. Herkes birbirini iyi tanıyor, herkes birbiriyle dost. Gelip gidenler hep aynıdır. Kentsel dönüşüm projesi bence iyi olmadı. İnsanlar ne yapacak evlerinden olunca o belirsiz. Bu insanlar mahalle yaşamına alışmışlar. Sitelerde apartmanlarda yapabilirler mi hiç?

MURAT KELLECİ

Murat Kelleci / Tavukçu

Çinçin nasıl mı bir yer? Çinçin berbat, gayrimeşrunun bol olduğu, her türlü insanın yetiştiği bir yer. Ama zor şartlar altında yetiştiği bir yer. Neden? Çünkü bu bölgeye yatırım yapılmıyor. Burada yaşayan insanlar hep yoksul. Yoksulluktan da her türlü işlere bulaşıyorlar. Doğru düzgün okulları yok, yaşam tarzları yok. Hep gecekondu. İnsanların tek lüksü kahvehaneler. İşten kahveye, kahveden eve, evden tekrar kahveye… Çünkü sosyal yaşantıları yok. Sosyal faaliyetlerinin olması için paraya ihtiyaçları var. Büyüklerinden nasıl görüyorlarsa, küçükler de aynı şekilde yetişiyor. Kentsel dönüşüm bu yüzden güzel oldu. Kentsel dönüşüm sayesinde güzel okullar yapıldı. Artık polis Çinçin’e giremez diye bir şey kalmadı. Eskiden insanlar birbirine daha bağlıydı. Şimdi devlet buraya daha fazla ağırlık vermeye başladı.

[caption id="attachment_10488" align="alignleft" width="300"]HASAN GÖRCÜ Hasan Görcü / Bakkal[/caption]

Ben kentsel dönüşümü desteklemiyorum. Hakkımızı vermiyorlar ki. Burada gördüğünüz çarpı işaretli evler bir sene içerisinde yıkılacak. O işaretler bu anlama geliyor. Yıkıldıktan sonra ne olacak? Hiç kimseye bir şey söylenmiyor. Bu insanlar nereye gidecek? Burada herkes birbiriyle iç içe. Nasıl alışacaklar?

METİN ORAN

Metin Oran / Emekli (Ortadaki ceketli)

Yeni konutlar yapıldığı için isim değiştirmeye başvurdular. Mahallenin ismi sürekli değişiyor. İnsanlar hep sürekli göçe zorlanıyor. Bu geçmişte de olmuştur. Burada mahalle kültürünü yok ettiler. Mahallemiz çok güzeldi. Son birkaç senedir mahallemiz kötüleşti. Her geçen gün iş sahaları ufak ufak kapanıyor. Burada 10 konutu bir arada bırakmadılar. Aileler hep gitti. Eğer aynı kalsaydı burası, bu gördüğünüz bölge Türkiye’nin siyasi kaderini belirlerdi. Halk geçmişte hep solcu ağırlıklıydı. Doksandan sonra insanların ekonomik gücü düzelince yavaş yavaş farklı yerlere göç etti. Kentsel dönüşüme karşı değilim ama insanları gasp etmelerine karşıyım. Burada 200 metre yeri olan adamın 80 metreye tapusu düşüyor. Burada bir rant dönüyor. Önceden bu ülkede belediyecilik hizmetti, şimdi ticarethaneye dönüştü. Gerçekten ihtiyacı olan insanlara yardım edilmiyor.

[caption id="attachment_10490" align="alignleft" width="300"]MAHMUT KARA Mahmut Kara / Taksici[/caption]

Küçüklüğümüz hep bu gördüğünüz mahallelerde geçti. Herkes herkesin dostuydu. Karnımız acıktığında girdiğimiz evin kime ait olduğunun önemi yoktu. Bunlar hep eskide kaldı. Sokakta top oynarken bir anda polis hepimizi toplar, ne olduğunu anlayamadan kendimizi karakolda bulurduk. Neymiş efendim, karakolu temizleyecekmişiz. Temizlerdik karakolu. Sonra tekrar bizi minibüsle mahallemize bırakırlardı. Top oynamaya devam ederdik hiçbir şey olmamış gibi. Burada operasyonlar çok olur. Çatışmalar falan. Mahallelerin ortaların direkler diktiler artık tabii, kameralı hepsi. Direkt enseliyorlar. Ben çok şükür helalimle para kazanıyorum artık. Kendi taksim var. Evlendikten sonra her şeyi bıraktım. Biz de bir şeyler yapardık elbet ama kimseye zararımız olmazdı. Bizden sonraki nesil baya bozdu. Bir gün iki evin arasına düştüm, bütün herkes seferber oldu beni kurtarmak için. İşte burası böyle bir mahalleydi. Şimdi eski Çinçin kalmadı. Kentsel dönüşüm ile birlikte iyice bozuldu mahalle kültürü.

umut tunç

Umut Tunç / Mühendis

Biz küçükken hep bir aradaydık. Evlerimiz birbirine çok yakındı. Sabahtan akşama kadar sokaktaydık. Bilye oynardık, top oynardık. Yapacak bir şey bulamadığımızda birbirimizi döverdik. Ama hep birlikteydik. Akşam acıktığımda bana en yakın eve girer yemeğimi yerdim. Bunu insanlara anlattığımda inanılmaz geliyor ama öyleydi. Çinçin’e polis giremezdi pek. Bunun bir sebebi de sokakların dar olması. Polis anca yaya olarak girebiliyordu mahalleye. Onlar için de zor oluyordu bu tabii. Mahallemizle ilgili siyasi efsaneler de var. Örneğin çoğu kimsenin bildiği “Faşizme kayan Mahir Çayan” sloganı Çinçin’den çıkmıştır. O yazıların yazıldığı gecekonduların hepsinin yerine apartman dikildiği için ispatlayamıyoruz. Bu yazıyı siyasi duruşu olan insanlar değil, direniş içerisinde olan mahalleli yazmış. Hayata karşı duruşu olan insanlar.  Tabii şimdi eski Çinçin kalmadı. Arada tek bir benzerlik yok. Gazi Mahallesi’ne uygulanan politikalar buraya da uygulandı.yazisonuikonu



  1. emek

    Harbiden de “bilye” ne ya! Hakiki bir Mamak, Altındağ çocuğu “misket” der ona. Ne kadar yüzeysel bir yazı olmuş; çok dışarıdan (bir Antropolog edasıyla) ve (“şirin mi şirin gecekondu evleri” modunda) tam bir orta sınıf/küçük burjuva romantizmi/güzellemesi anlatısı ile kurgulanmış. Ayrıca, mahallenin geçmişindeki devrimci geleneğine dair anlatı nerede, ve hatta devletin eliyle bu mahallelerin suçlulaştırılması sürecine dair bir soru dahi sorulmamış. Oysa, tıpkı Ankara ve İstanbul’daki diğer devrimci geleneğe sahip mahallelerin de yaşadığı, yaşayacağı bir sürecin benzeri olarak yaşanan bu sürecin betimi ile, kentsel dönüşümün sebebi ve sonucu da bu bir bağlam içinde irdelenebilseydi daha doyurucu, daha derinlikli ve o insanların yarasına merhem olacak bir yazı olabilirdi.

  2. Kadri baba

    Kim demiş polis giremezmiş Çinçin Karakolu polisi ile oranın halkı zafen hep içiçe olmuştır çinçinli çankayada, balgatta suç işlemiş gelip çinçin polisine teslim olmuştır, dişaıdan gelen polisler tek başına mahallede çalışamazdı bölgeyi bilen karakol polisini yanııa alırdı başarılı olabilmesi için 1985-1991 tarihleri arasında orda çalıştım, Çinçinliye bir selam ver 40 yıl seni sırtında taşısın, selam olsun hepsine Bakkal idrise, pala dayıya Kamber muhtara, kahveci faiğe, muhtar binaliye, sarı satıya, toplayanlara, yetişlere, kırslara, aymergenlere, bakkal ismaile, fırıncı sabriye , mermerci gardaşlara, hepsine selam olsun çinçinin delikanlılarına,


Yeni yorum ekleyin.